Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1720
 

Evde kimse var mı?

Evde kimse var mı?
 

Binlerce yıllık bir uzak doğu sorusudur; "ormanda kimse yoksa, devrilen bir ağaç ses çıkarar mı?" Kestirip atan basit bir cevabı var bu sorunun, "duyacak kimse yoksa sesin varlığından emin olamıyız" Peki, ev sahiplerinin evde olmadığını fark edip evlere sinsice girip orada bir iki gün kalıp hiç bir şey almadan ve hatta evdeki kirli çamaşırları yıkayıp bozuk eşyaları onarıp oradan çıkan Sun-hwa'nın gerçek dünyadaki varlığından söz edebilir miyiz? O gerçekten var mıdır, yoksa yalnız ve çaresiz bir genç kadının kafasında yarattığı bir hayal kahramanı mıdır?

Rüştünü çoktan ispat etmiş Kore'li yönetmen "Kim Ku Duk" baş karakterin tek kelime bile konuşmadığı ve ilk yarım saat boyunca neredeyse hiç diyalog olmayan ve hatta toplam diyalogların 12 fontla yazıldığında bir A4'ü doldurmayacağı filminde, nasıl yapıyorsa izleyiciyi hiç sıkmıyor ve mükemmel bir hikaye anlatmayı başarıyor. Uzak doğu sinemasının genel karaktersitik özelliklerini -az laf çok iş- bu filmde de bulmak fazlasıyla mümkün. Uzak doğulu yönetmenler Holywood ve ana akım sineması ekseninde yeşeren sinema izleyicisine sadece sanatsal anlamda değil "kişisel gelişim" anlamında da çok şey katıyor; "iletişim kurmak için konuşmak zorunda değiliz" Bu minimalist anlatım Avrupa sinemasında nedense çok sıkıcı olabilirken, kültürün gerçek temsilceleri tarafından icra edildiğinde sessiz sedasız ama duyguların sel olduğu, gürül gürül çağladığı bir esere dönüşüyor.

Kore sinemasının ardı ardına çıkardığı iyi yönetmen ve filmlerin de bir tesadüf olmadığını belirtmek gerekiyor. Ülkede yabancı film kotası var ve vizyona giren her filmin belli bir kısmı (sanırım yarısından çoğu) yerli olmak zorunda. Liberal ekonomiler devrinde nereden çıktı bu kotalar demek lazım. Eğer "amerikancı" bir bakış açısına sahipsek. Neyseki bu tarz bir görüşümüz yok hatta daha doğrusu Kore devletinin ve kültür bakanlığının da yok ki böylesine değerli insanların çalışabileceği bir endüstri kurmuşlar. Yabancı filmlere uygulanan kota çok kalitesiz ve sürümden kazan Amerikan filmlerini pazar dışı bırakıp yerli filmlerin nispeten daha iyi filmlerle rekabete girmesine neden oluyor. Darısı bizim de başımıza. Yerli sinema sektörüne senede 3 milyon avrocuk ayırabilen kültür bakanlığının başına taş düşmeden hallolsa bu işler...

Tekrar filme dönecek olursa, Boş ev'i izledikten sonra insan ruhunda tuhaf bir dinginlik oluyor. Çok güzel bir şiir okumuş gibi ya da engin ve uçsuz bucaksız bir manzarayı izlemişsiniz gibi. Sessizlik içinize doluyor ve orada büyük bir gümbürtü koparıyor. Adeta tekrar tekrar izleme hissi uyandırıyor.

Filmin kapanış cümlesini de yazıp blogu da kapatmak gerek artık.

"Yaşadığımız dünyanın gerçek mi yoksa hayal alemi mi olduğu hakkında görüş belirtmek gerçekten de çok zor..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dünya klasikleri arasına girmesi gereken bir film. Yalnız bildiğiniz gibi Hollywood Kore'den film aşırmaya bayılıyor. Köstebek'te başarılı olunca da iyice cesaret aldılar. Oldboy'u çektiler, My Sassy Girl'ü de çekiyorlar. Umarım Bin Jip - Boş Ev'e de ellerini atıp bozmazlar.

Demirson 
 07.09.2007 2:03
Cevap :
vallahi para edecek her şeyi bozar onlar. sen de biliyorsundur. izlemeyiz biz de ne yapalım. yahu, oldboy gibi bir filmi neden tekrar çekerki insan? bitmiş abicim olay. hayret bir şey...  07.09.2007 12:02
 

Yeme yanında yat filmlerden bir tanesi. Giriş bölümündeki soru tam benim alanımla ilgili. Güzel yazı güzel yorum. Sevgiyle ve sevdiklerinizle kalın.

Beytullah ARPACI 
 06.09.2007 11:32
Cevap :
Teşekkürler beytullah bey. iyi günler.  06.09.2007 15:35
 

Ünlü yönetmenin izlediğim ilk filmiydi "boş ev" ve ardından hep takip ettim... "zaman" filmini de şiddetle tavsiye ederim, sevgilerimle...

Zevzek 
 05.09.2007 18:54
Cevap :
önerinizi dikkate alacağım. teşekkür ederim...  05.09.2007 19:28
 

İzlemediysen ve ulaşabilirsen iff'de izlediğim bir Kuala Lumpur filmi olan Yalnız Yatmak İstemiyorum'u da tavsiye ederim. 40-45 dk boyunca hic diyalog olmadan nasıl böyle etkileyici film çekilir hayret etmiştim. Boş Ev de mükemmel, iyi de yazmışsın. Teşekkürler.

Keyif Adamı 
 04.09.2007 11:33
Cevap :
Önerini değerlendireceğim dostum, teşekkürler.  04.09.2007 13:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 924
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Hukuk fakültesi öğrencisiyim. İnsan hakları ve sivil toplum örgütleri ilgi alanıma giriyor. Medyayı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster