Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
302
 

Doğru nedir? bence, sence ve Bertan Akpınar'ca

Doğru nedir? bence, sence ve Bertan Akpınar'ca
 

İnsanlar ve düşünceleri olimpiyat halkaları gibi iç içedir ama üst üste değidlir.


Soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya okunuşu aynı olan bir kelime var mıdır?

Herşey görecelidir i kabul ettiren büyük fizikçinin atladığı bir kavramı biliyorum ANA yı soldan sağa yazın, sonra orta harfini ortaya alacak şekilde yukarıdan aşağıya yazın ve sonra hangi yandan isterseniz o yandan okuyun, bütün okumalar ANA yı talaffuz eder ve tartışmasız her çocuğun her yavrunun bir anası vardır ve analık (doğurmuşluk) tartışılmaz.

Ancak bunun gibi her yandan talaffuzu aynı, sahipliği aynı, fonksiyonu aynı (bırakın cümleleri) kelimeler kavramlar var mıdır? Bence yoktur. Çok kurcalanırsa belki tartışılacak bir iki kavram bulunabilir ama tartışılmayacak doğruluğu kesin kavramlar mümkün görünmüyor. 

Bu konuda yönetim yaşamımın başlarında duayenlerden deneyimlerden öğrendiğim bir yöntem der ki; hayat tavla oyunu kadar kesin olmadığından doğrularda zarlar gibi köşeli değildir. 

Doğrular sohbet masasının orta yerine konduğunda bir yerde duracak civa gibi uygun zemin buldu mu durur ama duruş kesin değildir.

Sohbetin muhataplarının her birinin mantığı orta yerdeki doğruyu (civayı) öne arkaya sağa sola kaydırır ve eğer sohbetin tarafları ortak bir mantık arayışında iseler gündemi tartışa tartışa (civayı yoğura yoğura ortak bir şekle sokar gibi) bir noktada uzlaşırlar ancak uzlaşı o günlüktür, daha sonra yeniden değişebilir. 

Bu doğrultuda ikili diyaloglarda çoklu toplantılarda düşünceyi 'bence' diyerek ifade etmek şekillenecek bir doğrunun buluşulacak ortak bir noktanın başlangıcını yapmaktır, makuldur.

Ama bu böyledir diye kesin ifade büyük ihtimalle söyleyenin mantık yenilgisinin başlangıcıdır, çünkü hiç kimse hiçbir konunun 360 derecesini bir çırpıda düşenecek kadar süzülmüş olamaz, olsa bile onlar bu ihtimali düşünecek kadar deneyimli olduğundan belki düşüncesiyle dönecek bir yer bırakacak ifadeler kullanırlar.

Yaşama dair bir şeyi özümseriz özümseriz ama sonuçta kendimizce özümseriz, biri çıkar onu da özümseyecek yeni bir süzgeç ortaya koyabilir.

Herşey matematik olsaydı yaşamda sanırım ruhsuz olurdu.

Yaşamımda hatırladığım ilk aptallığım 18 yaşlarındayken doğrumun herkesçe olabileceği düşüncesini en katı şekilde savunduğum gündü, süreç doğrunun 'bence' olduğunu öğrettiğinden beridir, önce ne diyiyoru anlamaya çalışıyorum...

Bir konuda alakasız doğruları birleştirip ortak bir mantık üretmek mümkün müdür? Bence olabilir...

Çalışma yaşamımda en rahat konuştuğum ve halen mümkün oldukça görüştüğüm Denetim Kurulunda kıdemlim olan çok şey öğrendiğim Üstadım Bertan AKPINAR'la bir konuyu enine boyuna tartıştığımız bir gün konuya dair doğruyu anlatmaya çalışırken DENEDİN Mİ? diye sorduğunda, kısaca denememiş doğrunun olamayacağını öğretmişti.

Yaşamı deneye deneye tüketiriz de? alt alta yazsak kaç doğru edeceğini merak etmemek mümkün mü?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zaten sanırım burada varmak istediğiniz nokta da benim söylediğim şey.Ortak mantık bu anlama geliyor.Herkesin her söylediği doğru olamaz.Bu nedenle dediğiniz gibi insanların ortaklaşa kabul ettikleri (dış etki ve yönlendirmelerden uzak)şey doğruya daha yakındır.

Kerim Korkut 
 24.11.2011 12:26
Cevap :
Ortak doğru yoktur, mevcut şartlarda buluşulan ortak mantık vardır..   24.11.2011 21:51
 

Mutlak doğru iddiasında değilim...Ama doğruya yakınlığı konuşabiliriz. Herkes kendine göre haklı,doğrular/yanlışlar kişilere göre göreceli...Ama o zaman da bunun sonu yok...Napcağız yani? Ağzımızı açıp herkesi dinleyemeyiz ki. İçimizden birisi Sezar olacak ya da Sezarları öne çıkaracağız.Ben kendimce doğrunun tespitinde şöyle bir mantık ortaya koyuyorum:Öneri söylenir.Hedef ya da ilgili kişiler kabul ettiklerini beyan ederler.Ya da kabul etmediklerini.Toplam sayıya kabul edenlerin oranı %76 ve üzeriyse öneri doğru olarak kabul edilir.%76'nın üzerindeki kabul sayıları öneriye desteği artırır ve 100'e yaklaştıkça doğruya da yaklaşılır.100 mutlak doğrudur ya da öyle kabul etmek zorundayız. Sizin ilmi düşünce tarzınızın yanında ben biraz "çoban filozof" kalıyorum ama yine de yabana atmayın.Her yazınızın ayrı bir değeri var.İnsanlar mutlaka okumalı.

Kerim Korkut 
 24.11.2011 12:21
Cevap :
Ortak mantıkta buluşacağız. Selamlar...  24.11.2011 21:50
 

Keşke simit sarayı gibi bir şey olaydı. O zaman işimiz zaten kolay olurdu. Ama bazı postmodernistler ve geyik severler bunu maalesef işte böyle simit sarayına benzetebilmekteler; abartarak hafifseyebilmekteler. Onun için evet, bence de bu konuyu uzun süre incelemeniz ve düşünmeniz gerekiyor. Üstelik niye “herkesin doğrusu kendine” dediklerini de açıklamıştım da zaten:) Hatta aynı şeyi M.Atilla da size yorumunda ayrıca belirtmiş idi. Ne denilmişti? Çoğu insan “kendi göreceli eksiklikleri nedeniyle” bu doğrulara ve açıklamalara pek itibar etmez. Çünkü anlamazlar bile. Ama çoğunluğun bunları onaylayıp, onaylamaması veya değer verip, itibar edip etmemesi de ne doğruyu ne de gerçeği ve gerçeğin de bu olduğunu yok etmez ve değiştirmez de. Gerçek ve doğru öylece durur bulunduğu yerde ve bunları gören, bilen, bulan çok ender sayıdaki “toplumsal ortalamanın üstünde akıl ve mantık becerisine sahip” nadir kişilerde. Diğer büyük bir çoğunluk ise onlara trene bakar gibi bakarlar işle öyle… :))

Filiz Alev 
 15.11.2011 3:27
Cevap :
Espri, sataşma içeren yorumlar ve cevaplara son nokta koymak amacıyla; ben bu tartışmayı felsefe, siyaset ve iktisat okuyan bir grup olarak 1980 kışında bir geceyi sabahlayacak uzunlukta yaşadım, her konuşan kendi açısından haklıydı ve ortak bir doğru yoktu. Sonuçta perspektife göre algıların yorumların olduğunu kimsenin bir diğerine düşüncesini (matematik olmadığından) zorla kabul etteremeyeceğini, perpespektiflerde paradigmaının etkin oldugunu öğrenmiştim. Yine 2000 yılında hayatımın en uzun (15 saat) sohbetinin sonucunda (siyaset-iktisat-insan okumuş) ben ile (pedagoji, hukuk, felsefe okumuş) arkadaşım sohbet konusunda 180 derece farktan 120 dereceye inebildik çünkü paradigmamız ve egitimlerimiz farklıydı. Zaman içersinde sizinle de fark derecemiz azalır ama üst üste oturmak zorunda değil. Selamlar   15.11.2011 11:52
 

Ne alaka Sn. Kanpak?? Arada gerçekten nasıl bir bağlantı kurdunuz, ne gibi bir mantığı var bu cevabınızın hiç anlamak mümkün değil gerçekten. O cümle sadece şunu vurgular: Doğruyu bilmek çok zor bir iştir! Çünkü İnsanların çoğu doğru düşünemezle.! "Bayram vesilesiyle" başlıklı yazımdaki yorumunuza verdiğim yanıtta da zaten bundan söz etmiştim. "paradoksal bir" handikap vardır insan düşüncesinde. Bir gerçekliktir bu. Ve çoğu insan da o handikapa düşer maalesef. Dolayısıyla doğruyu bilmek gerçekten dünyanın en zor işidir. Zaten hayat da sırf o nedenle zordur. Doğru düşünmeyi önce öğrenmek gerekir. Bu bir. İkincisi "Doğru" yine "NİYE" bir kabullenme olsun? Doğruyu bilmek istiyor, doğruyu arıyor insan, bulursa bilirse de sevinecek çünkü böylece, doğru kararlar verip doğruları yapacak, yanılmayacak isabetli işler yapmış ve başarmış olacak mutlu olacak, her şey yoluna girecek. Hadise bu... "kabullenmek"le yani evet gerçekten ne alaka? Ben saray demişim siz fasulye demişsiniz gibi sanki:((

Filiz Alev 
 13.11.2011 22:58
Cevap :
"doğruyu bilmek gerçekten dünyanın en zor işidir" bu işi beceren kaç kişi vardır onları onaylayan kaç kişi vardır. Niye "herkesin doğrusu kendine demişler" bu konuyu uzun süre incelemniz gerekiyor. Aha işte "saray ve fasülye" simit saraı gibi bir şeymi? selamlar...   14.11.2011 19:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 603
Toplam yorum
: 2048
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1143
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster