Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
116
 

Fabrika Ayarlarımıza Dönmek...

Adına yaşam dediğimiz rekabetçi döngünün içerisinde varoluşumuzun bir diğerine ispatı niteliğinde olan, olmazsa olmazımız tek bir güç kaynağımız varsa, o da bilmektir.

Bilmediğimizi bilmek, bilinenin ötesini bilmek… Hatta bilinmeyenin de bilinmeyenlerini bilmek için, en ötesi için tahminler yürütmek. Sıradan bir beşer olursak, olanla yetinirsek, sistemin keskin dişlileri varlığımızı öğütür korkusuyla ha bire yeni keşiflere yönelmek isteriz. Çünkü, sisteme en ön saflardan dahil olabilme arzusuyla yanıp tutuşan gözü doymaz alt benliğimizin, sonsuz hazza ulaşma yolundaki pek de gizli olmayan hatta en aşikâr şifresidir bilinmeyeni bilmek…

Oysa çoğu zaman bu sahte, kaotik döngünün içerisinde en az hasar ile yol alabilmenin sırrı, her şeyi öğrenme açlığımızı bastırmakta, anı yaşamakta, var olanla yetinebilmekte saklıdır. Çünkü, biliyor olmak, çoğu zaman yüktür omuzlarımızda…

Bazen yargıdır, hatta uyunamayan çoğu gecelerin baş müsebbibidir bilmek. En büyük korkularımızın kaynağıdır aslında. Yani, demem o ki, mutsuzluktur çoğu zaman bilmek.

Hani, o dilimize dolanan "fabrika ayarları" dediğimiz, beğenmediğimiz, ilkel zamanlara ait olduğunu düşündüğümüz kavram var ya!

İşte tam da o ayarlara dönmek ister çoğu zaman duymazdan geldiğimiz kimsesiz ruhumuz.

Din! der bize ruh, Dinginleş!..

Bilmek için, bildiğini sindirmek için dinebilmeyi bilmektir oysa insanın ihtiyacı. Hatta, çoğu zaman çocukluğumuzda tek teskin kaynağımız, o nederse dünyayı öyle görmeye dünden razı olduğumuz annelerimizin o küçücük ama bir o kadar sıcacık bakış açılarıyla ısınsa dünyamız keşke! Biraz anne sıcağı katsak, bilmenin insanı üşüten bazen de acıdan kanırtan o soğuk ve puslu havasına.

Ve yetinsek, annelerimizden öğrendiklerimiz kadarıyla… O kadarla kalsa bildiklerimiz. Az biliyor olmanın verdiği çok bilmişlikle uzansak sere serpe… Hatta, bizi leyleklerin bacadan getirdiğine inanmaya başlasak bir an önce, olmaz mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

14 sene önce yazdığım ve hala orada da duran ana sayfamdaki tanıtım yazımı okursanız beni de leyleğin dünyaya getirdiğini görürsünüz. Ancak ne var ben bu "bilmek" konusunda sizden çok daha farklı düşünüyorum. Bence önemli olan bilmek değil, bildiğimizi zannettiğimiz şeyleri sorgulamaktır. Size mutlu, sağlıklı ve başarılı bir yeni yıl diliyorum.

Matilla 
 30.12.2020 12:56
 

Yazınız bir ayar noktasında oldukça güzel her iki yönde de işler bir konu hem bıçak sirtidir hem de o sırtta bulduğunuz dinginlik..güzel bir eleştiri yazısı olmus

Nesrin Öz 
 24.12.2020 19:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 89
Kayıt tarihi
: 22.12.20
 
 

1976 Sakarya/Hendek doğumlu, Halkla İlişkiler okudu... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster