Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
7600
 

Diyarbakır açılımı; 'teröriste ağlamak' ve puzzle okuması...

Diyarbakır açılımı; 'teröriste ağlamak' ve puzzle okuması...
 

Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven


Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in açıklamaları ses getirdi. Tıpkı Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın “Haliçte Yaşayan Simonlar”  kitabında söz ettiği gibi ‘devletin yanlış yaptığı’nın itirafı anlamına gelecek sözler politik gündeme oturdu.

Siyaset cephesinden olumlu eleştirilerin yanında sert yanıtlarda aldı Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven. Özellikle MHP Grup Başkan vekili Oktay Vural’ın “Kendisi teröriste ağlayacağına, önce bu milleti ağlatan terör örgütüyle mücadele etmesini bilsin. Adam gibi terörle mücadele et, senin görevin terör örgütüne şirin görünmek değil. Böyle bir teslimiyet anlayışı terör örgütünü cesaretlendirir psikolojik destek verir” sözleri dikkat çekti.

Vural,  “Diyarbakır Emniyet Müdürü teröriste ağlayacağına, önce bu milleti ağlatan terör örgütüyle mücadele etsin. Ağlamaktan sorumlu Başbakan Yardımcısı vardı şimdi ağlamaktan sorumlu emniyet müdürü var. Sen önce adam gibi terörle mücadele et, senin görevin terör örgütüne şirin görünmek değil. Böyle bir anlayış terör örgütünü cesaretlendirir. Nereden geldin, kim getirdi seni? Fikir ve düşüncelerin neyse bunu devletine ve amirine söyle. Basın mensuplarıyla toplantı yapıyormuş. Hükümet demek ki Oslo’da bahsettiği vali ve emniyet müdürlerini göreve getirmiş...”

 CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’e Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in sözleri sorulunca, “Onu Arınç’a ve Başbakana soracaksınız. Onların memuru, onların sözcüleri” dedi. Tekin,barış için her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduklarını da ifade etti.

 Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven medyaya yansıyan açıklamalarında, ‘Bahçeşehir Üniversitesi’nde 2005’de bir konferansta salondakilerin büyük ünlemlerle bakmasına sebep olan bir cümle kurdum, biraz eleştirildim. Ama, dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz demiştim. Ama eline silah alıp çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız, devlet değilsiniz. Ben bu iki cümle arasında gidip geliyorum. Benim yitik evladım dağa çıkmış keşke ulaşabilseydim, keşke ona normal bir hayat sunabilseydim. Keşke terörize olmasına mani olabilseydim diye ağlarım. Yani her teröriste de içim ezilir. Bu Diyarbakır’ın kaderi olmamalı gözyaşı, kan. Bu coğrafya tarihi dokusuyla, insanıyla çok güzel bir coğrafya. O kadar güzel insan yetiştirmiş ki fakat şimdi canavarlar üretiyoruz niye? denetimsizlikten, kontrolsüzlükten, insana ulaşamadığımızdan, insan odaklı hizmet veremediğimizden, başka birşey değil.

Nasıl özeleştiri yapmayayım. Benim karakoldaki memurumun kötü davranmasıyla, kontrollerimde yaptığım bir aşırı güçten ötürü zaten sosyal yaşamda tutunamamış bir çocuk. Ben yüzlerce özgeçmiş okudum istihbaratayken. Bu çocuklar yazmış ‘ulusal kurtuluş savaşımıza katkıda bulunmak istiyorum’ diyen son cümleyi. Evladım yaşın kaç ‘12, babam işsiz, annemi dövüyor, sosyal çevre berbat, okula bütçe yetiremiyorum’ adam sosyal yaşam savaşını devam ettiremiyor ‘ben savaşacağım’ diyor. Bundan ne anlamamız lazım, çocuk bulunduğu yerden kaçıyor. Bunun kaçmasındaki bir sebeplerden biride bensem. Bu toplumda bir sıkıntı varsa, bunu ortaya koymazsak nasıl çözeceğiz? tabiki konuşacağız. Kaybettiğimiz insan çünkü. Patır patır insanlar ölüyor. Her birinin hayalleri, sevgilisi, aşkı var. İnsanları öldürüyoruz, sevgilerini öldürüyoruz, yüreklerine çim koyuyoruz. Adam bana bakıyor, evladım niye böyle bakıyorsun diyorum, ‘Siz işkence yapıyorsunuz’ diyor. AB uyum sürecinde en fazla uyum sağlayan biziz niye bana öyle bakıyorsun? çocuk efsanelerle bir dünya yaratmış kafasında” demişti.

Emniyet Müdürü’nün açıklamaları politika gündemini belirlerken OdaTv haber sitesinde yer alan bir haberde verilen ayrıntılarda dikkatlerden kaçmadı. Haberde Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in 14 Haziran 2001 günü dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un masasına “Ergenekon” şemasını getiren kişi olduğu iddia ediliyordu. “İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin hazırladığı “Ergenekon” şemasıydı o. Şemayı getiren aynı dairede görev yapan, bugünün Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’di. Emniyet Müdürü Sabri Uzun bu şemanın delilini istedi. Delil İstanbul’dan geldi: Tuncay Güney’in otomobil kaçakçılığı nedeniyle gözaltına alındığı, ama her nedense İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin de katıldığı sorgusu! Hatırlatmak lazım; Tuncay Güney gözaltına alınmadan önce polislerle bir lokantada buluşmuş, yemek yemiş, öyle “teslim” olmuştu!

Şemanın en üstünde kimin ismi vardı dersiniz: Bugün Balyoz Davası’nda hakkında hüküm verilmiş Çetin Doğan! Yani daha ortada ne plan semineri, ne Balyoz kelimesi vardı, ama Çetin Doğan ismi piyasaya sürülmüştü.”

AKP Grup Başkan vekili Ahmet Aydın’dan da Emniyet Müdürü’nün açıklamalarına destek geldi. “İktidara geldiğimiz günden bu yana yapmaya çalıştığımız, ‘analar ağlamasın, acılar, gözyaşları dinsin’ diyoruz. Ana, anadır. Yüreği dinsin. Ne olursa olsun. Artık ‘edi bese’ diyoruz. Her anlamda yeter diyoruz, bu iş bitsin diyoruz. Bu manada da yapılması gereken neyse, atılması gereken adımlar neyse, atmaya başladık.” dedi.

BDP’de Emniyet Müdürü’nün açıklamalarını olumlu buldu. Sırrı Sakık, “Türkiye’de çok alışık olmadığımız bir ses. Türkiye’nin aslında bu seslere ihtiyacı var. Emniyet Müdürü, vicdan muhasebesi yapıyor, bir özeleştiride bulunuyor” dedi.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in açıklamaları üzerine çokça örnek bulmak mümkün. Siyaset, sivil toplum örgütlerinin genelde olumlu bulduğu açıklamaları yargıya taşıyan, suç duyurusunda bulunanlarda var.

İsterseniz daha sonra devam etmek üzere AKP kongresi öncesinde Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün  başında olduğu Türkiye Değişim Hareketi’nin kamuoyuna yansıyan görüşlerine de bir bakalım.Vatan’da yer alan  “Türkiye Birleşik devletleri Olsun” başlığı ile verilen haberde; Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür “Sarıgül’ün Kürt Çözümü” başlıklı yazısı “AK Parti, CHP ve hatta BDP’yi bile şaşırtacak çözüm önerisi sundu” diye değerlendiriliyor.

TDH Genel sekreteri Hasan Aydın’ın yazısından alıntı yapan Övür, ‘Kürt sorununa’ çözüm olarak “Amerika'nın Birleşik Devletleri oluyorsa (ABD) Türkiye Birleşik Devletleri de olur. Avrupa Birliği (AB) devleti oluyorsa Türkiye Birliği devleti de olur. Bal gibi olur. Federal Almanya oluyorsa, Federal Türkiye de olur.” dediğini ifade ediyor.

Normal koşullarda kamuoyu gündeminde ses getirecek TDH görüşleri AKP’nin kongresi öncesinde kaynadı gitti, tartışılmadı veya yok sayıldı. AKP/Erdoğan’ın yapacağı kongre konuşması öncesi -büyük beklenti yaratılan-  ayağa verilen pastı.

Kongre sonrası Erdoğan’ın konuşması sonrası ‘kongrede yeni bir şey söylemedi’ değerlendirmelerini de anımsattıktan sonra devam edelim; Özal’ın ‘konfederasyon’,  Evren’in ‘Türkiye 8 bölgeye ayrılsın’, AKP’nin ‘Yerel Yönetimler yasa tasarısı/taslağı/paketi’ vb. puzzle/yapboz parçaları...

Yukarıda yazıya alınan görüşler/açıklamalar belki on yıl önce ortaya atılsaydı komplo teorisi der geçerdi siyaset esnafı ama şimdi öyle değil. Ciddi ciddi çalışmalar, siyasi değerlendirmeler yapılıyor, aslında toplum mühendisliği demek daha doğru olur. Diyarbakır  Emniyet Müdürü’ne yöneltilen sert eleştiriler, siyasetin diline egemen olan sertlik barışa hizmet etmiyor ama bir bakıma oy veren seçmenin gazını almaya yarıyor ve alkışlayanlar olduğu sürece de trajedi devam ediyor.

Tabi diğer taraftan Türkiye garip bir ülke. Çelişkilerin en başında da en uç söylemleri  ‘Devletin Emniyet Müdürü’ (Bazı okur hükümet/AKP Hükümeti diyecek) dile getirince kıyamet kopmuyor ama söz gelimi aynı eleştirileri yazan, demokratik tepkilerini ortaya koyanlar ise bir biçimiyle “devlet ile davalık” oluyorlar, örneğin 18 yaşında seçilme hakkı gündeme getirilirken salt iktidarı eleştirdi diye gençlerin gaz/cop/tazyikli su ile sınav edilmeleri tutuklanmaları/yargılanmaları gibi.

Emniyet Müdürünün kendi başına konuşmayacağı gerçeğinden hareketle kartların yeniden dağıtıldığı masada yeni senaryoların tasarlandığı, hayata geçirileceği öngörüsünde bulunmak için komplo teorisyeni olmaya gerek yok.

Hiç kuşkusuz Ankara gündem belirlemede çok usta. Muhalefet ise belirlenen gündeme laf yetiştirmekten başkaca bir işleve sahip değil, kim bilir belki iktidar olacak projeler, cesur politikalar öne sürmektense şikayet etmek, TBMM’de Salı günleri söylev vermek daha cazip.

 İyi seyirler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 0 kez görüntülenmiştir

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çetin Doğan'ın Ergenekon şemasının başında yer almasının nesi tuhaf anlayamadım. 2001 yılında Balyoz davası yokmuş! Peki 28 Şubat da mı yoktu? Çetin Doğan BÇG'nun başkanıydı. Onun için, bırakın adının şemada yer almasının tuhaflığını, bilakis Balyoz davasının 1 numaralı sanığı olmasını da açıklayıcı bir durumdur. Başka türlü katı emir-komuta zinciri içerisinde ve üstlerinden özellikle de uyarı geldiği halde nasıl oluyor da 1. ordu komutanı olarak bu kadar cesaretli ve etkili davranabiliyor? Oda tv'nın yaptığı psikolojik harekât. Yani zihinleri karıştırmak. Saygılar...

Hasan Basri Özgen 
 09.10.2012 15:00
Cevap :
Yanıt niyetine oku... http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1103295&Yazar=EZGI-BASARAN&CategoryID=97  09.10.2012 19:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 822
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster