Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
445
 

Emek, En Yüce Değer...

Emek, En Yüce Değer...
 

31 yıl sonra ilk defa işçiler yeniden Taksim Meydanındaydı. Televizyonu açıp sonuna kadar izleyemedim. Korktum, içim buruldu. Ara sıra baktığım televizyon kanallarında Taksim meydanına çıkan makul kalabalığı gördükçe aynı sözler ağzımdan bir ağıt, bir dua gibi bazen farkında olarak bazen de farkında olmadan yükselmekteydi. “Lütfen bir şey olmasın”

Sanki zaman makinesi içinde bir 1977 yılının 1 Mayıs’ına bir de 2009’un 1 Mayıs’ına gidip geliyordum. Ruhum ve kalbim dalgalı deniz, düşüncelerim ise fırtına öncesinde denizde kalmış balıkçı takasıydı adeta….

Kelimenin tam anlamıyla;

“Durdu zaman, durdu dünya”

Yaşayanlar ve görenler bilir.

Bundan 31 yıl önce 1 Mayıs kutlamaları TRT’den naklen verilmekteydi. Ben lise son öğrencisiydim. Annem, kardeşim ve ben evde babam ise 1 Mayıs alanındaydı. TRT Taksim alanını ve alana giriş yapan işçileri bir süre gösterdikten sonra normal yayınına devam etti. Önce alt yazıyla “Taksim’de olaylar çıktı” haberi geçti. Bir müddet sonra ise alandaki yayın ekibine bağlanıldı. Yayın ekibi canlı yayına bağlanmadan önce yapılan çekimleri göstermeye başladı. Hiç unutmuyorum… Zaten yaşayanlar, görenler bilir, Kazancı yokuşuna koşan insanlar, silah sesleri, çığlıklar ve durarak su püskürtmesi gerekirken hem ilerleyip hem de işçilerin üzerine basınçlı su püskürten panzerler. Uzunca bir süre bu görüntüler verildikten sonra normal yayın akışına dönüldü.

Normal yayına geçildikten sonra ölüm sessizliği hakim oldu. İşçinin ve Emekçinin bayramı olan 1 Mayıs kana bulanmıştı. Bildiğim kadarıyla o yıl rekor düzeyde katılım olmuş, sırf 1 Mayıs için Ankara’dan İstanbul’a otobüslerle emekçiler, aydınlar, gitmişti.

Saat: 20:30 -21.00’e kadar evdeki sessiz bekleyiş sürdü. Sonra telefon sesiyle irkildik . Arayan babamdı. Babamın yaşıyor olması buruk bir sevince boğdu bizi. Çok şükür babam yaşıyordu. Daha sonra babam ikinci defa telefon ettiğinde ölümlerin en büyük nedeninin panikle insanların Kazancı yokuşuna kaçmaları, kaçış sırasında ezilme, Kazancı yokuşunu kapatan araçtan ve sadece basınçlı su püskürtmesi gerekirken, hem basınçlı su püskürtüp hem de ilerleyen panzerlerden kaynaklandığını anlattı.

Emek ve işçi düşmanları amaçlarına ulaşmışlardı.

Pek televizyonlarımızda gösterilmese de emekçinin ve işçinin yapamayacağı şey yoktur. Örneğin; Geçtiğimiz yıl Fransa’da bazı yasa tasarılarını protesto etmek için çalışanlar, emekçiler işi durdurdular. İşverenler ve hükümet yetkilileri hiçbir şey yapamadı, elleri kolları bağlandı. İşçiyi, emekçiyi küçümseyen bakış açısını her zaman kınadım ve kınayacağımda.

Çünkü;

Emek, en yüce değerdir.

var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1312
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster