Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
47
 

Fadik kız

Her gülüşünde bin bir sır saklı/Fadik Kız üzgün, Fadik Kız ağlamaklı/Şimdi gözlerinde mor halkalar, saçlarında ak/ Fadik Kız çok içli, dokunsan ağlayacak.

Mersin’i tanıyanlar bilir. Denizi doldurarak yapılan çok büyük bir park alanı vardır sahilde.

Tam da şimdiki gibi bir bahar günü akşam üzeri, bir arkadaşımla tenha bir köşede bankta oturmuş, sohbet ediyoruz. Daha on sekizine girmemiş iki delikanlı, umutlarımız, hayallerimiz, daha da önemlisi ideallerimiz var.

Köylere gideceğiz öğretmen olarak, halkı aydınlatacağız, çocukları eğiteceğiz, kan davalarını bitirecek, çocuk gelinler olmasını önleyeceğiz……….

Karşımızdaki bankta da her halinden güneydoğulu olduğu belli, zayıf, çelimsiz, yaşlandıkça küçülmüş bir kadın, yanında da kapkara saçların arasında parlayan renkli iki göz, on yaşlarında bir kız çocuğu.

Öylesine masum, öylesine şirin ve bir o kadar hüzünlü bir yüz. Sanki bütün dünyanın yükünü omzuna yüklemiş, yorgun ve mahcup.

İster istemez sohbetin konusu kadınlara, çocuk yaşta evlendirilen kızlara, Anadolu’da; çocuk doğuran, hamur yoğuran, tarlada çalışan, akşamda evde kocadan dayak yiyen o elleri nasırlı kadınlara geldi.

Küçük kız arada bir utangaç gözlerle bize baksa da, biz artık gözümüzü ondan alamaz olmuştuk. Doğal olarak yaşlı kadın bu durumdan rahatsız oldu, birkaç kez sert bakışlarını bize çevirse de, bizim konumuz ezilen, horlanan ve çoğu zaman yok sayılan kadınlardı ve bir türlü gözümüzü o kömür gibi saçların daha da renklendirdiği güzel gözlü, hüzün yüzlü kız çocuğundan alamıyorduk.

Bir süre sonra bizim masum ilgimizden rahatsız olan çaresiz kadın, kızın elinden tutup kaldırdı ve seslendi “hadi gidek Fadik Kız”

Sanıyorum şimdilerde ellili yaşlardaki Fadik Kız, kim bilir nerede, kaç çocuk anası, kimin kocasıdır?

Günlerce etkisinden kurtulamadığım bu karşılaşmanın ardından yazmıştım Fadik Kız şiirini.

Bir gün  kapılarını çalmış yaşlı bir kadın/ oğluna istemiş Allahın emriyle/Gelin olmuş Irazların Fadik Kız/ Memiklerin koca Rüsteme gelin gelmiş/ Uzaklara dalar gözleri kimi zaman/ Aniş dezzenin oğlu gelir aklına/ Oysa Fadik Kız Rüstemin nikahlısı/ Oysa Fadik Kız üç çocuk anası/ Şimdi gözlerinde mor halkalar, saçlarında ak/ Fadik Kız çok içli, dokunsan ağlayacak.

Sivas’ta öğretmenliğimin ilk yılında daha dördüncü sınıfta bir kız öğrencimi okuldan alıp nişanlamışlardı.

Bir kez de o zaman yüreğim sızlamış, tıpkı Fadik kızı gördüğüm andaki o güzel gözlü, hüzün yüzlü kızın çaresizliğini yaşamıştım.

Ne zaman kadın haklarından, kadına yönelik şiddetten söz edilse bu iki kız gelir aklıma ve erkek egemen sisteme kızgınlığım daha da artar.

Bizler sosyal medyanın sağladığı imkanlarla ne süslü sözler eder, sözüm ona kadınlara duyduğumuz sevgi ve saygıyı nasıl da abartarak anlatırız.

Oysa tam da şu anda; kim bilir kaç kadın şiddete maruz kalıyor, kaç tanesi taciz ve tecavüze uğruyor ya da geçmişte bunu yaşamış kaç kadın sessizce bir köşede ağlıyordur.

Onlar sessiz kaldıkça, biz zalim erkekler, bunu bir hak gibi görerek daha çok zaman onlara hadlerini! bildirmeye devam ederiz.

O yüzdendir ki, her 8 Mart da erkekliğimden utanır, ülkemdeki milyonlarca Fadik Kızın çığlığını yalnızca kulaklarımda değil, yüreğimin derinliklerinde hisseder, daha çok hüzünlenirim.

12 Eylül'ün o zorlu günleriydi.

Benim de kara gözlü, hüzün yüzlü bir kızım vardı ve daha yeni yürümeye başladığı günlerde tel örgülerin ardında babasını ziyaretlere gelirdi.

Aradan geçen uzun yıllar, onu da büyüttü, koca bir kadın oldu.

Yakında anne olacak, ama inanıyorum onun kızı Fadik Kızın yaşadıklarını yaşamayacak.

Dilerim onlar şiddetin, tacizin, tecavüzün, baskı ve zulmün olmadığı; sevgi ve barış ortamında büyüme şansı bulurlar.

Umarım bir daha yeni Özgecan’lar, Cansu’lar, yeni cinayetler olmaz.

Ülkemizde ve dünyada insanlar, hiçbir cinsiyet ayrımı olmadan, eşit yurttaşlık temelinde, savaşın, şiddetin olmadığı bir ortamda, huzur içinde yaşama olanağına kavuşurlar.

Bir insanlık ayıbı olan kadına yönelik şiddetin son bulduğu, insan ve emek odaklı bir dünya özlemi, demokratik bir Türkiye umuduyla, tüm emekçi kadınların gününü içtenlikle kutluyorum.

 

AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 8 Mart 2016/BODRUM

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 159
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster