Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1713
 

Dışsal Uyum İçimizde Başlar !

Dışsal Uyum İçimizde Başlar !
 

Gustav Klimt / Öpücük Tablosu


Duygusal ilişkilerimiz olmazsa olmazlarımız. Neredeyse hayatımızın büyük bir bölümünü işgal eder.

Âşık olmak, sevmek, sevilmek, anlaşılmak ve sevgiyi paylaşmak hemen hemen hepimizin ihtiyacı olan bizi besleyen, enerji veren temel duygulardır.

Hepimiz duygusal bir ilişki içinde olmak, sevilmek, sevmek, değer görmek, anlaşılmak, paylaşmak ve mutlu olmak isteriz.

Ancak bazen duygusal ilişkilerimiz yürümez ve ilişkiyi noktalamak zorunda kalırız.

Yaşadığımız ilişkiden ne kalmış diye geriye dönüp baktığımızda ise sadece bir yıpranmışlık hissi, büyük bir üzüntü ve hüsrandır bize kalan.

Çiftlerin birbirini anladığı, saygının, sevginin eksik olmadığı,  etkin bir iletişimle geliştirilmiş, empatinin ve özeleştirinin yoğun olduğu duygusal ilişkiler çoğunlukla başarıyla yürür ve pek az sorun çıkar böylesi güçlü ilişkilerde. Bu ilişkiler kolay kolay noktalanmaz.

Peki, yıpranmış, bitmekte olan veya enerjisi düşmüş bir ilişkiyi canlandırmak mümkün müdür?

Evet, kesinlikle, mümkündür.

Nasıl mı? 

Çok basit.

İşe önce kendimizi değiştirmekten başlayarak!

Çünkü biz ancak kendimizi değiştirip, dönüştürdüğümüz zaman, karşımızdaki insanı değiştirebiliriz. 

Hadi gelin birlikte bakalım, nasıl değişeceğiz ve karşımızdakini nasıl etkileyip değiştireceğiz?

Öncelikle şu bilgiyi hiç unutmayalım, yaşadığımız tüm ilişkiler bize aynalık yapmak, yani hayatımıza hizmet etmek için vardır. Duygusal ilişkilerimiz bize birebir kendimizi göstermek içindir ve aslında büyük fırsattır.  

Önceki yazılarımdan birinde, “İstediğimiz ilişkiyi değil ama ihtiyacımız olan ilişkileri yaşıyoruz” başlıklı bir yazım vardı hatırlarsanız. Orada da bahsetmiştim, dışımızda geliştirdiğimiz her türlü duygusal ve diğer ilişkiler bize bir eksikliğimizi göstermek üzere gelirler.

Diyelim ki, eşinizden/sevgilinizden yeterince saygı ve sevgi görmediğinizi söylüyorsunuz.

Gayet eminim ki, bunu söyleyen kişi, tüm ilişkilerinde gerçekten de saygı ve sevgi görmemiştir.

Peki, neden milyarlarca insan eşinden/sevgilisinden saygı, sevgi ve değer görüyor da, bu kişi görmüyor acaba?

Cevap, basit.

Çünkü bu kişi maalesef karşısındaki insanlara saygı, sevgi ve değer vermiyor.

Hemen soruyu sormak lazım bu durumda.

Acaba ben kimlere saygı ve sevgi göstermiyorum da, sevgilim/eşim bana sevgi ve saygı göstermiyor?

Çünkü hayat bir yansımadır sevgili okurlar. Biz ne verirsek, aynen, bire bir ve istisnasız onu alırız. 

Evet, özeleştiri çok önemli, mutlaka bu soruyu sorun kendinize ve lütfen çok iyi düşünün.

Siz kimlere saygısızlık ve sevgisizlik yapıyorsunuz ki, aynı enerjide insanlarla karşılaşıyorsunuz sürekli?

İlk etapta insanlar bu çalışmayı yaparken hemen reddederler.

“Aaa hayır canım daha neler, ne münasebet ben çok saygılı ve sevgili bir insanım, hiç kimseye saygısızlık yapmam!” derler :)

Ben de gülerim tabii, iyi düşün derim, tekrar düşün.

“Ya da dur, ben senin yerine düşünüp, hatırlatayım arkadaşım” derim.

Sana günaydın diyen güvenlik görevlisine cevap vermeyen sen değil misin?

Markette ufak bir hata yapan kasiyer kıza, avaz avaz bağıran, hakaret eden sen değil misin?

Sabah seni telefondan yanlışlıkla arayan insanı azarlayan sen değil misin?

İş yerinde hata yapan elemanına herkesin içinde bağıran sen değil misin?

Tüm bunlar saygısızlık ve sevgisizlik değil mi peki sevgili arkadaşım?

Bulduğumuz tüm bu örnekleri içtenlikle hatırladığımızda ve kabul ettiğimizde önemli bir dönüşüm içine girmişiz demektir. Farkındalık artmaya başladıkça, enerjimiz de değişir.

Sonrasında saygısızlık ve sevgisizlik yaptığımız insanları hayalimizde canlandırıp onlardan özür dilemek, enerjimizi iyice yükseltir.

Değişimimiz  ve dönüşümümüz artık iyice hızlanmıştır.

Ne zaman, gerçekten hayatımızdaki herkese saygılı ve sevgili davranırsak, işte o zaman sevgilimiz/eşimiz de bize saygılı ve sevgili davranmaya başlayacaktır.

Aslında ne kadar kolay değil mi?

Formül çok basit, sadece sevgi ile dolu olmak, sevgi vermek, sevgiyi yaşamak ve karşılığında da bol bol sevgi ve saygı görmek !

Dışsal uyum, içinizde başlar, bunu hep hatırlayın.

Saygılarımla,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar, ama dikenleri birbirine batar. Birbirlerinden ayrıldıklarındaysa soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar ''Engin GEÇTAN Yazı nedense bana bu sözleri hatırlattı.Çok alakasız olmamıştır umarım.Yazının kendisi de bir nevi ayna oldu benim için.En inatçı insanın bile, yüzleşmesini sağlayacak etkiyi yaratacak türde bir yazı olmuş(en azından ben de böyle bir etki yarattı).Teşekkürler,saygılar,sevgiler..

die stimme des mondes 
 10.01.2012 17:35
Cevap :
Günaydın Yücel Bey. Ne güzel bir örnek böyle, teşekkür ederim. Vermiş olduğunuz örnekten yazının mesajını çok net olarak almış olduğunuz açık. Aynalıklarınızın sizi mükemmeliğe ulaştırması dileklerimle, teşekkürler, sevgiler, selamlar sunuyorum.  11.01.2012 8:56
 

Dışsal uyumumu içimden başlatıyorum. Farkındalığımı arttırdıkça da enerjimi yükseltiyorum. Nasıl? Yazınızı anlamış mıyım? Sizce de kocaman bir AFERİN SANA'yı! Hak etmiyor muyum? Ne dersiniz? Sizce de enerjimi yükseltebilecek miyim? (Önemli not: Yorumumu pazartesi sabahı okuyup, yorumlayacağınızı da bildiğime göre... Nilgün hanımı da Pazartesi Monotonluğu'ndan kurtarabilecek miyim?) Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 07.01.2012 22:05
Cevap :
Günaydın Cem Bey'ciğim, aferim hakikatten siz bu işi öğrendiniz :)) İşin şakası bir yana, sizin MB'da yazmaya başladığınızdan günden, bugüne kadar içsel uyum konusunda ilerlediğinizi fark etmemek mümkün değil. Bu uyum hem yazılarınızda, hem de yorumlarınızda gözle görülür şekilde kendini hissettiriyor. İçsel uyumunuz günden güne artsın nirvana ulaşın inşallah :) İyi haftalar, sevgiler, saygılar.  09.01.2012 8:57
 

Merhaba, Yazınıza katılmakla birlikte bir noktada aslında farklı da düşünüyorum. Kişi istemediği bir davranışa maruz kalıyorsa, illa ki başkalarına da öyle davrandığı için olmayabilir. Bunun sebebi korkularından da kaynaklanabilir. Örneğin kişinin kendisine özgüveni yoksa, saygızca davranıldığında kendini küçük, aşağılanmış vs. hissediyorsa ilişkilerinde aksine herkese saygılı davranıyordur ki insanlar da bana öyle davransın diye. Fakat korkuları sürekli saygı görmeye odaklı olduğu için de devamlı kendisine saygısızca davranan insanlarla karşılaşıyor olabilir. Sevgi ve saygıyla,

Burcu ile İyi Şeyler 
 05.01.2012 15:06
Cevap :
Merhaba Yeni Ay, aynalık prensibi ruhsal tekâmülümüzde korkularımızın farkındalığına hizmet eden çok önemli bir araçtır. Kızdığımız, öfkelendiğimiz, sinirlendiğimiz, korktuğumuz ve bizi rahatsız eden her olay bize içsel enerjimizi gösterir. Yazımda korku enerjisinin üzerinde durmama nedenim, son zamanlarda kişisel gelişim uzmanlarınca “korku”nun fazlaca abartılmış olması ve bunun beni rahatsız etmesidir. Korku kelimesi o kadar çok telaffuz ediliyor ki, artık insanlar ister istemez, korku enerjisiyle dolmaya başladılar. Sevgi enerjisiyle yapacağımız aynalık çalışmaları, barındırdığımız her türlü negatif enerjiyi başarıyla yok edecektir. Dikkatiniz için teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler, saygılar.  05.01.2012 16:29
 

Önceleri hiç kabullenemezdim bu durumu başıma gelen kötü şeylerin beni üzen yıpratanların aslında kendi niyetlerimin bana yansıması bana geri dönüşü olduğunu.Yıllarca uğraştım bu konuda bazı şeyleri aşmak adına ve aştım da ve şimdi otomatik olarak bir bir gelecekleri tahmin etmeye başladım çünkü ben beni bilir oldum bazen kendime şaşıyorum bu konuda.Bu yorumda biraz ego yaptım farkındayım ama bunları seninle konuşmak ta bana ihtiyaç Nilgün'üm sevgilerle.

Şennur Köseli 
 04.01.2012 18:23
Cevap :
Şennur'cuğum, çok haklısın ve seni benden daha iyi anlayan yoktur sanırım. Bu insan aklımızla kabullenmesi öyle zor bir durum ki. Ego yanımız, dualitede yaşıyor olmamız bu durumu büsbütün zorlaştırıyor. Ama bir kez kalpten ve içtenlikle bunun sorumluluğunu üzerine alırsa insan, o zaman yaşadığı mutluluk öylesine büyük oluyor ki. Niye biliyo musun? Yyaşadığın her iyi veya kötü şeyin sorumluluğunu üzerine almak, insanı devamlı doğru davranmaya, mutlu olmaya ve pozitif yaşamaya mecbur kılıyor. Zira biliyoruz ki, önceki yaşadığımız olumsuz deneyimler, yoğun mutsuzluğumuzun, negatif tutumumuzun ve sorumluluğu üzerime almamamızın etkisiydi. Aynen senin dediğin gibi işte canım, sen seni bilir olduktan sonra, yaşayacaklarını da görüyorsun. Öpüyorum güzel arkadaşımı, mutlu ve huzurlu bir gün dilerim canım, sevgilerimle.  05.01.2012 11:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 561
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8351
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster