Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '13

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
618
 

Fatih Terim... Ve diğerleri

Fatih Terim... Ve diğerleri
 

İmparator


Uzun süredir yazmak istediğim bir yazıyı bugün kaleme almaya karar verdim... Ve sözlerime koyu bir Fenerbahçe taraftarı olduğumu belirterek başlamanın uygun olacağını düşündüm.

Benim jenerasyonum Commodore64 ve Amiga gibi bilgisayarlarla büyümüş bir jenerasyondur. Tabi her erkek çocuğu gibi bu bilgisayarlarda en çok oynadığımız oyunlar da futbol oyunlarıydı. MP Soccer, Goal, Kick Of, Track Suit Manager, E.H.I.S. vb. efsane oyunlarla zamanımızı geçirir ve şu anki PES, FIFA, CM gibi oyunların hayalini bile kuramazdık. Bu yazımı okuyanlar bana hak vereceklerdir ki, gerçekten çok eğlenceli zamanlardı...

Başlığa ve fotoğrafa baktığınızda henüz bir bağlantı kuramamış olmanız çok normal. Ama yavaş yavaş giriş bölümünden gelişmeye geçmek üzereyim. Yukarıda bahsettiğim oyunları oynarken ne yazık ki ne Türk milli takımından ne de Türk takımlarından hiç birini, takımlar listesinde göremezdik. Çok istememize rağmen, ne Dünya Kupası'nda ne de UEFA  ve Şampiyon Klüpler kupalarında tuttuğumuz takımlarla mücadele etme şansımız olmazdı. Çünkü Türk futbolunun dünya futbolunda herhangi bir yeri yoktu. Milli takımımız ve Türk takımları (Galatasaray'ın bazı başarıları dışında) bırakın favori takım olmayı averaj takımı olmaktan ileri gidemiyorlardı. Taa ki Euro 96 - İngiltere'ye gidene kadar...

Bu şampiyonada Türk milli takımı imkansız gibi görünen bir başarıyı gerçekleştirmiş ve tarihinde ilk defa Avrupa Şampiyonası'na gitmişti. Ve bu başarının altında Fatih Terim'in imzası vardı. Türk futbolcusunun ve Türk insanının yapısını çok iyi bilen Terim olamayacak bir şeyi Türk milletine yaşatmıştı. Bunun devamında Galatasaray'ın başına geçen sayın Terim dört yıllık bir efsane döneminin ardından bir Türk takımına UEFA kupasını kazandırmıştı. Avrupa'da ve dünyada sesimizi duyuran Terim bu başarının ardından o zamanın en iyi ligi olan Serie A'ya gitmiş ve bu ligin üst düzey takımlarından biri olan Fiorentina'nın başına geçmişti. Mütevazi kadrosuna rağmen orada da çok çok iyi bir kariyer yaptı ve dünyanın en iyi birkaç klübünden biri olan Milan'ın teknik direktörü oldu. Takım içindeki malum sebeplerden dolayı görevinden ayrılmak zorunda kalsa da İtalya'da çok saygı duyulan bir teknik adam olmayı başardı. Tabi bu sırada onun kurmuş olduğu Galatasaray'ın, iskeletini oluşturduğu Türk Milli takımı yıllar sonra Dünya Kupası'na gidip dünya üçüncülüğü elde ederken Galatasaray da hem Avrupa Süper Kupası'nı alıyor hem de Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finali görüyordu.

Sayın Terim'in ikinci Galatasaray dönemi iyi geçmedi. Çünkü Galatasaray büyük bir mali krizdeydi. Pek çok transfer yapmalarına rağmen hepsi sıradan oyuncular olduğu için herhangi bir başarı elde edilemedi. Burada kendisinde de bazı hatalar vardı. Ve tekrar Milli Takımın başına geçti. Yine bir Avrupa Şampiyonası'na milli takımımızı götürdü. Bu kupada geçmişten gelen intikamını son dakika mucizeleri gerçekleştirip milli takımımıza yarı final oynatarak almış oldu. Sonrasında Dünya Kupası elemelerinde unutulmaz İsviçre maçları ve milli takımı bırakışı...

Fatih Terim şu anda tekrar Galatasaray'ın başında ve iki yıldır yine takımına başarılar ve kupalar kazandırmaya devam ediyor. Şimdi üstüne bir de Milli Takım teknik direktörlüğü görevini aldı. Ve geçtiğimiz hafta adeta ölmüş olan bir takımı dirilterek Türk halkına uzun süre sonra ilk defa milli takım maçı seyretme heyecanını getirdi. Şu anki tabloda gerçekten büyük mucizelere ihtiyacımız var ama kim bilir belki de Dünya Kupası'na tekrar gidebiliriz. Çünkü Terim'in bu kupada henüz bir başarısı yok. Ve kendisi de bu şampiyonaya gidip Türk futbol tarihinde altın harflerle yazılı olan ismini biraz daha parlatmak isteyecektir...

Değil Türkiye belki de dünya üzerinde onun kadar motivasyon gücü olan bir teknik direktör çok az vardır. Türk futbolcusunun da en büyük özelliği motivasyondur. Ama sadece motivasyonla teknik direktörlük yapılamaz. Onun dışında bence çok iyi bir taktisyendir. Oyunu çok iyi okur. Ekibini iyi seçer. Futbolcularının ve çalıştırdığı takımların yöneticileri üzerinde karizması ile otoritesini çok iyi kurar. Hakemleri ve seyirciyi etki altına almayı bilir. Basınla ilişkilerini çok iyi yönetir, gerekli mesafeyi korur. Yukarıda saydıklarım ve şu an aklıma gelmeyen pek çok özelliğinden dolayı kendisine çok büyük saygı duyulur.

Fatih Terim, tartışmasız Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük teknik direktörüdür. Ne kariyeri ne de ismi hiçbir şekilde kıyaslanamaz. Kim ki UEFA ya da Şampiyonlar Ligi kupasını kazanır, kim ki Avrupa ya da Dünya Kupası şampiyonluğuna ulaşır ve kim ki Fiorentina ya da Milan gibi dünyanın sayılı takımlarından birinin başına geçip başarılı olursa işte o zaman Fatih Terim'le karşılaştırılabilir. Ama ne kadar karşılaştırılırsa karşılaştırılsın, Fatih Terim ilkleri yaşattığı için ve Türk Futboluna çağ atlatığı için hiçbir zaman aynı kategoriye ulaşamayacaktır.

İşte o yüzden şimdi ve sonrasında; FATİH TERİM... ve diğerleri gelir !!!

NOT: Tabi taraftarlık kimliğimi bir kenara bırakamayacağım... 6-0'lık Fenerbahçe yenilgisini de kendisi yaşamıştır...  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 246
Kayıt tarihi
: 05.02.13
 
 

Futbol ve Fenerbahçeyi ne kadar çok seviyorum ki hayatımda ilk defa blog yazmaya karar verdim... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster