Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2924
 

Eğitimin temel işlevleri, okul ve sınıf odaklılığın önemi

Eğitim faaliyeti örgün ve yaygın olarak iki ana başlıkta örgütlenmiş bulunan ülkemizde kurumsal yapılar yine belirlenmiş mevzuat hükümleri doğrultusunda kurulup işletilmektedir. Eğitim ve öğretim faaliyeti sadece mevzuat hükümleri ile düzenlenemez. Eğitim ve öğretim faaliyetlerine yön veren bilimsel çerçeve aslında mevzuat hükümlerini de genel anlamda belirlemektedir. Bilimsel bir anlayışla düzenlenen faaliyetlerin kurumsal yapılar içinde belli bir düzen içinde yürütülebilmesi mevzuat düzenlemeleri ile sağlanır. Bu nedenle mevzuat deyip geçmemek gerekiyor. Ancak mevzuat diyerek de bilimsel gelişmeleri mevzuatın dar sınırları içine hapsetmemek de gerekiyor. Yapılacak faaliyetin mevzuat hükümlerine uygunluğu önemli olmakla birlikte bilimsel gelişmelerin önceliğini kabul etmek bir zorunluluktur.

Eğitim öğretim faaliyetleri okullar ve diğer kurumlar tarafından eğitim sisteminin bir parçası olarak yerine getirilmektedir. Eğitim sistemi mevzuatın belirlediği hükümlere göre yapılanmıştır. Eğitim sisteminin yapısına bakıldığında merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı şeklinde bir yapılanmanın olduğu görülmekle birlikte eğitim öğretim faaliyetinin bizzat yapıldığı yerlerin öğrenen-öğreten etkileşiminin yaşandığı yerlerin, eğitimin yakın ve uzak hedefleri şeklinde nitelenen bireye yönelik hizmetlerin verildiği yerler olan okul veya kurumların, özellikle de sınıf ortamlarının daha fazla öneme sahip olduğu söylenebilir. Zira eğitim sisteminin merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatını oluşturan pek çok birimi okul, kurum veya sınıflarda yapılan faaliyetlere yönelik yardımcı, destek, kaynak, yönlendirici, denetleyici, kayıt edici bir birim işlevini görmektedir. Bu birimlerde yapılan işlere bakıldığında doğrudan eğitim öğretimi ilgilendirici olmaktan ziyade eğitim öğretim faaliyetini yürütenlere yönelik özlük hakları, atama, yer değiştirme, geliştirme, ödül ve ceza, araç gereç sağlama, yapılan faaliyetlere yönelik kayıtların tutulması şeklinde olduğu, toplumun yarınını oluşturan öğrenciye yönelik doğrudan bir faaliyet olmadığı görülmektedir. Bir bakıma okul, kurum ve sınıflar dışındaki birimler araç niteliğinde ve amaca hizmet edecek şekilde ikinci planda bir yere sahip olmaları gerekir. Odakta ise okul, kurum ve sınıflar olması gerekir.

Eğitim sistemimize bu yönüyle bakıldığında önemli sorunların varlığından söz edilebilir. Bir sisteme, kurumsal yapıya, örgüte bakıldığında hangi birime, işleve öncelik, üstünlük verildiğini görmek mümkündür. Örgütlerin işleyişi, örgütlerde yer alanların görüş ve önerilerine değer verilme düzeyi, kararların alınması sürecinde katkısının alınmasına önem verilmesi, örgütler için belirlenmiş işlevlerin yerine getirilme durumunun etkin bir şekilde kontrol edilip edilmemesi, örgütün sağladığı haklardan, ayrıcalıklardan yararlanma düzeyi, belirlenen kuralların değişme sıklığı, sağlanan özlük haklarının düzeyi, toplum içinde sahip olunan statü, sisteme giriş kolaylığı gibi birçok gösterge sistem içindeki yer konusunda fikir vermektedir.

Ülkemiz eğitim sistemi dikine hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Bu dikey hiyerarşi içinde eğitimin bizzat yapıldığı yerler olan sınıflar ve okullar, dolayısıyla buralarda görev yapan kişiler hiyerarşinin en altında yer almaktadır. Bakanlık merkez teşkilatı, il ve ilçe yönetim birimleri her ne kadar eğitim öğretime yönelik doğrudan bir işleve sahip olmasalar da sistem içinde en güçlü konuma sahip durumdadırlar. Eğitim sistemimiz işlevin öneminden çok hiyerarşik sıralamadaki yere göre bir öncelik sonralığı önceleyen bir yapıya sahiptir. Bu durum eğitim öğretimin bizzat yapıldığı yerler olan okul ve sınıflar yerine yönetsel makamların güç odağı haline gelmesine yol açmıştır. Eğitim öğretim faaliyeti sistemin temel işlevi, diğer destek hizmetleri sağlayan birimler ikinci derece işleve sahip olduğu halde destek hizmetleri sağlayan birimlerin güçlü konumda bulunması sistemin bürokratik bir yapıya dönüşmesine yol açmaktadır. Bu bürokratik yapı eğitim öğretim işlevinden çok bürokratik süreçlerin yerine getirilmesini önceler hale getirdiği için sınıf ve kurumlarda yapılan eğitim öğretim faaliyetlerinden çok kağıt üzerinde kalacak işlevlere öncelik verilmesine neden olmaktadır. Okul ve sınıflardaki işlevlerin sistem içinde daha fazla öneme sahip olması düşüncesini eğitim yönetiminde yer alan teknik ve karar yeterliklerinin işlevine yönelik çelişkili bir durum olarak düşünülebilir. Eğitim yönetimine ilişkin literatürde eğitim sisteminin üst birimlerinin ve bu birimlerde bulunan kişilerin teknik yeterliklerden çok karar yeterliklerine sahip olması gerektiği, teknik yeterliklerle karar yeterliklerini birbirine karıştırmamak gerektiğine ilişkin veriler yer almaktadır. Bu verilerden hareketle sistemin üst birimlerinde yer alan parçalarda karar yeterliklerine yönelik düzenlemeler, işlevler önem kazanırken alt birimlerinde teknik düzeyde yeterlikler ve işlevlere öncelik verileceği, dolayısıyla sınıf ve okullarda daha çok teknik yeterliklere öncelik verilmesinin doğal olacağı söylenebilir. Buradan hareketle de bakanlık merkez teşkilatı ile il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin karar yeterliklerine yönelik çalışmalar yapması nedeniyle sistem içinde de önceliğe sahip olduğu iddiası ileri sürülebilir. Ancak eğitim sistemimiz içinde bakanlık merkez teşkilatı ile il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde yapılan işlere bakıldığında karar yeterliklerine yönelik çalışmalardan ziyade günlük rutin işlevlere yönelik işlerin yapılmakta olduğu görülebilir.

Karar yeterliklerine yönelik işlevlerin temel işlevlerle doğrudan bağlantılı olması, teknik yeterliklerin bu temel işleve göre geliştirilmesi, bir bakıma karar yeterliklerine yönelik çalışmaların da kurumun, sistemin, yapının temel işlevine yönelik bir anlayışla yapılandırılması, yürütülmesi gerekir. Eğitim sistemimizde yıllar itibariyle yapılan çalışmalara genel anlamda bakıldığında eğitim öğretimin niteliğine yönelik çalışmalara yeterince yer verilmediği, yaşanan alt düzeydeki sorunlara öncelik verilmesi nedeniyle sorun olmayan yönlerin ihmal edildiği, durumsal bir yaklaşımın söz konusu olmadığı, okullaşma, fiziki şartların iyileştirilmesi, araç gereç temini, personel temini gibi konulara yoğunlaşan üst birimler bu konuda sorun olmayan yerlerde niteliğe yönelik neler yapılabilir, sistemin geliştirilmesine yönelik ne tür çalışmalar, düzenlemeler yapılabilir, personelin yeterli sayıda olduğu, fiziki sorunları olmayan yerlerde ne yapabiliriz türünde durumsal bir bakış açısı ile ve sorun odaklı bir yaklaşımla çalışılmadığı görülmektedir. Eğitim sistemimizde gerçekten alt düzeyde sorunlarla yüz yüze olunan yerler söz konusudur. Ancak alt düzeyde sorunların olmadığı yerlerin varlığını da inkar edemeyiz. Sistemin yetkilisi olan birimlerin bu anlamda durumsal bir anlayışla çalışması zorunluluk olarak görülmektedir. Durumsal yaklaşım eğitim sistemimiz içinde temel işlev olan eğitim öğretim faaliyetinin daha nitelikli hale getirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu ise okul ve sınıflarda yapılan çalışmalara odaklanan bir yapılanma ile olabilir. Temel işlevi önceleyen bir karar yeterliliğine sahip örgütsel yapıda sınıf ve okullardaki işlevlere yönelik düzenlemelerin daha güçlü bir önceliğe sahip olması beklenir. Bu durum dikey bir örgütsel yapılanmadan çok yatay bir örgütsel yapılanmayı gerektirir. Okul ve sınıflara yakın bir örgütlenmede temel işlevler daha güçlü bir yere sahip olacaktır.

Eğitim sistemimizde okul ve sınıflarda yapılan çalışmalara odaklanan bir yapılanma olduğu zaman yönetici yetiştirme, personel yetiştirme, eğitim sisteminin değerlendirilmesi, öğrenme öğretme sürecinin daha nitelikli hale getirilmesi, eğitimin hedeflerine ulaşma düzeyi, öğrencilerin daha iyi yetişmesi, daha sağlıklı bir toplum olma, okullardan hizmet alanların daha etkin bir şekilde okul yönetimine katılması konusunda da önemli adımlar atılmış olacaktır.

Ali Hikmet DEMİR

ahdiron4@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eğitim maalesef masa başı bürokratlarının keyfi düzenlemeleri ile içinden çıkılmaz bir hale sokulmaktadır ülkemizde, bence eğitimi eğitimcilerin ellerine bırakmalarının zamanı geldi ve hatta geçmektedir. Şu son bir kaç yıl içinde biz öğrencilerin ne kadar saçma düzenlemelerle ne kadar mağdur edildiğimiz ortada değil mi?

BURÇAK YAZICI 
 03.12.2010 9:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster