Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '21

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
38
 

Dünya Evrenin Merkezi mi?

Bilim hep şu soruyu sorar / söyler? Bildiğimiz her şey yanlış olabilir, eksik bakıyor olabiliriz. Hiçbir şey değişmez değildir.
 
Matematik fiziğin dilidir. Fizikten bahsediyorsak kesinlikle matematikle anlatabilmeliyiz doğayı. (Ama matematikçiler fizik dalının her alanına hakim değildir.)
 
Gözlemlenebilir evrenin merkezindeyiz. Ama evrenin kendisinin merkezinde olduğumuza dair hiçbir bulgu yok. Nicolas Copernicus (19 Şubat 1473-1543) kitabında evrenin merkezinin güneş olduğunu değil, güneşe çok yakın bir yer olduğunu söylemiştir.
 
Evrende birçok şeyle ilgili bulgu yok. Zamanla bulunacak belki ancak bu zamanla bulunacak olan bulgular düşünce deneyleri ve matematiksel modellerle gerçekten olup olmadığı kanıtlanabilir. Örneğin, Einstein kütle çekim dalgaları gibi. Buna göre evrenin şu anda bilinen kesinliklerinden hareketle evrenin merkezi ile ilgili bir düşünce deneyi tasarlanabilir. Bu evrenin genişlemesi ve büyük patlamaya dayandırıldığında ise artık bulgu yoktur denemez. Evrenin merkezi canlılık yani insan bilincidir, algılayan insandır.
Evrenin tam şeklini bilmiyoruz.
Evrenin başını sonunu bilmiyoruz.
Evrenin derinliğini ve yüksekliğini de bilmiyoruz.
Samanyolu'nun Evrende tam yerini bile bilmiyoruz.
Ancak bir şeyin merkezine yakın olup olmadığımızı anlamanın bir yolu var. En gelişmiş teleskoplarla birbirine zıt iki yönde gidilebilen en uzun eşit uzaklıklar dikkate alındığında evrende merkezde sayılabiliriz.
 
Kim bilir, belki de evren bizim etrafımız da dönüyordur.
Friedman ikinci varsayımında ne yöne bakarsak bakalım evren aynıdır bu tüm galaksiler için geçerlidir diyor. Elimizde ne bu varsayımı destekleyen, ne de olumsuzlayan her hangi bir bilimsel kanıt mevcut değil.
 
Newton'un makro dünya için kurduğu teori hala geçerliliğini koruyor. Ama Einstein ve daha sonra Kuantumcuların da teorileri var. Öncelikle Newton şu aralar, Klasik Mekanik diye anılan kuvvet kavramını kütle ve ivmeye bağladı. Doğadaki çoğu şeye uydu. Hem de şu anda kullandığımız bir çok aletin temel yapısında olacak şekilde uydu. Newton'un mekaniğindeki uzay zaman kavramı bizim algıladığımız şekilde kuruludur.
 
Einstein zamanın sabit olmadığı ve bükülebileceğini söyledi. Daha sonra bazı gelişmelerle bilim dünyası atomun içine girmeye başladı. Elektronlar, çekirdek derken oradaki sistemlerin sürekli değil de kuantumlu (paket paket) olduğunu gösterdiler ve oradaki mekanikte de tamamen bulunma olasılığına bağlı bir mekanik oluşturdular. Ama yine de Newton'un söyledikleri doğruluğunu korumakta.
 
Newton'un bulup Einstein'ın yeni şeyler eklediği ve düzelttiği teoride demek istenilen, Newton yer çekim teorisini her yerde uygulayabileceğini savunuyordu. Gelgit olayları, gezegenlerin yörüngelerinde durmaları ve elmanın yere düşmesini sağlayan tek kuvvet bu teoriydi. Newton'un yapmak istediği her şeyi bir teoriye bağlarsak, Einstein'ın yapmaya çalışıp ömrünün yetmediği şey günümüz adıyla Sicim ya da String Teorisi. Bu teoride genele göre Quantum mekaniğini birleştirme çabası içerisinde. Yani Einstein'ın yerçekiminin tek bir teori olmadığı ve olamayacağını çünkü yerçekiminin her şeyi açıklayamadığını buldu.
 
HÜLYA ÇAKICI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 736
Toplam yorum
: 250
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 567
Kayıt tarihi
: 19.12.15
 
 

Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi ve Akdeniz Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesi ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster