Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '19

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
72
 

Dünle Gün Sarkacında (2)

Gazanfer Eryüksel

Dünle gün sarkacında Ülkü Tamer’in Aydınlık Gazetesi’nin Kitap Eki’ndeki yazılarından öğrenirken bizdeki çağrışımlarını ak kâğıda siyah mürekkeple kayıt düşmeye devam ediyoruz.

Hüsamettin Bozok’un yönettiği “Yeditepe”, 1950’li yılların sonlarına doğru en etkili sanat dergilerinden biridir.

Yeditepe Dergisi’nin önem ve değerini Ülkü Tamer şu sözlerle anlatmaktadır. “Bizler gibi çiçeği burnunda yazarlar için Yeditepe’de bir yapıtının yayımlanması, doçentlik tezinin kabul edilmesi gibi bir şeydi. Hele bir kitabının Yeditepe Yayınları arasında çıkması… Düpedüz düştü bu…”

Cemal Süreya’nın ilk kitabı olan Üvercinka Yeditepe Yayınları tarafından yapılmıştır. Hüsamettin Bozok kitabın basım giderlerini yazarından almaktadır. 850 lira…

Burada sözü Ülkü Tamer’e bırakalım. “Elbette bu parayı vermek yetmezdi. Hüsamettin Bey’in yazara, kitabına inanması gerekiyordu. Yoksa ne 850’si, binlerce lirayı gözden çıkarabilecek yazarların sürüsüne bereketti.”

Hüsamettin Bozok’un yayıncılık anlayışı ise günümüz yayın dünyasına yol gösterecek bir duruştur.

“Hüsamettin Bey, kitabın satışlarından gelen ilk 850 lirayı yazara geri verir, ayrıca 200 lira da telif ücreti öderdi.”

Yayın dünyasında her dönemde olduğu gibi o yıllarda da farklı anlayışlar vardır.

O dönemde Ercüment Uçarı, bir başka yayınevine 850 lira vererek kitabının yayınlanmasını sağlamıştır. Yayıncı ise kitaba bir lira satış fiyatı koyarak Ercüment Uçarı’ya 850 kitap gönderir. “Ödeştik”, der, “Alacak verecek kalmadı…”

21. yüzyılın Türkiye'sinde yayıncılık anlayışında görülen anlayış, eskinin en uç anlayışına bile rahmet okutacak bir durumdadır. Yayınevi ve basılan kitap sayısı artmıştır ama kitapların içeriğine özen gösteren, edebi düzeyine önem ve değer veren bir çizgi istisnalar dışında artık yoktur. Gelinen noktada egemen çizgi, “Bas parayı, al kitabı” hâlidir. Kitaplarda görülen yazım hataları da edebiyatın ve Türkçenin ne denli önemsendiğinin işaretlerinden biridir. Bin kitap basılıyorsa 800 kitabı yazara veren yayıncı için elindeki 200 kitap tam anlamıyla kemiksiz evliyadır. Yazar, kitabın maliyeti artı yayıncının kârını peşin olarak ödemiştir. Artık yayınevleri, istisnalar dışında, zarar riski taşımayan bir ticari uğraşın kurumları olmuştur. Yazara telif ödemeyen, editör, redaktör masrafı olmayan yayıncı, satacağını düşündüğü kitapları yazara söylediğinden çok fazla bir sayıda basarak işportaya vermekte ve kârına kâr katmaktadır.  

Yazarlar ise evlerindeki kitap paketleriyle “kendim ettim, kendim buldum” diyerek hayıflanmaktadır. Okuru ile buluşamayan kitaplar…

Bu anlayışın bir geçiş dönemi olduğunu söylemek istiyorum.

Çıkış mı? Çıkış yolu bizce her ilde eli kalem tutan ve kitap bastırmak isteyenlerin bir araya gelerek bir dayanışma fonu oluşturmalarıdır. Bu birliktelik bir dernek çatısında da olabilir. Ama burada da bir başka boy çukuru aşılmayı beklemektedir. Basılan kitapların okurları ile buluşabilmesi için dağıtım ağına girecek bir adım gerekmektedir.

12 Eylül 1980 darbesinin kültür sanat dünyamıza da derin bir darbe vurduğunu görmemiz ve söylememiz gerekiyor. Dergiler edebiyatın er meydanı idi 1980 öncesinde… Ne diyordu Ülkü Tamer, “Bizler gibi çiçeği burnunda yazarlar için Yeditepe’de bir yapıtının yayımlanması, doçentlik tezinin kabul edilmesi gibi bir şeydi. Hele bir kitabının Yeditepe Yayınları arasında çıkması… Düpedüz düştü bu…”

1980 darbesi sonrasında dergiler holdingler tarafından yayınlanmaya başlayınca ve yayın dünyasında küçük ölçekte yayınevleri büyük sermayeli şirketler tarafından tasfiye edilince gelinen nokta günümüzde yaşananlardır. Ne doğa, ne de toplum boşluk kabul etmez. Her yaşam alanı iyi-kötü, doğru-yanlış bir şekilde doldurulur. Ne yazık ki değişim kavramı yozlaşma olasılığını da içinde taşıyan bir dinamiktir. “Zıtların birliği” sözünü duymayalı kaç zaman oldu dersiniz? Bizden hatırlatması…   

Meraklısı için ek: “Elmanın kurdu da kendinden be usta!” başlıklı yazımı okumayanlara öneririm.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 183
Kayıt tarihi
: 16.12.15
 
 

1952 Yılında İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'ni ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster