Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
945
 

Et ithalatına iznin olası sonuçları

Et ithalatına iznin olası sonuçları
 

Kırmızı et fiyatlarındaki artışın ilk tartışılmaya başlandığı bu yılın ilk aylarında, et fiyatındaki yükselmenin nedenleri ve alınması gerekli çözüm önerilerini de içeren bir basın açıklamasında bulunmuştum. Şubat ayının ilk haftasında yaptığım bu basın açıklamasında; et ithalatının kısa vadede piyasayı rahatlatabileceğini ancak uzun vadede ülkemiz hayvancılığını kesinlikle üretim dışına itecek bir karar olacağını vurgulamıştım. Bu açıklamamdan hemen sonra Tarım Bakanı “gündemlerinde et ithalatına izin verilmesi gibi bir konu olmadığını açıklamıştı “. Ancak, dün itibariyle Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Et ve Balık Kurumu’na canlı hayvan ve et ithalatı yapma yetkisi verildiğini açıkladı. Tarım Bakanı ise söz konusu fiyat artışının spekülatörler tarafından yapıldığını ve bunun önüne geçmek için böyle bir yetkininin Et Balık Kurumuna verildiğini belirtti. Peki, canlı hayvan ve et ithalatı ne gibi sonuçlar doğurabilir?

Son aylarda kırmızı et fiyatında meydana gelen artışların hükümetin tüm gayretlerine rağmen durmaması aslında sorunun sadece spekülatörlere bağlı olmadığını açık bir şekilde göstermektedir. Ortada çok ciddi bir et üretimi sorunu bulunmakta ve kalıcı çözüm için bir an önce sorunların tüm detaylarıyla ele alınması gerekmektedir.

Kırmızı et üretimindeki sorunlar ve bunun yansıması olan et fiyatlarındaki yükselmenin nedenlerini kısaca özetlemek gerekirse. Artışın en büyük nedeni ulusal bir hayvancılık politikasının olmamasıdır. Yani ne kadar sayıdaki hayvandan ne şekilde ve ne düzeyde verim almamızı belirten bir projeksiyona sahip değiliz. Ayrıca, küçükbaş hayvan sayısındaki azalmalar, kaçak ve kayıt dışı hayvan sayısı ve et üretiminin fazla olması, yüksek yem maliyeti, hayvanlardan istenen verimin elde edilememesi, hayvancılık ile ilgili bileşenlerin belli bir koordinasyon içerisinde çalışmaması ve üretici ile pazar arasında sağlıklı bir örgütlenmemenin olmaması kırmızı et fiyatındaki artışın diğer sebepleridir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre son yıllarda (2000-2008) koyun ve keçi sayılarında sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 22 düzeyinde bir azalma meydana gelmiştir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde tarımsal nüfusun azalmasına bağlı olarak azalan küçükbaş hayvan sayısı bu oranı yükseltmiştir. Kırmızı et fiyatlarındaki dalgalanmaların en önemli nedenlerinden biri de toplam üretimin içinde yaklaşık yüzde 40 gibi çok yüksek bir paya sahip olduğu tahmin edilen kayıt dışı hayvan sayısı ve et üretimidir.

Kaçak ve kayıt dışı hayvan sayısının fazla olması hayvancılıkta izlenebilirliği ortadan kaldırdığı gibi hayvancılığı sektörel hale getirmeye çalışan üreticilerin gayretlerini de boşa çıkarmaktadır. Son yıllarda tarımsal üretimin kısıtlanarak birçok tarımsal ürünün ithal edilmesi, et üretim maliyetinin yaklaşık olarak yüzde 70’ni oluşturan yemin maliyetini de artırmaktadır. Hayvan yemlerinde en fazla kullanılan mısır ve soya ve bunların ürünleri çok büyük miktarlarda ithal edilmektedir. İthal edilen bu ürünlerin fiyatları artarken, et fiyatının düşürülmesini beklemek ne kadar gerçekçi bir yaklaşım olur düşünmek gerekir. Hayvancılığın çoğunlukla küçük çaplı aile işletmeleri şeklinde yapılması ile üretici ve tüketici arasındaki pazarın ara kademelerindeki örgütlenmenin yetersizliği ve çarpıklığı üretici ve tüketiciyi ekonomik olarak olumsuz etkilemektedir. Yani haksız bir tefeci kazancı söz konusudur.

Et veya hayvan ithalatının önünün açılması ortalama her beş yılda bir farklı bir krizin etkisine maruz kalan ülke hayvancılığımızı olumsuz etkileyeceği herkesin görmesi gereken bir gerçektir. Hatırlanacağı üzere Deli dana ve Kuş gribi vakaları birçok et üreci firmayı üretim dışına itmişti. Et ithalatının uzun vadeye yayılması ise başta sektörel hale gelmeye çalışan hayvancılığımızı duraksatmaya ve sonrasında üretim dışına itecektir. Et ithalatının yapılması ile son yıllarda Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) hayvancılık hibe projeleriyle bölgesel bazda başlayarak ülke hayvancılığını geliştirmek amacıyla yürütülen politikaların bölgeler ve ulusal bazdaki başarısını da olumsuz etkileyecek bir girişimdir.

Tarım ülkesi olarak kabul ettiğimiz ülkemizin, tarımda dışa bağımlı bir duruma gelmesi herkes tarafından üzerinde önemle düşünülmesi gereken bir konudur. Bitkisel üretimde dışa bağımlılığın bizi nasıl çözümsüz bıraktığını geçen aylardaki GDO’lu ürünlerin ithalatında yaşamıştık. Hayvansal üretimde aynı sıkıntıları yaşamamız için kısa vadeli çözümler yerine üretimin esas alındığı uzun vadeli ulusal hayvancılık politikalarının bir an önce hazırlanıp hayata geçirilmesi gerekmektedir. Hayvancılık politikalarının belirlenmesinde konuyla ilgili bütün bileşenlerin yani başta ziraat fakülteleri olmak üzere veteriner fakülteleri, sektör temsilcileri, üretici birlikleri ve örgütlerinin dâhil edilmesi kalıcı ve rasyonel projeksiyonların yapılmasını sağlayacaktır.

Dünyada yaşanan küresel ekonomik kriz, üretimin önemini bir kez daha göstermiştir. Kriz, küreselleşen dünyada gıda üretiminin ülkelerin geleceğinin belirlenmesinde en büyük silah olacağını açıkça göstermektedir. Gıda da dışa bağımlı hale gelmek bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaket olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2636
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster