Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
605
 

Eğitimde de kadının adı yok

Eğitimde de kadının adı yok
 

Neden biz bu işi beceremiyoruz? Kızlarımız okullaşamıyor. Bir şekilde sistem kampanyalar yapsa da istendik seviyeye gelemiyoruz ve kızlarımızı okutamıyoruz? Oysa ki modern veya çağdaş olmanın en büyük ölçütüdür kız çocuklarının okuması da, iş yaşamına katılması da. Bu durum sadece ilköğretim için de geçerli değil; Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’nun 05.12.2009’da Tokat’ta Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada da değindiği gibi “eğitimin her kademesinde kızlar erkeklerin gerisinde kalmaktadır”. Kız çocukları bir şekilde eğitimin dışında kalmakta ve dolayısıyla bu durum iş yaşamına da etki yapmakta.

Eğitimin başı her ne kadar Milli Eğitim Bakanı olarak görülse de fiilen iş ve işlemleri koordine eden, karar alan makam Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı(TTK)’dır. Düne kadar 13 üyeli TTK’nda kaç kadın üye vardı dersiniz? Sadece 1. Nimet ÇUBUKÇU’nun bakanlığı sonrasında boş olan 2 üyeliğe atamayla sayı 3’e çıktı. Peki Türkiye’nin 81 ilinde kaç kadın Milli Eğitim il Müdürü var dersiniz? Sadece 1 tane. Onu da tesadüfe bakın ki Nimet ÇUBUKÇU atadı. Samsun İl Milli Eğitim Müdürü Hülya Ertürk Koç…Ortaöğretimde 115 bin 30'u erkek, 81 bin 683'ü kadın toplam 196 bin 713 öğretmen görev yapıyor. İlköğretimde 224 bin 644'ü erkek, 228 bin 674'ü kadın toplam 453 bin 318 öğretmen görev yapıyor. Görüldüğü üzere ilk ve orta öğrenimde 310 bin kadın öğretmenimiz var ve sadece 1 kadın il milli eğitim müdürümüz var. Bizi yönetenler de erkek. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde 50 kadın milletvekili seçildi; bunların 550 milletvekiline oranı % 9, 09. Bu bahsettiğimiz ülkenin yani ülkemizin nüfusunun ne kadarı kadın? Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) adrese dayalı tespit ettiği sonuçlara göre Türkiye nüfusu 2009 sonu itibarıyla 72 milyon 561 bin. Erkeler sadece 364 bin fazla kadınlardan; yani neredeyse nüfusumuz yarı yarıya. Ama gelin görin ki kadınlar ne eğitimde var, ne de iş yaşamımın herhangi bir alanında. Türkiye siyasetini ve eğitimini dizayn edenler kadınlara ve kızlarımıza evlerinden başka bir dünyada yaşam şansı tanımıyorlar.

Kadınların kızların okuması için açılan kampanyalar da sorunu çözmüyor. Her ne kadar eğitime ayrılan bütçenin büyüklüğü ile övünsek de devlet eliyle bu konuda ciddi bir çalışma yapılamamakta. Türkiye’nin merkezi hükümet harcamalarından eğitime ayırdığı pay (1992-98 de %11), görünüşte İspanya (%4), İngiltere (%5) gibi Avrupa Birliği ülkelerinden fazla veya İran (%15) ve Suriye (%10) gibi bölge ülkelerine yakın olsa da, devlet gelirlerinden eğitime ayrılması planlanan oran hiçbir yıl yasada belirtilen düzeye ulaşamadığı gibi, eğitim bütçesinin 1990 yılında %13, 21 olan payı, 2000 yılı bütçesi içinde %7, 13’e düşmüştür. 2003 yılında ise eğitime GSMH’nın %2, 65’i ayrılmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde bu pay %8’e kadar çıkabilmektedir. Ha bu arada bu payın da % 80’i personel harcamalarına gitmektedir. Yani projelere, kampanyalara ayrılan pay yine devede kulak tabiri kadardır.

Kızlarımız neden okumuyor? Bu konuda 2002 yılında ciddi bir araştırma yapılmış. 2003 yılında yapılan Kadın Sorunlarına çözüm Kurultayı’nda yayımlanan bu araştırmaya göre kızların okula neden gitmedikleri şu şekilde sıralanmış:

- Okul masraflarının yüksek olması (%23, 5)

- Okula ilgi duymama (%22, 3)

- Ailenin izin vermemesi (%7, 1)

- Ev işlerinde aileye yardım etmek zorunda olmak (%5, 8)

- Hane halkının ekonomik faaliyetlerinde yardım etmek zorunda olmak (%1, 4)

- Uygun okulun olmaması (%13)

- Sakatlanma veya hastalanma (%4, 4)

- Ücretli çalışmak zorunda olmak (%1, 2)

- Öğretmenlerle iyi geçinmeme (%0, 2)

Tüm bunların çözüm makamı eğitimi ve ülkeyi yönetenlerdir. Kızlarını okula göndermeyen aileler için uygulanan yaptırımların işlevsel hale getirilmesinden de, bu konuda ailelere uygulanacak desteğin arttırılıp kontrolünün etkinleştirilmesinden de, kızlar için açılan yurtları tarikat tekeline bırakılmamasından da idare kesinlikle sorunludur. Kız çocuklarının okuması meselesi bu ülkenin kilit meselelerindendir. Keza iş yaşamında kadının adı yoksa demokrasi tek ayakla yürüyor demektir, hadi bunu bir kenara bırakalım o kızlar yarın büyüyüp anne olacaklar ve kendi çocuklarını yetiştirecekler. Her eğitimcinin ağzında sakız olan o cümleyi yinelemek lazım: “Eğitim ailede başlar”.

HEDEF BAŞARI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

babanın ataerkil aile yapımızdaki yer yadsınamaz. Bu konuda haklısınız. İkinci kısımdaki kadınların isteksizliği meselesine çok katılamayacağım. Öyle bile olsa bu 81'de 1 oranını yaratacak bir isteksizlik değildir diye düşünüyorum. Burada idarenin ve dolayısıyla iradenin bir bakış açısı var: erkeklerin bu işi kadınlardan daha iyi yapacağına dair. sıkıntı bu...

Hedef Başarı 
 05.02.2010 13:10
 

Benim kendi tecrübelerime göre kız çocuklarının okutulmamasının en büyük nedeni babadır. Baba, kız çocuğuna geçici evlat gözüyle bakarsa, naılsa evlenip gidecek, ona yatırım yapmaz. Sınıflarda çoğunlukla en çalışkan çocuklar da kız çocuklardır. Diğer taraftan idareci kadın sayısındaki azlık, kadınların isteksizliğinden de kaynaklanıyor. Kadınlar tam gün ve tatillerde çalışmayı istemedikleri için hiç bir zaman idareci olmayı düşünmüyorlar. Çünkü evlerine ve çocuklarına ayıracak zamanları olmasını istiyorlar. Selamlar...

moonlight1 
 05.02.2010 13:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 10071
Kayıt tarihi
: 04.12.09
 
 

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanında çalışıyorum...İşimle ilgili ve işimin malzemesi olan insanl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster