Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
36
 

Duvar?

“İki Hasta Adam” hikâyesini sanırım hepimiz biliyoruz. Bir hastane koğuşunda aynı dertten muztarip iki yatalak hastadan birinin yatağı pencere önündeymiş ve her gün dışarı bakıp havanın, doğanın, insanların güzelliğinden bahsedermiş. Duvardan başka bir şey göremeyen diğer hasta ise arkadaşının bu durumunu kıskanırmış. Ancak arkadaşını kaybettikten sonra görmüş ki; o pencerenin karşısında kocaman, simsiyah bir duvardan başka bir şey yokmuş.

?

Kısacası bu hikâye bize, “ hayatı nasıl geçireceğimiz, ona nasıl baktığımızla alakalı.” Diyor.

?

Diyor, diyor da; şu sıralar “Hayata bakmak!” doğrudan o simsiyah duvara bakmak gibi iç karartıcı. Başımızda büyük bir illet var, kolay kolay da gideceğe benzemiyor. Büyük kapsamlı bir deney içindeyiz, sınavdayız, bizi eve hapsetti, işimizi gücümüzü aksattı, yarınlara erişip erişemeyeceğimiz şüpheli, sevdiklerimizi kaybedebiliriz… Şaşkınız, üzgünüz, kızgınız, korkuyoruz, bir şey yapamamanın çaresizliği içindeyiz... Fakat isyan etsek, vursak, kırsak, yeri, göğü yırtacak vaveylalar koparsak o duvarda bahar oluşturabilir miyiz? Bütün bu yaptıklarımız cehenneme bir kucak odun atmaktan başka ne işe yarar?

?

Duvarı yıkmak bizim için şu an mümkün değilse bile  şayet inançlı, imanlı biriysek; derdi veren Tanrı’nın, şifayı da vereceğini, ondan gelip ona gideceğimizi biliriz. İnançsızsak da zaten yok olmayacağımızın bilincindeyizdir. O zaman bize düşen; imkanlarımız ne kadar kısıtlı olursa olsun, bizde var olan akıl, kudret, yaratıcı gücümüzü açığa çıkarmak, "cehennem" diye addettiğimiz bulunduğumuz ortamı cennete çevirmenin yollarını aramak. Endişeler, korkular, çözüm üretmekten ziyade bizleri daha da gerer ve etrafımıza zarar vererek bizi bizden koparır.

?

 “Birçok insan mutluluğu, burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar.” Demiş Nietzsche O zaman dönüp kendimize bakmamızın tam zamanı. Şu pencere var ya şu pencere, işte o pencerenin önünde durup; o duvar gibi kaç duvarın üstünden, yanından yöresinden, altından kalktığımızı hatırlamalı. Bir zamanlar önemli gördüğümüz nice şeyin şimdi önemsizleştiğini, günlerce yasını tuttuğumuz insanların şimdi tatlı bir anı olarak hafızamızda kaldığını düşünürsek şu an yaşadığımız olayı düşüncelerimizde biraz hafifletmiş oluruz.

?

Bulunduğumuz çatının altında kim var, kim yok onlara odaklanmamız gerekir ama en çok kendimize. Çünkü ben olmazsam o çatının bir yanı çökecek ve başkalarını da o çöküğün altına sürükleyeceğim. O zaman ben her şeyden önce kendimi önemsemeliyim. Günlerce hatta aylarca karşısında kalacağım duvara bakıp “O duvar oraya örülürken ben nerdeydim?” “Avcumun içinde kaybolacak kadar küçük bir fare duvarları delip geçebiliyor da, ben o duvarı geçmek için neden hiç çaba sarf etmedim?” Eksiklerim, fazlalıklarım, hatalarım, günahlarım derken toplayıp pılımı pırtımı “içime” doğru bir yolculuk etmeliyim. Kim bilir belki pek yakında duvarlardan baharı toplarım.  

?

Evet ben kalkıyorum,  treni kaçırmadan yakalamalıyım.

Hadi siz de kalkın! Hep birlikte baharı toplayalım, çünkü:

?

?

Kelebeğin Arkasından Koşmak Gibidir Aldanışımız

?

Biz; solmuş bahçelerin, puslu mavilerin adamı değil

Yüce dağların, gümrah ovaların, coşkun ırmakların çocuklarıyız 

Korkumuz yoktur, nazardan, kavgadan, kinden

Sıcak bir çorbanın gözü tokluğunda, 

Bulutlara uzanır gurur ve umutlarımız

 

Adımız; Seymen, Efe, Gakkoş, Dadaş olmuş; ne çıkar

Aynı ananın göğsündendir emişlerimiz

O sütün kutsallığında; merhamete, mertliğe tuş olur yüreğimiz

Bu yüzden anlamayız sahte gülümseyişleri

Beyaz bürüklü kara düşünceleri

Kelebeğin arkasından koşmak gibidir aldanışlarımız

?

Evet, üzülürüz

Belki büyük hayal kırıklıklarıyla yanar göğsümüz

Ama biz 

Öfkelerimiz arasında bile birbirimize iç geçirircesine özlemler saklarız

Sebep olduğumuz her günahın göz yaşına

Bir kardeş mendili uzanır

Bir ana sabrıyla örtülür hatalarımız

Türküler nefesimizin şenliğidir

Halaylar coşkumuzun resmi

Tek vücut, tek yürek uzanırız güneşe

Altımızda, barış kanatlı atlarımız

 

Yine yollarımız kesilir

Yine gölgelerin karanlığında kaybederiz birbirimizi

Ve yine inatla birleşir yüreklerimiz

Çünkü biz

Sevgileri aynı toprağa zincirli, müebbet yemiş tutuklularız

?

Sağlıkla ve sevgiyle kalın!

                                                        

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 56
Kayıt tarihi
: 29.11.18
 
 

Yeşilırmak'ın süslediği diyarlarda "Çocuktum, ufacıktım Top oynadım acıktım" feveranlarımı güzel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster