Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '10

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
821
 

Fedakarlık İçin Fedakarlık Lazım

Fedakarlık İçin Fedakarlık Lazım
 

Fedakârlık çokça karşılaşılan ancak gerçek mahiyetinin ne yazık ki çok zaman anlaşılmadığı toplumsal bir olgudur. İnsan olmanın temelinde yatan ve fıtrat özelliğinden kaynaklanan acıma duygusunun ve kalp yumuşaklığının getirdiği bir sonuç olarak da görebileceğimiz bu durum esasında kişinin hayata bakışını yansıtan aynalardan bir tanesidir.

Kişilik yapısının belirli derecede konstrükte olduğu ve ana hatlarıyla sınırların belirlendiği yaşlardan sonra isteseniz de değiştirmekte hayli zorlanacağınız bir alışkanlık haline gelir bu durum. Zira alışkanlıklar kimi davranışların mütemadileşmesinden doğar.

İyi niyet temelinde yükselen fedakârlık gökdeleni bulunduğu konuma ve zamana bağlı olarak beraberinde kimi sorunları da getirebilir. Çünkü bu gökdelen ancak belirli bir açıdan bakıldığı zaman büyüleyici olmaktadır. Uzaktan oldukça görkemli ve estetik görünen bu yapı yakına varınca kişilere bir anlam ifade etmeyebilir.

Çünkü o kişi gelirken manzarayı seyretmekten yoksun kalmıştır. Trafiğin keşmekeşliğinde kendinden geçmiş ve önüne bakmaktan karşıya bakmayı akıl edememiştir. Oysaki gökdelene giderken kafasını kaldırıp bakabilse o ihtişamı yakalayacak ve saygı duyacaktır. Sevmese bile…

İşte bu nedenle gökdelene her gelenden temelin sağlamlığını; gökdelenin ihtişamını anlamasını beklememek gerekir. Zira her kişi o açıdan bakmayı akıl edememiş ve o fırsat kaçırmış olabilir. Unutmamak gerekir ki yer altından çıkanların yer üstündekileri anlama kapasitesi sınırlıdır.

Çünkü onlar karanlık içerisinde yaşamışlardır. Gözleri o karanlığa adapte olmuştur. Hayatları sadece kendileriyle sınırlıdır. “Ben” duygusu her zaman ağır bastığından o an onun sorunundan başka her şey fasa-fisodur. Önemli olan onun problemidir ki hemen de çözülmesi gerekir.

Yeraltı insanlarının en önemli özelliklerinden birisi olan bu durum ne yazık ki kendilerince fark edilmediği gibi yakınları tarafından da pek fark edilmez. Köstebeklerin arkadaşları da köstebeklerdir!

Fedakârlıkların anlaşılmaması bu zaviyeden bakıldığında vaka-yı adiyeden addedilmeli ve önemsenmemelidir belki de. Eskilerin dediği “iyilik yap denize at, balık bilmese Halik bilir” deyişi fedakârlık kavramına da pek ala uymaktadır. Zira fedakârlık da iyilik kökeninden güç alır.

Göz ardı edilmemesi gereken bir husus da yapılan fedakarlıkların görev haline gelebilme tehlikesidir. Ne yazık ki yapılan fedakarlıkların anlaşılmaması bir yana bir de göreviniz addedilerek durum değerlendirmesine girişilmesi hadisesi de can sıkabilir.

Öyle ki gün gelip fedakârlık yapacak hareket alanı bulamayabilirsiniz. Çünkü fedakârlık niyetiyle ya da içgüdüsüyle verilen tavizler görev haline gelmiş ve artık görev tanımı içerisinde değerlendirilir olmuştur.

Artık göreviniz olmadığı halde tamamen iyi niyetinizden hasıl olan ilave görevler artık asliyet kazanmıştır! Bundan sonra fedakarlıktan bahsedebilmek için onun da üstüne bir şeyler koymak zorundasınızdır.

İşte insanoğlunun kolaycılık ve suiistimal hastalığı burada da kendini gösterir. Artık siz suiistimal edilebilir hale gelirsiniz. Aksi takdirde tehdidin bini bir paraya sizin olur. Kredi kartına on taksit avantajıyla!

Memleketimden fedakârlık ve suiistimal manzarasının küçücük bir bölümüdür bütün bunlar. Buna dair söylenebilecek söz çoktur.

Murat HACIOĞLU

W E B B E N

NOT= Anlaşıldığı üzere sahalara döndüm :) Gördüklerimi anlatacağım elbet. Yorgunluğu bir atayım üzerimden anıları dermeye girişeceğim. Bir de birikmiş bloglar var, köşe yazıları var. Çok çalışmam lazım çook :))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hoş geldiniz var,Murat bey...

HÜSREV KARAGÖZ 
 14.04.2010 15:19
Cevap :
Hoşbulduk.. Sevgi ve muhabbetle.  14.04.2010 20:35
 

Dönemimizde bencillik hat safhada olduğunda olsa gerek artık fedekarlık lafı sadece TDK bir kelime ve anlam karşılığı yazılı bir satır olarak kalıyor...Maalesef ki yaptığımız tüm iyi niyetler geri dönüşümü beklenmemesine rağmen yapılan tüm onca şeyi birde kötü anlaşılması var...en iyi dediğiniz gibi iyilik yap denize at mantığı...üzmeyin kendinizi :)

B Gelincik 
 14.04.2010 8:12
Cevap :
Evet kesinlikle o duyguya erişmek lazım. Erişebilmek.. Karşılıksız yapabilmek ve kötü karşılık gelse dahi Yaradana havale etmek.. Tevekkülün bir çeşidi.. Katkınız için müteşekkirim. Sevgi ve muhabbetle.  14.04.2010 10:24
 

Yahut da bu yazı bir gazete için filan yazılmış olmalı. Siz yoksunuz içinde. Nereye gittiniz? Hani hep olurdunuz, o yüzden soruyorum. Fakat tam bir makale olmuş, onu söylemeden geçmemeliyim :) Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 13.04.2010 19:30
Cevap :
:)) Burdayıııım :)) Bu benim diğer tarzım oluyor :)) Şaka tabi. Esasında eşimin Facebook'ta paylaştığı bir videoya yorum yazmaya girişmiştim. Kaptırmışım. Bir baktım ki oraya sığmayacak kadar uzun. Bari blog olsun dedim :)) Ciddi zamanıma denk geldi :)) Biliyorsunuz ironiden anlamayanlar var. Sululuk olarak görüyorlar. Gülümsemeyi zül addediyorlar. Çünkü onlara göre hep ağlamalıyız. Ağlamalıyız ki onlar kıs kıs gülebilsin! Bundan sonra ben değil klavyem ağlasın... tey tey teeeey :)))))  13.04.2010 20:48
 

Fedakarlık zordur, Fedakar olacaksın ki fedakarlıkla karşılık gelsin. Sevgi gibi karşılıklı... sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 13.04.2010 10:45
Cevap :
KArşılık beklemeden yapılır ancak yine de anlaşılmak istenir.. Karşılık verilmese bile saygı duyulsun istenir... de... nerde o yoğurdun bolluğu :))) Sevgi ve muhabbetle  13.04.2010 11:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3281
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1545
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster