Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1055
 

DP'nin tek umudu şemsiye olmak

DP'nin tek umudu şemsiye olmak
 

Demokrat Parti adlı derme çatma bir partiye genel başkan seçilen Namık Kemal Zeybek, “Benim başbakan olmam lazım” demiş.

1950-1960 arasında, 3 seçimi % 50’nin üzerinde oy alarak ve 10 yıl Türkiye’yi yöneten Celal Bayar’la Adnan Menderes’in aynı adı taşıyan partisini çağrıştırsın diye, ANAP ve DYP’yi birleştirenler, aradan geçen zaman içinde kimsenin bu oyuna kanmadığını görünce, genel kurulda parti içinden seçilecek genel başkan bile bulamadılar.

Türkiyede 2 seçimi kazanarak tek başına iktidara gelmiş bir başka parti olan ANAP’ı, en son % 5’lik oy oranı ile 7. parti haline getiren genel başkan Mesut Yılmaz, bu yenilginin ardından siyasetten çekilir gibi yaptıysa da, daha sonra “belki kendisine ihtiyaç duyulur” ümidiyle 2007 seçimlerinde Rize’den bağımsız milletvekili seçildi.

Hemşehrileri, her şeye rağmen onu meclise taşıyacak kadar oy verip parlamenter olarak yeniden maaşa bağladılar. Bilmiyorum sayın Mesut Yılmaz’ın parlamentoda olması sayesinde ülkenin kazandığı bir şey olmuş mudur?

Ya da soruyu tersten sorarsak, Mesut Yılmaz parlamentoda olmasaydı, ülke olarak ne kaybederdik?

Sayın Yılmaz, tek başına meclise girip çıkmakla bir şey olamayacağını iyi bildiği için, sonunda gidip DP’ye girdi ve onun meclisteki tek temsilcisi olarak görevine devam etti.

Eski siyasetçilerden Hüsamettin Cindoruk’un elinin altındaki DP’ye, geçtiğimiz Pazar günü yapılan genel kurula kadar, doğru dürüst bir lider arandı. Öyle iddia edildiği gibi iktidara oynayacak bir merkez parti oluşturmaları elbette mümkün değildi ama, hiç değilse Ak Parti’nin 1. parti olmasını engelleyecek kadar oylarını tırtıklayabilseler yeterdi.

Bunun için genel başkanlığa kimleri düşünmediler ki… Özellikle CHP’den istifa eden İlhan Kesici ile, sonradan CHP’ye giden Süheyl Batum bunlardan sadece ikisi… Bir diğer popüler isim Ahmet Özal..

Ana-bacı Çiller’e de umumi arzu üzerine göstermelik de olsa bir davette bulunuldu ama, partiyi tek milletvekili olarak mecliste temsil eden Mesut Yılmaz’a kimsecikler “sen genel başkan olmak ister misin?” diye sormadı.

O da herhalde başarılarını şöyle bir gözden geçirmiş olmalı ki, “niye birilerini arayıp duruyorsunuz ki, genel başkanlığa ben talibim” diyemedi.

Kongre saatine kadar güçlü bir isim ortaya çıkmayınca, zayıfların en kuvvetlisi olarak Namık Kemal Zeybek koltuğa oturuverdi. Sanırım davudi ses tonuyla, hitabetindeki ustalık, delegeleri etkilemiş olmalı.

Ancak seçimden sonra partide yeni bir heyecan yerine, “biz ne yaptık” der gibi bir şaşkınlık yaşanıyor, bir taraftan da “şimdi ne olacak?” sorusuna cevaplar aranıyor.

İşte bu aşamada partiden ümidini kesen Mesut Yılmaz da istifa mektubunu göndermiş. Artık mecliste partinin temsilcisi de yok.

*****

Basın’da bir taraftan Namık Kemal Zeybek’in eski ülkücülüğü, bir taraftan da Aydın Doğan’ın bacanağı olması kunuşuluyor.

Doğan Holding’in eski CEO’sunun CHP İstanbul il başkanlığına getirilmesi dolayısıyla, 2011 seçimlerine doğru siyasette “Aydın Doğan”ın yapmak istediği mühendislikten de bahsediliyor.

Seçimlere kadar nasıl gelişmelerin olacağı bilinmez. Ama görünen o ki, genç nesiller tarafından adı bir şey ifade etmeyen, eskilere göre de aslıyla hiçbir bağlantısı bulunmayan DP, ülkücü süvarisiyle tahmin edildiği, ya da arzulandığı kadar yol alamayacak.

Sayın Zeybek, “Benim başbakan olmam lazım” demiş ama, bu işin genel başkan olmak kadar kolay olmayacağını da herhalde biliyor olmalı. Tabi her yiğidin gönlünde bir aslan yatar. Kimsenin hayallerine de karışamayız..

Sayın Cindoruk’un daha düne kadar Ergenekon yanlısı beyanatlarını kimse unutmadı. DP’nin simgelediği siyasi anlayışla tam bir tezat teşkil eden bu davranışın üstüne şimdi bir de Zeybek’in daha farklı siyaseti yüklenince, ortaya bilmiyorum ne çıkacak?

Bu partinin iyi kötü adına kanarak, ya da başka partilerde ikbal bulamadığı için rotasını değiştirerek teşkilâtında görev almış kimseler de var. Onlar ne düşünürler, ne yaparlar, bu da meçhul.

Tek ümit, DP’nin seçimlerde diğer küçük partilere şemsiyelik yapma durumu…

Halkımız, üst üste konmuş birkaç tuğladan meydana gelen bu yapıyı sağlam zannedip çatısının altında sığınmaya sıcak bakar mı, bilmem.

Sizin anlayacağınız önümüzdeki günlerde siyaset çok şeylere gebe… Yaşarsak göreceğiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Asıl Derme Çatma ve Uyduruk olan sizin yazı yazma , yorum yapma kabiliyetinizdir. Ne sizin ne de bir başkasının böyle SAYGISIZCA BİR YORUM YAPMA HAKKI YOKTUR...

Selami CELEBIOGLU 
 21.01.2011 12:28
Cevap :
Keşke siz oturaklı ve tunturaklı tarafını söyleseydiniz de biz de doğrusunu öğrenseydik. Bu Demokrat parti lider bir siyasetçi tarafından kurulmuş bir parti değil ki... İki partiyi güya birleştirip "adı bu olsun" diye masabaşında mühendislik yapılarak kurulmuş bir parti. 2002 seçimlerinde DYP'nin % 9,54, ANAP'ın ise % 5,11 oyu var. Toplamı ne eder? 14,65... Birleşmek sadece birleşen iki partinin oylarını bir araya getirmenin ötesinde + bir katkı sağlamak için yapılır. Oysa 2007 seçimlerinde DP'nin aldığı oy % 5,42, 2009 belediye seçimlerinde ise % 3,58. AÇın sitesine bakın. Parti ne zaman kurulmuş, kim kurmuş, bugüne kadar kim genel başkanlık yapmış belli değil. Parti kendini şöyle tanıtıyor: "Demokrat Parti, 31 Ekim 2009’da Anavatan Partisi ile bütünleşerek hem tarihini zenginleştirmiş, hem gücünü arttırmış, hem de Türkiye’ye ümit vermiştir." Bundan daha derme çatma bir durum olabilir mi? Katkınız için teşekkür ediyor selam ve saygılar sunuyorum.  21.01.2011 23:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster