Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
377
 

Düşünceler...

Düşünceler...
 

http://z.about.com/d/drawsketch/1/0/x/B/ernesto-thinking.jpg


Yaz(a)mıyorum ya bir süredir; “Gündem har vurup harman savururken kendi içimdekileri duyumsamak, itidalle belli bir sıraya koymak, gözden geçirmek, süzmek, düzenlemek, yorumlamak, anlatmak kolay değil” diye bir bahane yumurtlasam örneğin… “Hadi ordan…” diye kendim çekerim zılgıtı ilk başta… Hadi ordan!! Gündem beynim(iz)e sert ve bel altı vuruyor evet, bu kuşkusuz… Canımıza ot tıkadı hatta dünyanın ahvali… Yine de sağlam kalan nöronların takati ile sıkı bir kontrayı hak etmiyor mu hayat? Burada işte tembelliğim; yan gelmiş yatıyor düşünceler…

— Magazinel sağlık üzerine bir siteden sürekli mektup geliyor elektronik postama… Sağlığın magazinleştirilip, kozmetikleştirilip, allanıp pullanıp üzerinden kar sağlanan bir tüketim aracı haline getirilmesine olan gıcıklığım bir tarafa nereden almışlardı posta adresimi ve niye benden izin alma gereği duymadan gönderiyorlardı bu mektupları… Önce ‘zararlı posta’ diye tanıttım gelen mektupları, işe yaramayınca “göndermeyin kardeşim” mealinde mail gönderdim kendilerine. Yine gelmeye devam etti… “Editör” diye bir link var sitede, not bıraktım mektuplarını istemediğime dair, aynı günün sonunda konu kısmında; “yüzüne maske yap yorgunluğun etkilerinden kurtul” gibi bir şey yazan bir tane daha geldi. YORULDUM gerçekten… Kapitalizmin insanlık ırkını beyinsiz olmasa bile olabildiğince edilgen tüketiciler, -hatta beyinsiz- çöp öğütme makineleri, açlığı giderilemeyen zombiler olarak gördüğü malumatının bir işkillenme olmadığını açıklıyor sanırım bu durum… Kapital daha da palazlanmak için elindeki reklam, özendirme, vb. çığırtkanlık materyallerini gözümüze, kulağımıza, burnumuza -nereye denk gelirse- sokarken irademiz onu ırgalamıyor kesinlikle… Yırtıp yırtıp atsam sinirime iyi gelecek belki ama mektubun da sanalı işte, silme tuşuna basmak aynı rahatlatıcı etkiyi yapmıyor ne yazık ki.

—“George gitti Barrack geldi başımıza” bunun ötesini yazmak/okumak sıkıntı verici bir şey oldu benim için konuyla ilgili… Yine de; Sütten çıkma ak kaşık edasını nasıl da kendine yapıştırdı -Ortadoğu’yu, coğrafyamızı, çıkarları uğruna dünyayı ateşe veren- abede hemen değil mi? Bravo yani… Peki, Irak’ta yok yere katledilen, işkenceden geçirilen, ırzına geçilen, yaşam alanları yerle bir edilen onbinlerce masum insanı unutacak mıyız bir anda? Ya da globalizm fasaryası ile sömürülen, ekonomisinin içine edilen, üretim takati bırakılmayan, bağımlı hale getirilen, sonra tekrar sömürülen, iliğine, kemiğine kadar sömürülen toplumlardan biri olduğumuzu unutabilir miyiz? Azıcık aklımızın, kalıp kalmadığı ile ilgilidir bu sorunun cevabı… Yeni başkan, dünyaya yeni plastikkahraman’ını bulmaktan öteye bir umudu taşıyacak mı yoksa tüm sevimliliği göbeğini sıktıkça “yes we can, yes we can” diye cırlayan oyuncak bebeklerde mi kalacak? –var mı ki böyle oyuncak- hep birlikte göreceğiz… Bu arada işbirlikçi, çıkarcı, sevimsiz medyamız tüm karabasanların tek müsebbibi olarak görme saftronluğu (acaba) içinde olduğu eski başkanımızın Teksas’taki çiftliğinde atları ile mesut, mutlu bir emeklilik geçirmekte olduğunu ne zaman yazacak ve işi magazine iyice bulayıp, üzerine tüy dikecek?? Merak ettiğimden değil iğnelemek için bu soru işaretleri(yazıldıysa da çoktan, boşa gitmeyecek yani)…

—Herhangi bir dilde, telaffuz edildiğinde mide bulantısına sebep olan bir kelime var mıdır? (bu birinci soru okuyup geçmeyin hemen, var mıdır gerçekten??) İkincisi; Türkçe’de hangi kelime kusturur/nefret ettirir kendinden örneğin sizi??

İkinci soru için cevap şıkları;
a) Bildiğimiz kan,
b) Bildiğimiz ödsuyu,
c) Bildiğimiz irin,
d) Seçim (kömür, hediye çeki, sefalet, çarşaf, sömürü, düzen, rant, şantaj, erdemsizlik vb…)

—Ve son;

Çocuklar ölüyor…
Siz!! sağ, vatan selamet…
Acı, ateşin düştüğü yerden öteye banttan yayında geçiyor;
aynı filmin bıktıran tekrarları,
-farklı!!- aktörlerin duygu yoksunu tiratları…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de uzun zamandır yaz(a)mayan biri olarak bu durumun yarattığı ve kısırlaşmaya giden duygu durumu ile karşı karşıyayım! Yazmamak da mı duygu durumu yaratıyor diye sorulabilir! Evet ben de yaratıyormuş! Kendimi ifade etmemek; daha kötüsü bunu ''kendi''min de umursamaz oluşu !! Neyse hayat felsefem olmak üzere olan laf cuk oturacak şimdi: ''bu da geçer!''. İkinci paragrafındaki cümleye takıldım: ''yüzüne maske tak, yorgunluk kalmasın''. Haa evet şu köşedeki bakkalda var o maskelerden.. Zaten herkes takıyor artık; takmayanlar dikkat çekiyor!! takmayanlar ayıplanıyor; tuhaf karşılanıyor; sen buraya ait değilsin deniyor! (herkes halinden memnun; kimsenin aynaya bakmak gibi bir derdi yok!!). Ay çenem düştü; uzun zamandır konuşmayınca :)) Bugün nöbetçiyim, inşallah yarın ailemleyim.. Sana da ailenle ve sevdiiklerinle mutlu, huzurlu ve maskesiz nice bayramlar dilerim sevgili arkadaşım..

sevgiii 
 07.12.2008 22:01
Cevap :
Merhaba sevgiii:) Yorumunu görmek çok hoş... Herkes halinden memnun hakikaten... Şaşırılacak kadar ilginç geliyor bu bana... Rasyonel anlamda hiç bir şey iyi gitmezken belli bir zümrenin yarattığı sanal bir iyilik hali içinde millet... Her türlü olumsuzluğun 'teğet' geçtiğine inandırılıyoruz sanırım... Neyse dibe vurmak ta bir şeydir değil mi? Bakalım nolucak?? Ben de senin ve ailenin bayramını kutluyorum... Sevgilerimle...  08.12.2008 17:54
 

Amanın da amanın, kim gelmiş! Diye içeri bir girdim ki toz duman. Nefes alamadım. Meğer ne çok şey biriktirmişsin bu süre içinde. Neyse seni gördüğüme sevindim. Şimdi biraz gülümsemek lazım... Çok komik olacak bu yazının sonuna ama mutlu bayramlar olsun:))) Bir de kansız olsaydı keşke... Selamlar...

vakayinüvis 
 05.12.2008 16:15
Cevap :
Hay allah... Doğru, bayram arifesi pek uymadı galiba... 9 günlük tatile çıkar mı dersiniz bu toz duman;) Ben de sizin yorumunuza sevindim... Bayramınızı kutluyorum...  05.12.2008 16:24
 

Sağlam kalan nöronlarımızı iyi korumak için nöron maskesi.:)) Nasıl belki bu başlıkla da yakında mail alabilirsiniz o siteden. Dünya böyle nereye koşuyor. Şıkların hepsi kötü ortaya dökülünce yere taşlara duvarlara ama seçim aldatmacası en kötüsü galiba. Düşünüyorum bazen de pek hayırlı olmayan çok hızlı bir küresel değişim sürecinin içinde olmaktan bazen mutsuzluk duyuyorum. Mutlu olma yolu ise daha büyük mutsuzluk. En geç 20 yıla kadar kitap denilen nesne de antikaya dönüşecek diye okudum . Tıpkı demokrasi gibi. İsteyenler demokratik tepkii konması gereken yerlerde durmuyor. demek ki dert başka. ya konuşma, sözcükler. hepsi, belirsiz. Selam ve sevgiler.

Ezgi Umut 
 05.12.2008 15:55
Cevap :
Maske değil de, "hafızayı korumak için şunu yapın, bunu tüketin" gibi yeni bir tanesi geldi... Kurtuluş yok sanırım;) Teşekkür ederim, hoşbulduk...  05.12.2008 16:11
 

Bu kadar sorunumuz varken ne düşünceler biter nede soru ve cevapları...saygılar

mavi yelken (ESEN ÖZDUR) 
 05.12.2008 15:21
Cevap :
Saygılar size efendim... Hemfikiriz...  05.12.2008 16:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1420
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster