Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
513
 

Dejenaratör diziler

Dejenaratör diziler
 

Sıradan bir yozlaşıyoruz yazısı değil bu. Yozlaşıp, derinleşiyoruz. Dizilerde işlenen temalar değişip gelişiyor, biz de onlarla beraber tabii.

Evimiz Hollywood'da yayınlandığı dönemlerde, çok değişik bir hayatı izlediğimi düşünürdüm. Esasen 35 yaşında olan, ama liseli rolündeki oyuncular içinde illa ki diziyi seyreden gençlere hitab edecek birileri vardı. Partilerde boy gösteren dj David eğlenmeyi sevenlere, entelektüel Brendon daha sakin hayat sürenlere, bakire Dona, popüler kız Kelly… İzleyici kitlesinden birine ulaşıyordu. Hani dil okulu kitapçıklarına bir fotoğraf karesinde bir uzak doğulu, bir zenci, bir de Avrupa'lı koyarlar ya onun gibi ya da her çeşit dondurmanın bulunduğu bir buz dolabi gibi. Herkes için, bir çeşit.

Ama konular aynı işte gençler, aşıklar, aileleriyle çelişiyorlar vesaire. Şimdi liselilere bakın, gençler, aşıklar, aileleriyle çelişiyorlar ve çoğunluğunun hiçbir derinliği yok. Görev başarıyla tamamlandı hedef kitle dizinin izlenim oranını arttırdı arttırmasına ama ödevini de iyi yapıp, yaşamını diziden aldığı hayat dersleriyle sürdürüyor.

Evimiz Hollywood' dadan Nip / Tuck' a kadar onlarca Amerikan dizisi seyrettik; çoğunluğu evimiz Hollywood da dan da önceki Kuzen Larry ya da Altın Kızlar gibi değildi.

Hepimiz biliyoruz ki Amerikalılar liseyi bitirdikleri gece bir balo olur ve o baloya beraber date olarak gidenler o gece kural olarak sevişirler. Artık alıştık bundan doğal ne var ki? Bu iki dizinin arasında yavaş yavaş bir sürü şeye alıştık, Seinfield de bir dönem sevgili olan Jerry ve Elaine’in sadece arkadaşken öylesine yakın ilişkiye girmeleri, tabii ki Sex and The City’den öğrendiğimiz Manhattan da aşkın nasıl yaşandığına dair süper tüyolar ve bunlar gibi birçokları…

Tamam, artık hazırım diyorum, Nip/Tuck’da çarpık ilişkiler zincirlemesini seyretmeye midem hazır. Diziye bayılıyorum. Arka arkaya üç beş bölüm izliyorum. Christian Troy’un çapkın hallerine biraz sinir oluyorum ancak nerdeyse normal buluyorum. Ama an geliyor ki, hayatını ailesi üzerine kuran bir adamın, eşinin kendisiyle nişanlıyken, en yakın arkadaşı ile birlikte olduğunu öğrenip, yıkılışını izlerken gözümden yaş akıyor. Masum bir Türk filmi izler gibi. Ofislerine gelen tüm insanların komplekslerini, yara izlerini düzelten cerrahların kendi içlerindeki yaraları düzeltemiyor oluşları çok dokunuveriyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Yılanların Öcü" ya kitabını okumuş ya da filmini izlemişsen, aslında Amerikan dizilerinde rastladığın kimin eli kimin cebinde kültürüne pek de uzak olmadığımızı, daha doğrusu bunun kültürlere göre değişen bir davranış biçiminden çok insana özgü bir zayıflık olduğunu kolaylıkla görebilirsin. Hukukçu olacaksın eğer kürsüyü tercih eder de taşraya gidersen, bu işlerin köy versiyonlarında gelininin odasından (kibarca odası diyorum :)) çıkarılıp dövülen kayınpederleri, muska-büyü işi oyunlarla yengesini kandırmaya çabalayan kayınları, aynı odada 5 kişi yanyana yatarken bile baldızını hamile bırakmayı başarabilen enişteleri yakinen görüp, başlarda küçük dilini yutma tehlikeleri geçirmekte iken sonraları kanıksadığına bile tanık olabilirsin. Boşver amerikan dizileri fazlaca dürüst bir şekilde el atıyor konulara o kadar. :)) Bu arada hoşgeldin. Sevgilerimle...

Lale Beşe 
 21.04.2007 23:09
 

ve daha çok yaz. Başarılar. K.

Kerem Oğuz 
 23.03.2007 18:30
 

cik cik cik ...hukuk tasinmasi zor bir agirlik, minik kanatlarda..eminim senin kanatlarin ama tasiyacak kadar guclu olacak. benim evimde televizyon yok artik.ailemin yanindan kendi evime cikinca (debelenme sureci) ekransiz kaldim.uzak kaldim.soylesilerden dialoglardan serilerden isimlerden hepsini topladigimda hayattan diyecek kadar herseyi veriyor televizyon.diziler hayli zaman aliyor gercekten haber programlarina gosterilen filmlere gore (ki artik film gostermiyorlar pek anca varsa diciturk) ve belgesel vs..amerikan film endustrisinin cani sıkılıyor.midene yazik.gecirdigin vakte yazik.15 sene icinde zaten dunya diye birsey de kalmayacak.neden daha mideni yorasin ki?en ciddi uyusturucu televizyon.onu dolduranlarin onde gideni de elbette dunyada en onde giden george amca..:) ve ellerine saglik.

orcaa 
 21.03.2007 11:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 954
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Hukuk fakültesi öğrencisiyim. İnsan hakları ve sivil toplum örgütleri ilgi alanıma giriyor. Medyayı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster