Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '20

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
16
 

Felsefede Kademeler

Felsefede Kademeler Üzerine:
 
Son 100 yılda kaç çeşit bilim ve felsefe alanı ve konusu vardır onu ele almak istedim. Bunu sınıflama yoluyla kategorize ederek anlattım, felsefesinden ziyade. Dünyayı değiştirmenin aşamalarını ve hiyerarşisini kurmak istedim. Dünyayı kaç adam değiştiriyor öne çıkanlarını belirttim. Buradaki ülke isimlerini düşünürlerin kendi köklerine göre değil tamamen ülkelerin felsefi etki ve konumlarına göre verdim.
 
Birinci Adam:
 
Einstein (Türkiye): Düşünen benlik demektir. Pratik ile değil düşünce ile çalışılır. Yeni olanı kullanmaz, modelleme yapmaz karşıtını kullanır bir anti-tezdir. Dönüşüm geçirmez sabit yasalarını kullanır. Hipotezler üretmez bu nedenle. Yanlışlama olabileceği gibi gizli olan doğru bilgini üzerine yenileri de eklenebilir. Eğer bir birliktelik oluştursa bile çözemez. Demokrasi sistemine sahiptir. Kamusal bir yaklaşımı vardır. Monist bir doğaya sahiptir. İktidarınızı Einstein düşüncesine göre kurarsanız o iktidar kanunlarla yönetilir. İktidarın temeli mülkiyettir yani iş bölümüdür. Özgürlük değil bağımsızlık önemlidir. Hipotezler çok önemli değil yasalar önemlidir. Kavram önemlidir bu aşamada. Merkezi bir konumdadır. Değişim yaşandığı taktirde iktidarın temel özellikleri ayakta durur fakat daha derin bir anlama sahip olduğunu da biliyoruz artık iktidarın. Bu işin bir kısmı diğeri ise bağımsızlıklarının değişmez olduğudur çünkü değişimleri sadece gizli değil gözlenebilir de olduğudur. Bu durum daha çok hile ile Almanya'dan kendisine ulaşabilir. Einstein'in tek dramı bütün görüşlerin buluştuğu bir ülke yaratmasıydı sanırım. Rousseau önemlidir bu aşamada.
 
İkinci Adam:
 
Freud (İtalya): Düşünce Freud'da katıksız düş veya hayaldir. Kavram değil hayal gücü önemli. Varlık esasına sahip değil ve nesneldir. Bireysel olan veya iş bölümü değil toplum önemlidir. Psikanaliz doğru adımları atmazsa, dil sürçmesi yaşarsa Einstein'in çözemediği bütün konuları çözebilir ve monizm bozulur. Düalist bir doğaya geçer. Einstein'in çözemediği bütünlükleri çözse bile iktidar değil yönetim gücüne sahip olduğu için kontrolü kaybetmez. Ama Freud tarzı bir iktidarınız varsa Einstein ile paylaşırdınız kendi iktidarınızı. Oligarşik bir yönetime sahiptir, özgürlük değil bağımsızlık esastır ama o da kısa sürelidir. Halkın yerini kitle kavramı almaya başlamıştır. Anlamak ile işe başlanır ama öğrenmek,eğitim kelimeleri yoktur. Merkez-çevre arasındadır. İktidar değil yönetim alanını oluşturur. Fetihci bir yönetime sahiptir oliagarşik, tekelci devlet-sermayeye işbirliğine sahiptir. Gerici ve faşist bir sisteme sahip olabileceği gibi devrimci de olabilir. Eğer ulusal birliği kurabilirse bunu kendiliğinden yapamaz karşılaşma maddeciliği olan "empatinin" ona sağladığı büyük şans ile yapabilir. Einstein ve Freud basit, yerel ve sabit kurallara sahiptirler.
 
Üçüncü Adamlar:
 
Hubble ve Althusser (Fransa): Ulusal birliği sağlar ve ulus kavramını kullanır bunu İngiltere'nin desteğiyle yapabilir. Basitten genişletilmiş bir felsefe/bilime doğru ilerler. Yani yerelden (baskı aygıtları), evrensele (ideolojik aygıtlar) doğru. Hubble'da da olduğu gibi yerel olan önemsizdir aslında bu aşamada. Dönüşüm yaratır bir şeyi başka bir şeye dönüştürür yani "yeni" bir süreç başlatır bu özellikle Almanya ve Polonya için söz konusudur. Fransa düalist bir doğa anlayışına sahiptir bu nedenle. Dil değil mantık önemlidir. İtalya gibi anlamak değil öğrenmek burada önem kazanır. Eski olanı tümden atıp yeni olanı kurmak ister ama dogmatiktir. Kendisinin tanrısının yöntemiyle de hipotezler üretir. İktidarını İngilizlerle paylaşır. Ama baskın olan Fransa'dır. Pratik bilimlere ilk adım bu aşamada atılır. Düşünce yerini pratik bilgiye bırakır somut olan daha ön plandadır. Bir anlamda rastgele materyalizm gibi görünmesi gereken ama aslında zorunluluk olandır burada. Siyasi olarak monarşi sistemine ve çok uluslu şirketlerin üstünde yönetimsel olarak prolaterya diktatörlüğünü kullanır. Bağımsızlık kavramı değil özgürlük, ılımlılık daha önemlidir. Montesquie önemlidir bu aşamada.
 
P. Nikitin, M. Gorki ve Chomsky (Rusya): Rusya'da aslında Fransa gibidir dönüşüm sağlar. Türkye'nin ikinci adamdır. Kız torundur diyebiliriz Rusya için. Bizim Kıbrıs'a benzetilebilir. Dört kız kardeştir diğer taraftan. Kız kardeşlerden ikiz erkekliğe doğru gider. Althusser'in aynısıdır temelde. Biraz Einstein'in da etkisi hissedilir Rusya içinde. Makine gibi çalışan özel bir devlet mekanizması vardır. Devlet ve bürokrasi kavramları geçerlidir. Memur sınıfının en avantajlı olduğu alandır. Diktatoryal-demokratik yönetim vardır. Üçüncü adamlarda tekillik kalmamıştır artık. Çoğul nitelik kazanmıştır. Tiranlık olmaması için iktidarını alt öznelerle paylaşmak zorundasın. Fransa-Rusya liberal sol akıma daha yakındırlar. Bu nedenle daha sağda durur. Ama Rusya, Türkiye'nin de etkisini taşır. Özellikle Chomsky'de çok ve Maksim Gorki'de çok net görülür bu durum. Hem Fransa hem Türkiye etkilidir. Rusya ve Fransa hem yara hem yara bandıdır. İki farklı yüzü vardır.
 
Dördüncü Adamlar:
 
"Erken Dönem" - Jack Dirac, Bertolt Brecht ve Habermas (Almanya): Basit (erken) kuantum konusudur. Fransa'nın ve Rusya'nın "dönüştürdüğü" köylü ideolojisidir. Dönüşüm olumsuz değil olumlu bir anlama sahiptir burada, yeni bir dönemi başlatabilir. Ama yeni dönem ile eski anti-tez kavramını birlikte kullanır. Eleştiri yoktur, hukukun biçimselliğinden uzaktır. Erken dönem sosyolojisidir. Almanya'da "sapma" gerçekleşir çünkü "bucak" birimli kentlerden oluşmaktadır. Ama bu otorite boşluğu bir hile ile Türkiye'de yaşanır. Kısa süreli bir otorite boşluğu yaratır, bu olay bir sapmadır. Daha sonra ototrite tekrar kurulur ama o yeni bir otoritedir artık. Özel görelilik ile kuantum fiziğini birleştiren kuantum alan teorisi anlatılır. Buna standart modeli de eklemek gerek. Einstein'in sevdiği konulardan kuantum alan fiziği yereldir, standart model de gözlemlenebilir durumları anlatır. Felsefede teist-İslam modeline yaklaşır. Evrimsel aşamalı ilerler. Sendikalar da olunca "ekonomi" kavramı vardır. Einstein'de ekonomi kavramı yoktur siyaset vardır ama bu aşama Einstein'i çok yakından etkiler. İkisini birbirinden ayırmak zorlaşır.
 
"Geç Dönem" - Richard Feynman, Kafka ve Zygmunt Bauman (Polonya): Geç dönemin yani genişletimişin sosyolojisi ve sicim teorisi alanı demektir. Sicim teorisi, genel görelilik ile kuantum fiziğini birleştirmektir. Düşünce tamamen uzaklaşmıştır artık bu alandan, "pratik" ideolojiler devreye girerler. Nedensellikten uzaklaşmak gerekir. Burada amaç sürekli yanlışlama yapmaktır. Einstein'ın yaptığı gibi yeniden üretimi kullanmak (ereksellik) veya anti-tez üretmek değil üretim ilişkilerini "işletmek" söz konusudur. Eğer kardeşinden bir yanağına tokat yersen diğer yanağını da uzatmalısın. Kesin olarak itaat edilmeli yoksa kuvvet yerine bükülme yaşanır. Hangisi daha iyi size bırakalım. Althusser genel olan sicim teorisini, özel olan kuantum alana karşı bu nedenle kullanır. Despotik bir yönetim anlayışına sahiptir. Her şey değil hiç bir şeysiniz Polonya'da. Nihilist ve ateisttir. Aşamalı ilerlemez bir noktadan her noktaya sırasıyla, peş peşe yayılır iktidar. Epistemolojik kopma aşamasıdır bu aşama. Hukuk-ahlak ikilisinden kaçınmak için ideolojiden geçip onu aşarak felsefe (teori) kavramına ulaşmak gerekir. Polonya sosyolojisinde artık siz bir yabancısınız ve bir fethe kalkışırsa sınırları olmaz. Althusser kaleden çıkıp teknolojik-teknik işbölümünü kurarken sicim teorisinden çok faydalanır.
 
Beşinci Adamlar:
 
"Erken Dönem" - Stephan Hawking, Schrödinger, G. Orwell ve George Lukacs (Macaristan): Meşhur herşeyin teorisine ve çoklu evren teorisine, big bang'e de adımımızı atmış oluyoruz. Felsefesinde düşünce ve tinsellik daha fazla öne çıkmaktadır ama gerçeklik kavramı da önemlidir. Bu aşama hem olanak olarak, hem de olanaksızlık olarak vardır. Etik olan da önemlidir. Burası bir kısmi ölüm alanıdır yarı karamsar yarı aydınlıktır. Bu aşamada yeni bir dönem başlar ama bunu eskiyi tamamen reddederek yapmaz. Edebiyat özellikle bu alanda önemlidir. Siyasi olarak eksik demokrasidir, despotizme daha yakındır. Merkezden uzak çevresel olandır. Kısmen tekil olan bir bütündür. İlk defa bilgi önem kazanır. (Althusser'in çok kızdığı bir noktaydı burası çünkü o ılımlı olup savaşı reddettiği için hiçbir şeyin teorisinden yanaydı.) Bilgi savaş, yıkım demektir. Ama Orwell'da ALthusser sistemini eleştirir bireyi gözetim toplumunun bekçileri yaptığı için. Aslında hem köle hem özgürsünüz bu aşamada. Bunu Schrödinger'in meşhur düşünce deneyi gibi görebilirsiniz kedi hem ölü hem diri veya ne ölü ne diri. Normatif değerlerle hem tanrıya hem kurucu mekanizmaya ulaşılabilir. Hem tek hem de bütündür. Parçaların hepsi hem ayrı ayrı olarak hem de birleşik olan şeydir herşeyin teorisi. Bizde de İoanna Kuçuradi bu kategoriye girer.
 
"Geç Dönem" - Niels Bohr ve Heisenberg - Kojin Karatani (Çin): Burası ise kunatum mekaniğinin alanıdır. Tesadüf ve bilinemez olanlar burada durmaktatır. Bu aşamada iktidar ne bir sınıfın ayrıcalıklı mülkü ne de bir iktidarın fethedilmesidir. Tam tersi iktidarlar stratejiler kurarak sıçramalar yaparak, konum değiştirerek işler. Mesela bir yörüngeden başka bir yörüngeye sıçramakla kalmaz aynı zamanda bu sıçralamar sonucunda aynı anda iki farklı sınıfın konumuna sahip olabilir iktidarlar. Ama mümkün ikilikliklerden uzak durmak gerekir. İktidarını diğer sınıflarla paylaşması gerekir yönetimlerin. Her farklı sınıf kendi iktidarını bulmalıdır. Başlarda bir kaos gibi duran bir an içinde kararlı hale gelebilir. O nedenle kararlı kaos olarak vardır. Genellemeler değil evrensel tikellikler önemlidir. Ulusun tikelliği ve ulusalararası alan birlikte çalışır. Sosyal demokrasiye daha fazla yakındır. Nedensel olan her şeyi reddederler. Burada ideoloji yoktur yalan söyleyen her şey ispat edilebilir ama ispat edilenler de aleni, apaçık konulardır suçu size yıkmak içindir. Foucualt'ta da olduğu gibi. Bundan kaçabilmek için görünenin ardındaki asıl anlamı bulmak gerekiyor.
 
NOT: Dünyayı değiştirenler kolay kolay unutulmayacak bilimsel sıçramalar yaratmışlar buradaki örneklerden bunu anlayabiliyoruz. Dünyayı değiştiren bütün düşünürler çok önemlidir aralarındaki bu hiyerarşi kimseyi bir diğerinden zayıf veya kusurlu göstermez elbette. Bugün belki arkalarından rahmet okuduğunuz, sevmediğiniz bu büyük bilim adamları sayesinde internette bu yazıyı paylaşabiliyorum bunu da hatırlatmak istedim. Özellikle kültürel bir sosyal mecrada, internette anlatmak bu yazıyı, beğenilmiştir umarım...
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 63
Kayıt tarihi
: 04.01.19
 
 

İktisat mezunuyum, felsefe ve ekonomi ilgi alanlarımdır ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster