Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '12

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
523
 

F16 ile kürtaj yapmak, 'milli irade' nin kürtajı üzerine...

F16 ile kürtaj yapmak,  'milli irade' nin kürtajı üzerine...
 

Üç, beş daha fazla çocuk(!)


Başbakan gündem belirlemede çok usta(!) “Her kürtaj bir Uludere’dir” diyerek Türk siyasi tarihine elma ile armudu toplayan başbakan olarak geçti. Kürtaj istenmeyen/sağlıksız gebeliklerin sonlandırılması için (şimdilik) yasaların yurttaşlara tanıdığı bir hak, nokta.

Uludere, iktidarın 90’ların şahin politikalarına döndüğü tartışmaları yapıldığı sırada çoğu çocuk mazot kaçakçısı 34 yurttaşın “terörist” olarak değerlendirilip hava operasyonu ile yok edilmesi.

Bir tarafta bireyin yasaların olanakları, tıp biliminin gerekleri doğrultusunda istenmeyen/sağlıksız gebeliklerin sonlandırılması, diğer tarafta ise 34 yurttaşını- terörist bile olsa canlı yakalayıp hukuka göre yargılaması gereken devletin/iktidarın-  yok ettiği somut bir durum.

Devletin/iktidarın hukuki/meşru zeminde kalması gereken terörle mücadele sürecini akamete uğratan vahim durumu “Her kürtaj bir Uludere’dir” diyerek ortadaki hukuksuzluğu, nihayetinde “kürtaj” olarak sıradan ‘cinayet’e indirgemenin kodları gündem değiştirmekten öte; söyleyenin duygu ve düşüncelerini enlem/boylamlarını/siyasetini besleyen dünyasını ifşa etmektedir.

“Her kürtaj bir Uludere’dir”in asıl ürkütücü yanı, yurttaşın aklı/bedeni üzerinde söz söyleme, ipotek koyma hakkını kendinde gören zihniyetin giderek egemenlik alanlarının sınırlarını zorlamasıdır. Hayatın her alanına müdahale etmek/sınırlar oluşturmayı hak olarak gören sözümona “milli irade”nin artık kendini “kral çıplak” dedirtircesine göstermesidir.

Demokrasiyi  “milli/kültür/tekçi din/doku/gen/Osmanlı/tekçi devlet” eşittir “milli irade”nin egemenliği olarak gören ve aslında 1930’larda kalan Hitler/Mussolini’leri dünyanın başına bela eden ‘çoğunlukçu’luktan ibaret algılayan siyasi derinlik(!) geldiği boyut itibarı ile liberal destekçilerini bile ürkütüyor.

“Milli irade” kendinden olmayanı, aşağılıyor, düşman görüyor. Kendini eleştiren/muhalif olan gazetecileri “tasmalarından biz kurtardık”, “akbabalar”, “uluslararası tasma taktınız” diye itham ediyor.

Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi “Sayın Başbakan” diye başladığı mektupta, “Gazeteci meslektaşlarımızla ilgili olarak kullandığınız hakaret içerikli “akbabalar, tasmalarınızı çıkardık, uluslararası tasma taktınız” sözlerinizden dolayı sizi kınıyoruz. Bir basın meslek örgütü olarak “en sert ve en sarsıcı” açıklamaları bile “ifade özgürlüğü” kapmasında değerlendirmemize rağmen, sizin bu üslubunuz, açıkça “nefret söylemi” içermektedir. Uludere’de 34 yurttaşın katledilmesiyle ilgili gerçeklerin kamuoyunca öğrenilmesi amacıyla mesleki görevlerini yerine getiren basın emekçilerine yönelik bu “kin ve nefret” söylemi içeren açıklamalarınız, belki sizin “kindar eğitim” tıynetinize uygun düşebilir ancak “basın ve ifade özgürlüğü” kapsamında savunulması mümkün değildir.

... Haklarınız ve yetkileriniz sınırsız değildir. Yürütme organının başı olarak, yurttaşların özgürlük alanlarına şahsi keyfinize göre müdahale etmeye hakkınız yoktur. Hele onlara hakaret etme hakkına hiç sahip değilsiniz. Sizin bu devlet adamlığına yakışmayan tutumunuzdan dolayı ülkemizin ve halkımızın geleceği adına endişe duyuyoruz.

İcraatlarınızı eleştiren gazetecilere, yazarlara, sanatçılara, aydınlara, akademisyenlere, sendikacılara, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine karşı, bütün bir toplumu temsil ettiğinizi iddia ettiğiniz makamınızın ağırlığına uygun düşecek saygı ve tahammülü göstermeye sizi bir kez daha davet ediyoruz.”diyor.

Geçen şubat ayında gündeme bir başka mektup daha yansıdı. Medya pek ilgi göstermedi ya da gerektiği kadar tartışılmadı. Milliyet’ten Serpil Yılmaz’ın köşesine taşıdığı mektup “Milli irade”nin yarattığı iklimi açık bir biçemde özetliyor.

“Sn. Recep Tayyip Erdoğan
T.C. Başbakanı
Başbakanlık/Ankara
Başbakan'a açık mektup

Sayın Başbakan,

Ben müsaadenizle önce kısaca kendimi tanıtayım. 77 yaşında bir işadamıyım. Devlet bursu ile Avrupa'da okudum. Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman'da olmak üzere 17 sene TPAO'da çalıştım. 34 senedir de 1974'te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum. SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen'de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen'de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var.
Çeşitli konularda ilklere imza atan, girişken bir müteşebbisim. Risk alırım. Memleketimi çok severim. Hiç sigortasız adam çalıştırmam, vergi kaçırmam... Çok eski ve köklü bir aileden geliyorum. Dedelerim, sadrazam, vezir, asker olarak ülkemize hizmet etmiştir. Atatürk ve devrimlerine çok bağlıyım. Atatürk olmasaydı ve bu devrimleri yapmasaydı bugün bizim dinimiz ve ismimizin de aynı kalması imkânı olmadığına inanırım. Kısacası yüzde yüz bir Atatürk çocuğuyum.
Allah'a inancım tamdır. Allah'ın dürüst, çalışkan, doğru insanların daima yanında olduğuna tecrübelerimle de inanırım. Türkiye'den kolay kolay vatan haini çıkmaz. Sizin ülkenizi sevdiğinize ve kendi stilinizde ülkemizi kalkındırmaya çalıştığınıza inanıyorum. Zeki, çalışkan ve çok karizmatik bir karaktere sahip olduğunuzu da biliyorum. Ancak ülkenin bugünkü durumunu üzülerek söyleyeyim ki hiç iyi görmüyorum. Hemen sinirlendiğinizi, kızdığınızı ve söylendiğinizi görüyorum. Medyaya sinirli, sert, kırıcı beyanatlar veriyorsunuz. Bir başbakanın her dakika sinirlenmeye hakkı yoktur. Ülke bölünüyor... Biz ve onlar diyorsunuz. Bu ne demek? Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir. Kendinize hâkim olun!
Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim. Hâlâ da üniversitelerde konferanslar veririm. Babanız yaşındayım. Hocayım... Bu yüzden hiçbir işadamının yapamadığı bu ikazları yapmaya hakkım var.
Küçük bir vakfımızda her sene 25-30 üniversite çocuğuna burs veririz.
Sayın Başbakan!
Müsaadenizle size birtakım tavsiyelerde bulunuyorum:
Bugün çok güçlüsünüz. Ya yarın? Allah bilir!!!
İnsanlar kendilerini en güçlü hissettikleri zamanlarda en büyük hataları yaparlar. Tarihte bu husus defaatla sabittir. Ancak şu atasözünü hiç unutmayın!
"Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var"
"Keskin sirke küpüne zarar verir!" Sinirlerinize hâkim olun! Bağırıp çağırıp kötü konuşmayın. İnsan kalbi sırça gibidir. Kırdığınızda tamiri imkânsızdır. Çok ağır konuşuyorsunuz. Aydınlara, medyaya, yargıya, üniversitelere değer verin, görüşün, fikirlerini alın! Onlar da bu memleketin çocukları!!! Onların fikirleri, görüşleri, bilgileri, tavsiyeleri etrafınızdaki çok kişiden daha değerli olabilir. Her güçlü kişinin etrafının "evet efendimciler", "dalkavuklar" tarafından sarılmış olduğunu bilmeniz lazım.
Etrafınızdakilerin çoğunluğu her şeyi size soruyorlar. Her şeyi hiç kimse bilemeyeceği gibi siz de bilemezsiniz. Bilmediklerinizi açıkça söyleyin. Her hususta fikir beyan etmeyin, danışın, öğrenin. Monolog yapıyorsunuz. Diyalog yapmaya çalışın! Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırlar. Sadece sizin gibi düşünenleri işlerin başına getirmeyin! Bugün birçok kamu müessesemizin işi bilmeyenler tarafından yönetildiğini görüyorum. Kadrolaşmayın! Sadece sempatizanlarınızı veya öyle görünenleri kadrolara yerleştirmeyin. "Hayır! Yapmıyorum!" demeyin. Ben Ankara'da yaşıyorum. Duyuyor, kontrol ediyor ve görüyorum. Kapasitesiz, bilgisiz insanlar önce memlekete, sonra size zarar verir.
Diktatörleşmeyin! Milletvekillerinize dahi beyanat vermeyi yasaklamayın! Medyayla, aydınlarla, yargıyla, askerle, üniversitelerle inatlaşmayın.
Sadece türban serbestliğini Anayasa'mızda değiştirmek dahi AB'ye girmemize büyük bir engel olacaktır.
Laikliğe, sizin tabiriniz ile ciğerden inanın, güvenin. Laiklik dini özgürlüklerin değişmez kanunudur.
Bir hadis-i şerif diyor ki: "Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder."
Sıkça bahsettiğiniz büyük Türk düşünürü Edebali Hazretleri'nin öğütlerini bir kez daha okumanızı, içtenlikle tavsiye ediyorum.
Saygılarımla...

Prof. Dr. H. Güntekin Köksal
Pet Holding
Yönetim Kurulu Başkanı” 

Sonsöz yerine,”Milli irade” kürtaj karşıtı ve kürtajı cinayet olarak gören rolünü oynarken asıl kürtajı  yurttaşın düşünce dünyasına/algısına/hayatına yapıyor, yanılıyor muyum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 30 kez görüntülenmiştir

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Saygıdeğer hoca gibi, düşüncelerini, rahatsızlıklarını mertçe dile getiren nice hocaların, vatandaşların çoğalmalarını ve bu sese, gerekli mevkîlerin kulak vermesini diliyorum.

Nezahat 
 30.05.2012 15:58
Cevap :
Keşke yiğit sesler karşılık bulabilse...Teşekkür ederim.  30.05.2012 23:17
 

AKP bu Prof Güntekin Köksal başını yakar, gücü yetmezse Medyasıyla şirketlerine karşı kara propaganda saldırısı emri verirler. Gerçekten gerçekten ürperiyorum olanları izledikçe.

Yavuzhan Karagöz 
 29.05.2012 19:04
Cevap :
Tarih bedel ödemeyi göze alanlarıın önünde eğilir...Teşekkür ederim.  31.05.2012 10:48
 

Hocanın yüreği altı okkaymış... O yaşta adamın şirketini paramparça edip hocayı da içeri almazlar umarım... Hem Kasımpaşa da artık birinci ligda:-) Bilmem anlatabildim mi? Muhalif kalemin bin yaşasın...

yeşilsoğan 
 29.05.2012 9:26
Cevap :
Yazıyı sonuna kadar okumuşsun, Hoca gerçekleri yazmış tabi ders çıkarabilecek olana...Teşekkürler.  29.05.2012 13:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 812
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster