Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '18

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
43
 

Ezik Gatsby

Ezik Gatsby
 

Muhteşem Gatsby kitabının ana karakteri olan Jay Gatsby'nin hayat öyküsüne baktığımızda, insanoğlunun her dem yaşadığı bir açmazı görürüz aslında.
Kendi ailesini beğenmeyip onları henüz daha küçük bir çocuk iken terk eden ve daha sonra zenginleşen Jay, gençlik aşkı Daisy'nin kendisi yerine Tom Buchanan denen zengin, atletik, kibirli ve kaba saba adamı tercih etmesindeki esas nedenin "para" olduğunu düşünür hep.
Daisy'nin haberi yoktur ama o Daisy'nin karşısına güçlü bir adam olarak çıkabilmek için, yasa dışı yollardan da olsa, çok para kazanır.
Şaibeli serveti ile Daisy'nin evinin bulunduğu körfezin tam karşısında muhteşem bir ev alır ve o eve yerleşir. Evde çılgın partiler verir. İçki su gibi akar. Evin bahçesinden odalarına, havuzuna dek her yer her gece meşhur insanlarla dolar. Zengindir. Uşakları, arabaları vardır. Herkes emrine amadedir.
Olur da bir gün Daisy de partilerinden birine katılır diye bekler hep. 
Bu arada da kazanmaya ve bir yıldız gibi yükselmeye devam eder.

Daisy'nin kuzeni Nick Carraway Gatsby'nin evinin yanındaki küçük evinin yanına taşınıp da gizemli Gatsby ile komşu olduğunda, Jay'in Daisy'ye ulaşabilmesi için bir ışık belirir.
O ışık gittikçe parlar ve Jay ile Daisy'yi Nick'in evinde buluşturur.
Daisy kuzeni Nick'in evine ne için geldiğini bilmiyordur. Jay ise Daisy gelene kadar adeta dokuz doğurur. Tedirgindir, ter içindedir, korkuyordur.
Öyle ki Daisy'yi görmekten vazgeçip evden çıkar. Sonra yine dayanamayıp bir cesaret Nick'in evine geri gelir. 
Ona kavuştuğu anda onu kaybetmeye başlayacağını düşünür belki o arada. Hayali kendinden güzel deriz ya hani, Daisy'nin aşkı da onun için öyledir belki.
Aralarındaki mesele yarım kalmış bir aşktır ve aslında Jay'in Daisy ile hesaplaşması lâzımdır. Daisy'ye sorular sorması, yarım kalan hayallerini tamamlaması, en çok da Daisy ile evlenen milyoner Tom Buchanan'dan rövanşı alması lâzımdır.
Artık o da Tom Buchanan kadar zengindir nasılsa.

Birbirleri ile karşılaştıkları o anda Jay'in yüzünde yılların kırıklığı, Daisy'nin yüzünde de yılların suçluluğu vardır. Karşılaşmanın şaşkınlığının ardından ürkekçe de olsa yakınlaşırlar birbirlerine.
Jay tüm zenginliğini göstermek için evine davet eder Daisy'yi. Tüm istediği onu etkilemektir.
Daisy de ortak olur artık bu hayale. Lakin kaba saba da olsa kocasının yanına dönmek zorundadır.
Jay ise onu oradan çekip alma planları yapmaktadır.
Daisy'nin "el değiştireceğini" anlayan kocası ise bir anda Daisy'yi el üzerinde tutmaya başlar.
Tom'un derdi Daisy değildir aslında.
Derdi, elindeki malını sonradan zengin olmuş ve ne idüğü belli olmayan bir adama kaptırmamaktır.
Aşkmış, romantizmmiş bunlar boş şeylerdir.

Günler sarhoşluk içinde geçerken Daisy'nin artık kimi seçeceğinin kararını vermesi gerekir.
Daisy kendisini defalarca aldatan ve ona kötü davranan kocasına kendisini terk edeceğini söylediğinde; Tom, Jay ile ilgili bildiği tüm sırları ortaya dökmeye başlar. "Uğruna beni terk edeceğin adam işte böyle bir sahtekâr" der Daisy'ye. 
Jay ve Tom birbirleri ile horoz dövüşüne tutuştuğu anda Daisy ikisinden de uzaklaşmaya başlar.
Sanki Daisy kapanın elinde kalan bir oyuncaktır.
Sanki Daisy'yi alan savaşı kazanacaktır.
Bu ağız dalaşı esnasında Jay Tom'a, "Benim de senin kadar param var ve seninle eşitiz dediğinde" adeta ip kopar. "Ben farklıyım" der Tom. Daisy'yi işaret eder ve "O da farklı" der. "Hepimiz senden farklıyız" der. "Biz farklı doğduk" der. "Kanımızda var" der. "Hiçbir şey bunu değiştirmez" der. 
Yüzüne tutulan bu ayna deliye çevirir Jay'i.
Ve içindeki James Gatz ortaya çıkıverir o anda.
Muhteşem Jay Gatsby'nin içindeki James Gatz'i Daisy'nin gözleri önüne seren Tom'un keyfine diyecek yoktur şimdi.
Tutunduğu dalın aslında ne kadar zayıf olduğunu gören Daisy'nin hayalleri ise milyonlarca parçadır.
Jay kaybetmiştir.
Tom kazanmıştır.
Daisy ise kendi içine kaçmıştır.

Roman; Daisy'nin Tom ile gidişi, Gatsby'nin artık kalabalıklara ve şaşaaya gerek kalmadığını düşündüğü için kabuğuna çekildiği yalnızlık günleri, Tom'un parmağının karıştırdığı ilginç olaylar neticesinde öldürülüşü ve cenazesinin kimsesiz bir vatandaşın cenazesi gibi defnedilişi ile sona erer.
****
Tom'un Jay'in yüzüne vurduğu gibidir "farklı" olmak, "farklı doğmak"...
Ne yapsan olmaz.
Oralı değilsindir.
Oraya ait değilsindir.
Onlardan değilsindir.
Ne kadar uğraşsan da, oralı ve onlardan olmak için varını yoğunu arttırıp, o varı yoğu o yolda harcasan da, en gösterişli, en havalı, en bonkör, en edalı, en güzel, en zengin, en şık, en en en EN her şey olsan da, kendi kendine kalıp aynaya baktığında yine o beğenmediğin sefil yaratıkla yüz yüze gelip kaderine lanet ediyorsundur ya, ötesi yok.

Arabalar, evler, mücevherler, partiler vesaire vesaire.
Sen, onlardan olmak için tüm gerekenlerini yerine getirdim zannedersin, o sefil yaratık hep bir yerlerden sırıtır.
Bazen çok eğlenirken attığın şen bir kahkahada, bazen de seni sinirlendirip kızdıran bir olayın tam ortasında çıkıverir ortaya. Fark ettiğin anda onu olması gereken yerine, taa derinlere göndermek için çırpınırsın çaresizce. Ona öyle kızarsın ki, içindeki o sefil yaratık ölsün istersin. O sana ait değildir. O gerçek "sen" değildir. O senin hayalini bozan, dünyanı yıkan, sana ait olmayan birisidir.
Sen onu yok etmeye çalıştıkça o daha da sinsice çekilir gerilere. Pusuya yatar ve kontrolü elinden kaçıracağın o lanet, o boş anını bekler. Çok zaman da beklediğine değer...

Oysa onu kabul etsen, bu yolculukta onunla el ele yürüsen, onu gizlemesen ama onu eğitsen, onu kendine yoldaş etsen, onunla yücelsen her şey daha kolay olmayacak mıdır?
Bütün bunların yerine onu içeriye gömüp üzerine toprak atmayı, toprağın üzerini de parlak taşlarla kaplamayı seçince, gün gelip taşların pırıltısı söner, toprak da içine çöker.
İçerideki "canlı ölü" ise her geçen gün daha çok hırslanarak nefes almaya devam eder.
Sonra bir gün, hiç beklemediğin bir anda ortaya çıkar ve seni sobeler.
İşte o anda Muhteşem Gatsby bile esas gerçeği olan Ezik Gatsby haline geri döner.

Gatsby'nin muhteşemliği ise sadece F. Scott Fitzgerald'ın anlatım dilinin muhteşemliğinde yaşamaya devam eder...

3 Ekim 2018 / C.E.Y.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 306
Kayıt tarihi
: 22.03.16
 
 

Bursa / Karacabey Lisesi / 1979 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster