Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ismail hakkı özsarı

http://blog.milliyet.com.tr/ihozsari

25 Ağustos '12

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
45
 

Dünden bugüne kaybedilen çocuk

Büyük şehre taşınalı bir yıl oldu. Geçen bu süre içinde inanın, sokakta oynayan tek çocuk görmedim desem abartmış olmam.

Önceki gün köpeğim Pamuk Efe’yle yolda yürüyorduk. Bir ara yan tarafta uğultu şeklinde çocuk gürültüsü işittim. Dönüp baktığımda okul servisinin içinde tıpkı bir odaya kapatılmış arılar gibi bağırıp çağırarak arabanın camlarına çarpan çocukları gördüm. Birazcık büyük olanları camdan dışarı sarkarak köpeğimle daha yakından iletişim kurabilme gayreti içindeydiler.

İlk anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocukların rutin olarak yaşadıkları günlerden biriydi. Ve bu çocuklar doğaya, doğanın bir parçası olan hayvanlara hasret büyüyorlardı. Oysa o yaşlarda benim kendime ait bir köpeğim vardı. Adı da Kabaş’tı.

Yazık, böyle bir yaşamın bu çocuklar üzerinde nasıl bir etki yaptığını ne bilen vardı, ne de düşünen.

Çiçeksiz, böceksiz, hayvansız, doğadan koparılmış ve beton yığınlarının arasına sıkıştırılmış bir yaşam. Hayatları arabalarla bir yerden bir yere gitmekle, diğer zamanlarda da internet kafelerde ve bilgisayar başlarında hep bir şeyler öğrenmekle geçen hiç de memnun olunmayan bir çocukluk…

Bir ara kendi çocukluğumu düşündüm. Ayağımızda pabuç, kıçımızda pantolon, sırtımızda gömlek yoktu. Toprak yollu, ağaçlı, çiçekli, hayvanlı yaşam alanlarında ne kadar mutluyduk. Bir sopayı bacaklarımız arasına alıp onu de bir at gibi düşünerek dıgıdık dıgıtık koşturmanın keyfini hiçbir şeyden almazdık. Ayçiçeği gövdelerinden, kabaklardan yaptığımız oyuncak arabalarla oynamanın zevkine doyamazdık. Daha da önemlisi herkes kendi arabasını kendisi yapardı. Sabahları hayvanları otlatıp geldiğimizde bir ağaç gölgesine oturur, tam bir zanaatkâr titizliği ve sessizliği içinde çalışır eserlerimizi ortaya koyardık.

Peynir ekmek bulduk mu değmeyin keyfimize. Hele de Kumuk helvacı gelmiş ve babalarımız da helva almışsa helva ekmek yemenin keyfine diyecek olmazdı. Bazen dayanamayıp helvayı önce yer, sonra da yavan ekmeğe kalırdık. Ne dersin, çocukluk işte.

Şimdi çocuklar hamburgerle kolayı ödül sanıyorlar. Servis arabalarında gürültü çıkararak var olduklarını kanıtlama çabasındalar.

Daha sonra da servis arabalarından indiklerinde bir beton yığınından kurtulup, kendilerini bekleyen başka bir beton yığınına kapanacaklar. Buralarda da ana babaları tarafından hesaba çekilecekler.

-Bugün derslerin nasıl geçti?

-Matematikten kaç aldın?

-Senden yüksek not alan var mı? Varsa kim, neden ondan az not aldın?

Günün raporuna göre ya bir ödül ya da ceza kazanacaklar. Ödül çoğunlukla bilgisayar başında geçirilecek zaman dilimi, ceza ise; odasına kapatılıp ders çalışmaya zorlamak v.b

Ne yazık ki bu çocuklar hayatları boyunca kentlerde kaybedilmiş, çocukluklarını arayacaklar. Bulabilirler mi? İşte orası belli olmaz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 289
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1079
Kayıt tarihi
: 12.07.12
 
 

Emekli öğretmenim. Kitap okumayı ve düşüncelerimi paylaşmayı çok severim. Tarih özel ilgi alanımd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster