Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '17

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
482
 

Ekonomik gelişmemizde Tarım neden gerilerde kalıyor

Ekonomik gelişmemizde Tarım neden gerilerde kalıyor
 

OECD Türkiye ile ilgili olarak 2016 yılında yayınladığı bir raporda[1] genel ve tarım ekonomimizle ilgili olarak çok önemli şu saptamada bulunmuştur: “Türk tarım sektöründeki verimlilik artışı, günümüzde daha iyi teknolojiler, bitki çeşit geliştirme ve hayvan ıslahıyla desteklenmektedir. Bununla birlikte, 2000'li yılların sonundan bu yana gelişmeler yavaşlamış tarım ile diğer ekonomik sektörler arasındaki verimlilik farkı büyümüştür. Söz konusu farkın kapanması için Türkiye, tarımdaki küçük ve endüstriyel işletmeler arasındaki, önemli teknolojik ve insan kaynak farklılıklarını kapatmalıdır. Ayrıca bölgesel kalkınmada da eşitlik sağlanmalıdır. Hem tarımda hem de ekonomide emek, eğitim, sosyal güvenlik sistemleri ve toprak reformu konularında, geniş politik eylemlerle desteklenen, yapısal uyum sağlanmalıdır. Ulusal yenilik sistemlerini artırmak için önemli çaba gösterilmiş olmasına rağmen,  kalite ve sonuçlarıyla araştırma ve geliştirme(ARGE)  açığı kapatılmayı beklemektedir”.

Bu yazının konusu son cümle olacaktır. Bu amaçla dünyada ve ülkemizde tarımsal ARGE konusuna bir göz atalım: IFPRI (Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü) 2016 yılında “Tarımsal Bilim ve Teknoloji Göstergeleri” ile ilgili birimi kanalıyla birçok rapor yayınladı[2],[3]. Bu raporlarda, tarımsal ARGE göstergelerinin nasıl bulunacağından, nasıl değerlendirileceğine yer verilirken, her ülke için ilgili tüm parametrelerin izlenebileceği ara raporlara da ulaşılabilmektedir (Örneğin Türkiye: http://www.asti.cgiar.org/pdf/factsheets/Turkey-Factsheet.pdf).

Türkiye’de genelde ARGE, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunla yönlendirilmektedir. Bu çerçevede sektör olarak TARIM; Kosgeb, TTGV, TUBİTAK ve  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıgibi ARGE destekleyici kuruluşların araştırma bütçesinden yeterince yararlanamamaktadır. Çünkü ilgili yasa gereğince, söz konusu araştırma desteği,  firmanın, en az 50 tam zamanlı araştırıcı çalıştırması halinde sağlanabilmektedir. 2016 ağustosunda yayınlanan 6728 sayılı yasa ile önce 30, sonra 15 olarak kabul edilen firmaların asgari araştırıcı sayısı dahi, tarım sektörü için uygun değildir. Tarımda tohumculuk dışında ARGE sınırlıdır. Daha yeni yeni oluşumlarını tamamlamakta olan Tohumculuk firmalarımızdan kaçı 15 ARGE elemanı çalıştırmaktadır? O nedenle, 12,5 milyarlık ülke ARGE pastasından, tarımın da yararlanması için, özelikle TOHUMCULUK çatı örgütlerinin, kurulum aşamasındaki “Bilim Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu” ile çok sıkı irtibata geçmesi gerekmektedir. Çünkü bu kurul TÜBİTAK da dâhil tüm kamu ARGEdesteklerinden sorumlu tek birimdir ve küçük tohumculuk firmalarımız, kamu desteği almadankendilerinde bekleneni veremezler.    

Gerek IFPRI ve gerekse OECD’nin raporlarında, ülkelerin araştırmaya yaptıkları yatırımların değerlenme kriteri olarak, araştırma yatırımlarının, o sektöre ait milli gelire oranı alınmaktadır.  Tarımda araştırma harcamalarının, tarımsal milli gelire oranları yukarıdaki grafikte sıralanmıştır. Botsvana’nın bile, gelişmekte olan ülkelerin çok arkalarında bulunmasına rağmen, %4’ler oranında tarımsal araştırmaya bütçe ayırması ilginç olsa gerek. Yine gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Brezilya’nın, tarımdaki mucizesini, herhalde %2’lik araştırma harcaması ile geçekleştirmiş olsa gerek (Açıkgöz 2012). Türkiye 2012 yılı verilerine göre %0,52’lik tarımsal araştırma harcaması ile yetinmektedir. Türkiye’nin genel ARGE/(YllıkMiliGelir) oranı %0,92’lerdedir.

Raporlardan, Türkiye’deki tarımsal araştırma harcamalarının %72’sinin personel giderlerinin oluşturduğu, harcanan meblağın %92’sinin kamu bütçesinden olduğu, araştırmaların %58’inin Tarım Bakanlığı ve %40’ının da Üniversitelerce yapıldığı anlaşılmaktadır. Yine aynı rapordan araştırıcıların 1250’sinin doktoralı, 1170’sinin y. lisanslı ve 584’ünün de üniversite mezunu olarak verilmiştir. Tarımsal araştırmalarda %54’lük ağırlıklı pay bitkilere verilmiştir. Hayvancılık %22 ve balıkçılık ise %6 pay almaktadırlar.

Tarım Bakanlığı uhdesine bulunan araştırma kuruluşlarında kariyer yapma gibi bir şansları bulunmayan vizyoner araştırıcıların, yeni açılan üniversitelere ve özel sektöre geçmesinin, bakanlığın daha etkin araştırma yapması açısından bir olumsuzluk olarak kabul edilmektedir.

Tarımsal ARGE payı için öngörülen %3’lere ulaşacağı 2023’lerde, Türk tarımsal araştırmacılarının karnesi “İYİ” olabilecek mi? Ülkesel bazda üniversite, kamu ve özel sektör araştırma potansiyelini bir çatı altında toplayıp, koordineli bir planla araştırıcılarımıza gerekli gen materyalini sağlayacak sistemi kurulmazsa bu zor. Özellikle binlerce potansiyel araştırmaya sahip üniversiteleri, özellikle alarm veren tohumculukta devreye sokmazsak, tohumculukta ithalat-ihracat makasını kapatmamız olanaksız görülüyor.

Nazimi Açıkgöz

Not: Bu yazı https://nazimiacikgoz.wordpress.com/ sitesinde yayınlanan aynı başlıklı analizden derlenmiştir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemizde tarımın geride kalması ülkemizin ayıbı, kendi tohumlarını kullanamayan çiftçi yapılan anlaşmalara zorunlu tutuluyor sonuç onlar tarımla uğraşanlar kazanamadığı gibi bizlerde yan sanayi ürünlerini almak zorunda kalıyoruz ya da almıyoruz. Son duyduklarıma göre buğday arpa tohumu bile dışarıdan gelecekmiş böyle saçmalık var mı ? Neden elimizdekini verip başkalarına bağımlı oluyoruz ? Araştırmacılarımızın çoğu yurtdışında ödül alırken ülkemizde yardımcı bile olunmuyor..Ülkemizdeki verim hiç bir ülkede yokken kurutuyoruz.Çiftçilerin durumu ortada alıcılarında tabi...

Tülay EKER 
 24.02.2017 14:33
 

Ülkemizde tarımın geride kalması ülkemizin ayıbı, kendi tohumlarını kullanamayan çiftçi yapılan anlaşmalara zorunlu tutuluyor sonuç onlar tarımla uğraşanlar kazanamadığı gibi bizlerde yan sanayi ürünlerini almak zorunda kalıyoruz ya da almıyoruz. Son duyduklarıma göre buğday arpa tohumu bile dışarıdan gelecekmiş böyle saçmalık var mı ? Neden elimizdekini verip başkalarına bağımlı oluyoruz ? Araştırmacılarımızın çoğu yurtdışında ödül alırken ülkemizde yardımcı bile olunmuyor..Ülkemizdeki verim hiç bir ülkede yokken kurutuyoruz.Çiftçilerin durumu ortada alıcılarında tabi...

Tülay EKER 
 24.02.2017 14:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 530
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster