Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
752
 

Egemenlik

Egemenlik
 

Nevin Hirik


Siyaset teorisi geleneğinin temel bir ilke üzerinde anlaşıyor olduğunu ileri sürebiliriz. Bu ilke sadece “bir” in yönetebilir olduğu üzerinedir. Bir; devlet, ulus, halk ya da parti olabilir.

Monarşi, aristokrasi ve demokrasi üçü de, Avrupa siyasal düşüncesinin geleneksel yönetim biçimleridir, yönetimleri “tek” e indirgenmiştir. Aristokrasi az’ın yönetimidir, ancak tek bir bedende ya da seste birleşmesi şarttır.

Demokrasi de Modern siyasal düşüncede “çok” un ya da herkesin yönetimi olarak sunulur ancak bir “halk” ya da bir tür tekil özne de erimesi gerekir. Sadece “bir” in yönetebileceği demokrasi kavramını da olumsuzlar. Demokraside de iktidar aristokrasideki gibi monarşiktir.

Hâkim olan egemenlik kavramı da “bir” e ulaşılarak karar vermenin ve yönetmenin zorunlu kılınmasından dolayı siyasal olan her şeyin temelini oluşturur. Egemen olmadan siyaset olmaz ve yalnızca bir egemendir. Sözde milletin olan egemenlik kayıtsız şartsız vekile devredilir. Vekil milletin vesayeti altında ise onun tercihlerine göre egemenliği kullanır. Bu gelenekte modern Avrupa siyasal düşüncesinde ortada mutlak bir tercih olduğu ileri sürülmektedir: Ya egemenlik ya anarşi.

Bu tez hem diktatörlüklerin hem de liberalizmin tüm versiyonlarında sunulan bir şantajdır. Liberalim tüm çoğulluk ve güç ayrılığı tezlerine rağmen her zaman egemenliğin gerekliliğini vurgular. Yönetecek karar verecek birisi şarttır. Yönetmek, karar vermek, sorumluluk almak ve kontrol etmek bir’e mahsustur, aksi halde kaos, felaket olur. “Aşçı çok olursa çorba yanar!” Bir hükümdar zorunluluktur. Hükümdarın bedeni fiilen toplumsal bedenin bütünüdür.

Bu nedenle çoğulluklar toplum adına karar veremez ve siyasetin dışında kalır.

Aşağıdaki yazılarda “çokluk” kavramına giriş niteliğinde bilgileri paylaşmıştık.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=157746 Çokluk mu, bir ölüm kalım meselesi?

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=157762 Çokluk mu, Halk mı?

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=157776 Çokluk mu, İçi sınıfı mı?

Çokluk ise birliğe indirgenemez, bir’in iktidarına boğun eğemez, çokluk egemende olamaz, çünkü çokluk toplumsal bir beden değildir. Dolayısıyla demokrasi modernlerin anlamayı; anlaşılmasını tercih ettiği gibi geleneksel anlamda bir yönetim biçimi olarak kabul edilemez; herkesin çoğulluğu bir üniter hükümdar, parti, halk ya da ulus figürüne indirgenemez.

Siyasetin modern egemenlik teorisi kapitalizminde tamamen teori ve pratiklerine uyar. Hem ekonomik düzenin sürmesi hem de yenilikler yapılması için, üretimde karar verecek tekil ve üniter bir figür olmalıdır. Kalite yönetimlerinde katılım sağlansa da kararı veren koç’tur; patrondur..

Sonuç; tebanın aktif katılımı olmazsa egemenlik çöker. Ne iktidar kalır ne vesayet. Egemenlik hükmettiği üretken toplumsal faillere bağımlıdır. Öyle ise yapılması gereken iktidar ilişkilerini ret etmek; içimizden, ilişkilerimizden, üretimden söküp atmak; o zaman egemenlik balonu sönümlenip yok olabilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1258
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster