Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '07

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
1186
 

Az kullanılmış yollar

Az kullanılmış yollar
 

Karşıma iki yol çıktı, ben az kullanılmış olanı seçtim demiş Robert Lee Frost. Aksine büyüklerimiz, en kısa yol bildiğin yoldur derlerdi hep küçükken bana. Oysa ben yolculuklar hiç bitmesin isterdim. Önemli olan varmak değil yolda olmaktı benim için. Liseden sonra iki arkadaş bisikletlerimize atlayıp Bursa'dan Ege'nin bütün sahillerini dolaşarak, el değmemiş bakir koylarda kamp kurarak Marmaris'in Çubucak Kampına vardığımızda yolda olmanın değerini daha da iyi anlamıştık...

İşte yine bir bahar gününde, sabahın erken saatlerinin verdiği mutlulukla ayrılmıştım tabelaların gösterdiği yoldan. Bandırmadan Bursa'ya gidecektim. Haritada yol gözükmüyordu fakat ben elbet bir yol bulacağımdan emindim. Bandırmanın Kapıdağ Yarımadası manzaralı tepelerinde yol alırken karşıma çıkna ilk büyüleyici manzara 2006 baharında açılan rüzgar güllerinin beni bir bekçi gibi karşılamaları oldu. Rüzgar güllerinin gölgeleri yolda dönerken gözümü bir an alamadım onların yol üzerindeki akislerinden. Durdum, rüzgarın sesini dinledim. Denizin ve arkamda uzanan çam ormanının dinginliğinde kendimi buldum. İnsanlar nasıl olur da doğayı böylesine yalnız bırakılar diye düşündüm uzun uzadıya. Çünkü ben kendimi doğada buluyordum böyle güneşli günlerde. Güneşli günler deyince aklıma Orhan Velinin o şiiri aklıma geliverdi birden.

“Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.”

Rüzgar gülleri kanatlarıyla bana selam verirken, ben deniz kıyısındaki kıvrımlı toprak yoldan bir yandan denizin o Ege'de bile az rastlanan yeşillikteki koylarını, bir yandan da arkamda uzanan o bakir kestane, ıhlamur ve kayın ağaçlarından oluşan gizemli ve bir o kadar da ıssız ormanı seyrediyordum. Yol boyunca doğanın o muhteşem gösterisi beni çok büyüledi. Marmara'da böyle bir gizli cennetin olduğunu bilmiyordum dedim kendi kendime. İyi ki de gizli kalmış diye düşündüm. Belki de beni kucaklayan bu orman olmayacaktı, insanlar yalnız bırakmasaydı doğayı. O mis kokulu ıhlamur ağaçları yerine beton duvarlar karşılayacaktı beni bu yalnız yolculuğumda. Yol boyunca bana Dutlimanı Köyü ve Yenice Köyü eşlik etti. Her iki köyün meydanındaki kahvelerde oturup, ince belli bardakta çayımı yudumlarken yolda olduğuma sevindim yine.

Yenice köyünden sonra ıssız bir orman yolunda yaklaşık yirmi kilometre ilerledim. Bu ıssız orman beni ürkütmedi hiç. Varacağım yerlerin heyecanı vardı içimde. Toprak yol kendini asfalta bıraktığında yeni bir köyün beni beklediğini hissetmeye başlamıştım. Artık Bursa sınırları içerisindeydim. Karşıma çıkan manzara beni çok büyüledi. Kurşunlu Köyü'ne geldiğimde kendimi sanki bir Karadeniz köyüne gelmiş gibi hissettim. Sanırım yolculuğumun sonu burası olacaktı. Büyük bir köy meydanı, bakir koylar, arkamda uzanan meyve bahçeleri ve yaylalar beni çok etkilemişti. Köy meydanındaki kahvede otururken köy ahalisinin mübadele zamanında buralardan göçen rumların yerine getirilen karadenizliler olduğunu öğrendiğimde artık o akşam orada kalacağımdan emindim. Bana hemen bir pansiyon odası ayarladılar ve gece geç saatlere kadar köy kahvesinde o misavirperver insanların sohbetiyle geceyi tatlandırdım. Öğrendiğime göre bölgede pek çok kilise ve mezar varmış. Köyün yakınlarında bir kaç tane de tatil sitesi bulunuyormuş. Bakınca çok büyük gözüken köy limanı ise Marmara'da yapılan tatbikatlar ve bazen de yolunu şaşırmış mavi tur tekneleri içinmiş... Köy limanındaki teknelerin ihtişamı köyün balıkçılıkla geçindiğinin bir göstergesiydi zaten. Bana ikram edilen balıklar da bunu kanıtlamaya yetti.

Marmara'da böyle bir gün geçireceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Bu gizli cenneti hayatım boyunca unutmaycağım. Eğer ki bir gün Bursa'dan Bandırmaya; Bandırma'dan Bursa'ya gidecek olursanız az kullanılmış olan bu yolu seçin. Kazandıklarınız kaybettiklerinizden çok daha fazla olacak. Eminim pişman olmayacaksınız...

NOT:Kurşunlu Köyü Karacabey ilçe merkezinden Yeniköy(Boğaz) yoluna girdikten sonra 40 kilometre.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3709
Kayıt tarihi
: 05.03.07
 
 

23 yaşında. Çocukluğundan beri doğaya, denize düşkün bir hayat yaşadı. Bisikletle Ege ve Akdeniz'i d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster