Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
426
 

Failsiz fiil de oluyormuş meğer

Açıkça ifade etmem lazım, bilmediğim birçok şeyi ya ABD’den ya AB’den ya da BM’den öğrendim, tüm dünya insanları gibi. Fakat öğrendiklerim keşke gururla diğer insanlarla paylaşabileceğim cinsten bilgiler olsaydı. Çoğu bizim bildiğimiz siyaset ve sosyoloji, gibi birçok bilim dalının öğrettiği bilimsel bilgilerin temelden değiştiği yepyeni formlardı. Değişen bu formlar insan haklarını, demokrasiyi ve yönetim biçimlerini kökünden değiştirerek menfaatler doğrultusunda yeniden biçimlendiriyordu.

Neler mi öğrendim? Aslında “Neler mi öğrendik?” demek daha doğru olur, zannediyorum. Çünkü dünyadaki değişimleri hep birlikte öğreniyoruz. Sadece, bazılarımız öğrenme modellerinden “farkına varmadan öğrenme” modeliyle öğreniyor, diğer geri kalanımız ise her türlü gelişmenin ve dayatmanın farkında olarak öğreniyoruz. Farkındalık ise bir insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Bir anlamda, acıyı çekenlerde farkında olanlardır. Bu açıklamanın ardında neler öğrendiğimize gelmek istiyorum; öncelikle insan hakları meselesi ile başlayalım. İnsan haklarından istifade etmesi gerekenlerin WASP’lar olduğunu (Wait Anglosakson Protestan) ama bu haklardan Irak ve Afgan halkı başta olmak üzere geri kalmış ülkelerin istifade edemeyeceğini. Bunun yanında demokrasinin güçlüden yana bir rejim olduğunu, gerekirse uluslar arası kararlar alabilme özelliği olan mahkemelerin dahi kararlarını güçlüden yana alabileceğini. Toplumsal yapıların tamamen ekonomik gelişmişlik yapısına endeksli olarak yani önce zenginlerin rahatını sağlayacak şekilde tasarlanması gereği vs. vs. daha yüzlerce binlerce örnek saya bilmek mümkündür.

Tüm bu yazdığım şeylerden gelmek istediğim yer şurasıdır, hepimizin bildiği gibi birkaç gün önce, Lahey de bulunan Uluslararası Adalet Divanı Srebrenitza ile ilgili bir karar verdi. Verilen bu karar, yazımın başlığında da belirttiğim gibi anlaşılması zor bir karardır. Bu kararı veren biri, cahil bir adam dahi olsaydı yine çok komik duruma düşerdi; kaldı ki ortada olan karar vericiler, uluslar arası bir hüviyete sahip yargıçlardır; bu yargıçların ne kadar komik bir karar verdiklerini muhakkak kendileri de fark etmişlerdir. Ortada bir soykırım var diyip 1948 Soykırım sözleşmesine göre de onaylayacaksın, ardından da bu soykırımın failini belirtemeyeceksin. Yaklaşık 250 bin insanın öldürüldüğü, 50 bin kadının ırzına geçildiği bir vahşet tablosunun planlanmış olmadığı, sadece ihmal olduğu hükmünü vereceksin. Ben verilen kararı son derece komik buluyorum. Ve yeni bir şeyi daha çok üzülerek, bugüne kadar öğrendiğim uluslar arası saçmalıklara ilave ediyorum, “failsiz fiil de oluyormuş” ne diyelim.

İnsanların hayatı pahasına yazılan bu komedi senaryolarının sonu hiç gelmeyecek mi? Ne zaman, hukuk güçlüden yana değil de adaletten yana karar verecek. Unutulmamalıdır ki gerçek adalet, her ülkeye ve her insana gerekebilir.

İsmail ÖZ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uçağa binebilir, Hilton otelinde kalabilir, Hatta diğer insanlar gibi kanunlar karşısında da eşit bile olabilirsiniz. Eğer paranız varsa. Bunların hepsini demokrasi içerisinde yapma imkânı bulabilirsiniz. “İnsanlar eşittir” Yalan söyleyerek bugüne kadar kimsenin, hatta hiç kimsenin ölmediği söylenmektedir. Bizde de, "Gelişmiş Batı"da durum budur. Mevcut düzen; bilindiği gibi güç sahipleri, zenginler tarafından kurulmuştur. Dolayısı ile ilk önce onların çıkarı gözetilecektir. Bu düzeni, kırk türlü pazarlayabilirsiniz. (İnsan hakları, silahsızlanma, nükleer silahlara hayır, çocuk istismarına hayır, Kadın hakları, Yeşil çevre, Filistin, Irak için demokrasi) İnsan yavrusu yaratıcıdır! Saf insanları! yönlendirmek için malzemeden bol bir şey yok. Ellerinize sağlık. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 14.03.2007 12:11
 

Fakat mahkeme önüne gelmez. Faili meçhul kalır. Zira hukukta yargılanan fiil değil faildir. Bu itibarla fail belirlenmemişse dava da açılmaz. Diyelim ki fail de belli fiil de. Dava da açıldı. O zaman mahkeme, fiili sabitleyecekse failini de cezalandırır. Faili cezalandıramıyorsa fiile bulaşmaz vs. Çok haklısınız. Bildiklerimizi unutmamız gerekiyor. 1948 sözleşmesinin 2. maddesi der ki: Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluştur. Bu fiiller bu kutucuğa sığmaz fakat neler olduğunu kolaylıkla tahmin edebiliriz. Demek ki Srebrenitza'daki soykırım suçunu bir iki ufak asker kafasına göre takılarak işledi. Yani bir milleti yok etmeye yeltenme işini. Çok ilginç. Neyse biz yine "oldu" deyip çekilelim. Tespitleriniz yerli yerinde ve duyarlılığınız da çok güzel. Yazılarınızın devamı dileği ile, saygılar...

Lale Beşe 
 13.03.2007 9:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 689
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

1974 yılında Bayburt'ta doğdum, sosyolog-yazar olarak çeşitli çalışmalar yapmaktayım...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster