Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '09

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
317
 

Eluana ölsün mü?

Eluana ölsün mü?
 

Eluana kazadan önce


İtalya bugünlerde tüm ülkenin tartıştığı bir olayla çalkalanıyor:

Eluana ölsün mü?

Vatikan, Silvio Berlusconi ve Devlet Başkanı Giorgio Napolitano bu olay yüzünden birbirleriyle çatışma halindeler.

Eluana şu anda 38 yaşında olan bir genç kadın. Hayatının 17 senesini, yirmibirinci yaşından bugüne kadar, “Uyanık Koma” halinde geçirdi. Şu anda, ölüme mahkum hastaların yattığı “La Quiete” (Sessizlik) isimli bir klinikte yatıyor ve hakkında kopan fırtınanın sonucunu bekliyor. Aslında bekliyor oluşu, söz gelişi.

Eluana, 21 inci doğum gününü kutlayışından birkaç gün sonra, 18 Ocak 1992 de, kendi kullandığı arabasıyla, İtalya’nın kuzeyindeki Lecco şehri yakınlarında bir kaza yaptı. Yollar kaygan olduğundan arabasının kontrolünü kaybetti ve bir duvara çarparak ağır yaralandı. O günden bugüne, bir hastahane yatağında koma halinde yatıyor. Gazetelere göre, uyuyup uyanıyor, gözlerini açıyor, hatte bazen gülümsediği söyleniyor. Ama kendisiyle hiçbir şekilde iletişim kurmak mümkün değil. Eluana tam 17 senedir, hiç değişiklik göstermeden bu durumda yatıyor. Tam 17 senedir midesine konmuş özel bir sonda ile beslenmesi sağlanıyor. Bu beslenme kesilecek olursa, genç kadının yaşamla olan tek bağı da kopmuş olacak.

Baba Beppino Englaro, kızının hayatta kalması için yapılan suni beslenmenin kesilmesi için dilekçe vermiş. Bu dilekçe önce kabul edilmiş, arkasından mahkeme kararı ile bozulmuş, ondan sonra bir üst mahkeme, bir önceki kararı bozmuş. En son karar beslenmenin kesilmesi konusunda imiş ama, bu noktada başbakan Silvio Berlosconi araya girerek, geçtiğimiz hafta suni beslenmenin durdurulmasını yasaklayan bir hükümet kararı aldırdı. Bu da kendisini ülkenin Devlet Başkanı ile karşı karşıya getirdi, çünkü Devlet Başkanı Giorgio Napolitano hükümet kararını imzalamıyor ve bu şekilde karar da yürürlüğe giremiyor.

Berlusconi ise müdahalesinde ısrarlı. Bir basın toplantısı yaparak, 2-3 gün içerisinde yeni bir kanun çıkarabileceğini ve bu kanunla, Eluana’nın beslenmesinin kesilmesini önleyeceğini bildirdi. Eluana çevresindeki, politik arenadaki savaş süredursun, bu arada İtalya’da halk da ikiye ayrılmış durumda. Bir kısım göstericiler, hükümet binaları önünde, “ölüme yardım” taraflısı pankartlar açarken, bir kısım halk da, Eluana’nın yattığı “La Quiete” önünde, onun yaşatılmaya devam edilmesi için gösteri yapıyorlar.

Vatikan da bu arada söz aldı ve bir insanın yaşadığı sürece, ölmesine yardım edilmesine şiddetle karşı çıktı.

Kızın babasının sözleri ise çok acı ve çok açık: “Ben ve eşim için kızımız, kaza gününde öldü. Artık yaşamıyor zaten.”

Eluana olayı, böylece İtalya’nın gündemine üzerinde şiddetle tartışılan bir Politikum olarak oturdu. Berlusconi, şayet beslenmenin kesilmesini önleyemezse, bir insan yaşamı için elinden geleni yapmış olmayacağını söylerken, Berlusconi muhalifleri, onun, Vatikan’ın gözüne girmek için bu kadar zahmete katlandığını iddia ediyorlar.

Tam onyedi senedir yaşamla ölüm arasındaki çizgide, ne bir adım ileriye, ne de bir adım geriye hareket edemeden kalakalmış bir genç kadın. Yirmibir yaşının sonrasını yaşamamış ama bedeni otuzsekiz yaşına gelmiş. Kimseyle iletişimi yok, bütün yaptığı gözlerini açıp kapamak. Ve sadece bu kadarı için bile bir sürü insanın ona bakmasına muhtaç. Ne görüyor, ne anlıyor, görüyor mu, anlıyor mu? Bu dünyada mı aslında?

Ya anne ve babanın dramı? Dünyaya getirip 21 yaşına kadar birlikte oldukları çocukları, onyedi yıldır hem var hem yok. Eluana’nın bedeni, onyedi yıldır hiç hareketsiz, bir yatağa yapışmış halde var, ama Eluana, o nerede? Bir zamanlar gülen, eğlenen, yaşam dolu o güzel genç kız nerede?

Suni beslenme kesilsin mi?

Eluana ölsün mü, yoksa böyle yaşamaya, yaşamaksa şayet, devam etsin mi?

Zor dava!

Zor karar!

OKAN TINMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yetkili uzman kişilerin raporları dikkate alınarak ve bir kanuni süre belirlenerek ölüme izin verilmeli bence. Acıların kronikleşmesi hiç istenilen bir şey değildir. Bu insan sanki başka insanların kendi hallerine şükretmesi için yaşıyor(ibret konusu) gibi görülüyor olup bundan kendi paylarına güç kazanmaya çalışanların politik davrandıklarını anlayabiliriz. Aile ve konunun uzmanları ümidlerini tüketmişken nasıl başkaları ibret mi yoksa mucize bekleme mi bakımından acının devam etmesini savunabilirler !

Özkan Salman 
 08.02.2009 18:02
Cevap :
Sevgili çağdaş, bu konuda her ülkede değişik yaptırımlar var. Doktorlar bir koma hastasından ümidi kestiklerinde, birçok yerde aile hastaya bağlı aletlerin fişlerinin çekilmesine karar verebiliyor. İtalya'da işe politika bulaşmış ve bir ucundan da din. Yine dini duyguların politikaya, veya tersine politikanın dini duygulara alet edilmesi. Bu her zaman duygu sömürüsüne yol açıyor. Böyle bir olaydan bile çıkar bekleyenler var herhalde. Aile açısından çok acı. Yorumunuza teşekkürler.  09.02.2009 15:25
 

Ne zor bir şeydir kim bilir ölememek. Hem kendisi hem de yakınları için. Ağır hasta bir yakınımın son sözleri: "Artık ölmek istiyorum" olmuştu. Ve ben içimden; inşallah daha fazla acı çekmez diye dilemek zorunda kalmıştım. Ama karar vermek çok zor. Mucizelerin olduğuna da şahit olmadık mı?

Saime Eren 
 08.02.2009 15:23
Cevap :
Karar vermek gerçekten çok zor:( Öte yandan hastayı suni besleme ile hayatta tutan, yani bedeninin ölmemesini sağlayan bizleriz, yani insanoğlu. Acaba doğanın, Tanrı'nın işine mi karışıyoruz böylece? Uzun süreli koma hastalarının uyandığı da vaki. Bu herhalde yine hastanın ve hasta yakınlarının özel kararı olabilmeli, kanunlaştırmak, kural haline getirmek yanlış belki. Çünkü ancak çekenler bilir ne çektiklerini. Ve her olay başkadır, başı sonu, içeriği farklıdır. Böyle bir duruma düşmek de mümkün. Allah kimseye vermesin, bu kızcağızı da bir şekilde kurtarsın diyelim. Sevgilerimle.  08.02.2009 19:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 555
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1387
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster