Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '09

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1148
 

Evren büyük bir olasılıklar denizidir

Evren büyük bir olasılıklar denizidir
 

NE DÜŞÜNÜRSEN O SUNDUR


” Dünyada 2 tür insan var, iyimserler ve kötümserler” diyor Pozitif Psikoloji akımının başlatıcısı Prof. Martin Seligman Bu ekolde;

• Neyin yanlış gittiğine değil, neyin ya da nelerin doğru gittiğine,
• Kişilerin zayıflıklarına değil, güçlü oldukları yönlere/zamanlara odaklanılır.
Yaşam, bizim deneyimlerimizi değerlendirme ve yansıtma biçimimize göre şekillenir. Yaşam olaylardan değil yorumlarımızdan oluşur.

EVREN BÜYÜK BİR OLASILIKLAR DENİZİDİR. Siz olayı seçemeseniz bile sonucu ile ilgili değerlendirmenizi seçebilirsiniz. Bardağın dolu tarafını, ya da boş tarafını görmeyi siz seçersiniz. Bunun abartılı bir iyimserlik olduğunu düşünebilirsiniz 19 yy sonunda klasik fizik ışığın dalgalardan, maddenin ise parçacıklardan oluştuğunu iddia ediyordu. Kuantum fiziği ortaya çıkana kadar evren modeli matematik ve fizik formülleriyle ve nedensellik kavramıyla açıklanıyordu. Belirsizliğe yer yoktu. KUANTUM fiziği ise maddenin gözlemlediğinde parçacık, gözlemlenmediğinde ise dalga özelliğinde olduğunu keşfederek; belirsizlik ilkesinin tartışılmasına yol açtı. Bu gelişmeler 2 ekol ile açıklanmaya çalışıldı. Kopenhag ekolüne göre (Bohr Heisenber Pauli) gözlemcinin, gözlenenin ve değerlendirmenin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bütünlük taşıdığını iddia ettiler Berlin ekolüne göre ise (Einstein, Schrödinger )gözlemcinin varlığının olayları ve sonuçları etkilemediğini dışarıda objektif bir dünya olduğunu iddia ettiler. Dualite üzerine kurulu bir dünya da her iki ekolde doğrudur. Şöyle ki: Güneş gökyüzünde Berlin ekolüne göre biz ona baksak ta bakmasak ta var. Varlığı gözlemcinin etkisinden tamamen bağımsız Kopenhag ekolüne göre ise güneşin sıcaklığının bizim için iyi ya da kötü olması tamamen bize, gözlemimize ve değerlendirmemize ait Fizik teorilerinin sosyal bilimlere göre yorumlanması paradoksal açılımlar veriyor gibi görünse de evrenin dualite den oluştuğu gerçeğinden ayrılmamak ve sınırları belirlemek meseleye çözüm getiriyor. Nasıl mı? Oyun parkı içinde bir bebek olduğunuzu hayal edin. Etrafı çevreleyen sınır içinde istediğiniz yere gidebilir, istediğiniz oyuncakla oynayabilirsiniz. Bunun gibi kural koyucunun kuralları içinde (atmosfer, yerçekimi kuvveti, yaz, kış zaman, aile, cinsiyet vb) yaşamınızla ilgili seçimlerde bulunabilirsiniz. “ seçemediklerimiz, mecbur kaldıklarımız da var” itirazlarınızı duyar gibiyim.

Evet, bu durumda da meseleye yine iki açıdan bakmak gerekİyor. Seçmedikleriniz gerçekten seçmedikleriniz mi? Yoksa sizin bilinç düzeyinizde açık hale gelmemiş bilinçaltı çağrılarınız mı? Yaşamımızda seçmediklerimiz gerçekten bilinçaltı çağrılarımız değilse Bize verilenin sonucunu değerlendirme seçeneğine sahibiz. İYİMSER YA DA KÖTÜMSER DEĞERLENDİRMEK gibi.Bu seçimlerini iyimserlikten yana kullananlar, daha sağlıklı ve daha başarılı bir yaşamı kötümserlikten yana kullananlar ise mutsuz bir yaşamseçmiş oluyorlar. En önemli sıkıntılardan birisi de bu nokta da seçme ve yaratma eylemlerinin birbirine karıştırılması. Kisisel gelişim akımları içinde çokca vurgulanan kendini yaratma, geleceğini yaratma kavramları insanlara öylesine sınırsızca anlatılıyor ki, ortalık mikro tanrılardan ve onların bunalımlarında geçilmez halde. İnsan mutlak bir yaratıcı potansiyele sahip değildir. Seçim yapabilen ve seçimleri ile kurgulayabilme potansiyeline sahip olan bir yapıdır.

Bu potansiyel de kural koyucunun genel kaidelerine uygun olmak koşuluyla Kişiyi mutluluğa ulaştıran doğrular da kullanılabilir. Bardağın dolu tarfını gören, yani şükreden ve sevgi ile karşılayan mısınız? Yoksa bardağın boş tarafına bakıp, kahreden ve nefret ile karşılayan mısınız? SİZDEN EVERENE YAYILAN ENERJİ NEYSE , EVRENDEN SİZE GELEN ENERJİ DE O OLACAKTIR SONUÇ: BELİRSİZLİK (KOPENHAG EKOLÜ)İ ÇİNDE BELİRLİ (BERLİN EKOLÜ) OLAN MUTLAK İYİMSERLİK EN İYİ SEÇİM DİR.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel bir anlatımdı ,teşekkürler. Görüngüleri etkileyebileceğimiz düşüncesinden yanayım:))))buna da sezgi bilimi diyelim:))) sevgiler.

Şerife Mutlu 
 24.12.2009 11:05
Cevap :
sevgilerimle... Teşekkür ederim:))  24.12.2009 12:19
 

Güçlü bir kuantum nöro-psikoloji örneği olarak yansıdı bana. Zihninize sağlık. İçe içe okumam lazım Ebru Hanımcığım. Teşekkürle, sevgi ve saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 22.12.2009 16:29
Cevap :
"SİZDEN EVERENE YAYILAN ENERJİ NEYSE , EVRENDEN SİZE GELEN ENERJİ DE O OLACAKTIR" Teşekkürle,sevgi ve saygıyla :))  23.12.2009 9:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1658
Kayıt tarihi
: 16.09.08
 
 

1970 yılında istanbul'da doğdum. Marmara üniversitesi, Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunuyum. Psik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster