Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1259
 

Doktorlar, hemşireler ve hasta bakıcılar

Doktorlar, hemşireler ve hasta bakıcılar
 

Yine bir yolculuk ve tüm hüzünleri yüklenerek çıktım yola. Kim bilir bu yolculuk neler getirecek bana. Anıları çıkarıp atıp yeni hayallere yol almak istiyorum ben. Hava günlük güneşlik. Oysa ki ben bu tatilde beyazlarla kaplı bir Bursa umuyordum. Küresel ısınmanın bir sonucu olsa gerek diyorum gazetelerdeki haberleri hatırlayarak...

Bu aralar renklerle kafayı bozdum... Beyaz ve siyah, aklımda dolaşan iki renk. Ama sanırım ikisinden çok, gri renk hakim benim ruhuma beyaz ve siyahın karışımı olan. Belki de bu bir haykırış, bir başkaldırış kendi ruhuma. Ben aynı bir makine gibi çalışmayı isterken şimdi daha da duygusallaşarak renklerle yaşıyorum. Çünkü renklerdir her şeye anlam katan.

İlkokulda resim dersinde öğrenmiştim siyah ve beyazın aslında renk olmadığını. Şimdi ise bilimsel açıklamasıyla biliyorum her ikisinin anlamını. Acaba diyorum çok mu bilim var benim ruhumda. Bilim duygusallığı öldürüyor mu acaba? Mesela insanı inceleyen tıp biliminin içinde olanlar için söylerler. Doktorlar, hemşireler, anestezi uzmanlarının kaybettiğine dair ruhlarını. Belki öyledir belki değildir. Yani gridir... Ama eminim ki hasta bakıcılarda daha az istismar edilir bu duygular. Daha az rastlanır bu duygu durumuna. Onlar daha duygusaldır. Bilimle alakaları yoktur. Bir doktor duygusuzca ölmekte olan bir hastanın kalp atışlarını monitörde izlerken bir hasta bakıcının gözünden o ebedi çizgiyi görme korkusuyla iki gözyaşı süzülebilir rahatlıkla..

Sokakta araba çarpan bir adamın yerde yatması bir hemşirenin ilgisini çekmez hiç. Anadolu’dan göçüp şehirde ekmek parası kazanmaya gelen bir Anadolu kadını ise büyük bir hüzünle katılır o izleyici kalabalığın arasına. Belki oğludur o yolun ortasında yatan cansız beden. Çorbada benim de tuzum olsun diyerek her gün gittiği işyerinden dönüşte bir arabanın altında kalmış olabilir biricik oğlu. Oğlu olmasa bile ölümdür orada yaşanan. İnsanın ruhunu Azraillin almasıdır alnında yazılan günün randevusunda... Benim Anadolu insanım kaybetmemiştir ruhlarını. Belki de bu yüzden çoğu zaman aldanır hiç sorgulamadan, duygularına kapılarak. Cumhuriyetin ilk yıllarında menemende yaşanmıştır böyle bir olayı din elden gidiyor diye sokaklarda dolaşan üç-beş geri kafalının peşine düşen duygusal Anadolu insanı. Şeyh Sait‘in peşinden gitmiştir “Ne mutlu türküm diyene” sözünü unutarak yüce atamızın..

Peki nedir bizi bu hale sokan.. Bazı insanların duygularını kaybetmesi mi. Yoksa bazı insanların duygularıyla hareket etmesi mi. Ben içinden çıkamadım. Çıkabileceğimi de düşünmüyorum pek.

İşte bu yolculuklar benin duygu durumumu değiştiriyor birden. Belki de bir çıkmazdır içinde bulunduğum. Ama öyledir yolculuklar. İnsanın içinde yeni bir umut olur bilinmeyene karşı. Gittiğiniz yere ilk defa gidiyor olması gerekmez aslında. O bilinmeyen, zamanın yarattığı bir bilinmeyenliktir. Zamanın mekana kattığı gizemdir yaşamak istediğimiz. Ve aslından hepsinden önemli, olan varmak değil yolda olmaktır. Bilinmeyen şey, arzu ettiğiniz şey, sizin olduğunda; aradığınızın, ulaşmak istediğinizin aslında o yer olmadığını hissedersiniz buruk bir hayal kırıklığıyla. Kendinize bağlanacak yeni şeyler ararsınız . Bu yüzden insan hiç durmamalı, hep yürümeli hayat denen bu yolda. Hedefleri olmalı ardı ardına sıralanan; ki bu sayede hiç hayal kırıklığı yaşamasın. BEN BU HAYAL KIRIKLIĞINI İLK AŞKIMDA YAŞAMIŞTIM. AMA DERLER YA AŞKI BİLİMLE AÇIKLAYAMAZSINIZ DİYE. Bu yüzdendir ki çoğu bilim adamı aşktan bahsetmek istemez.... Sanırım benim için de bir ayrılık yaklaşıyor şimdi. KALEMİMİ BIRAKMALIYIM Kİ AŞKIN bana hatırlattığı anılarımı, aşk acısıyla düştüğüm yolculukları hatırlamayayım..

Gittiğim yerde mutlu olacağım yalnızlığımla... Ama varmak istediğim yeni yerler olacak hep. Umudum tükenmeyecek bu hayat denen yolculukta. Daha yolun yarısında bile değilim... Hayatın herkes için umudu tükenmeyen bir yolculuk olması dileğiyle....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3762
Kayıt tarihi
: 05.03.07
 
 

23 yaşında. Çocukluğundan beri doğaya, denize düşkün bir hayat yaşadı. Bisikletle Ege ve Akdeniz'i d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster