Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '10

 
Kategori
Spor
 

Fenerbahçe en zor deplasmanında güldü!

Fenerbahçe en zor deplasmanında güldü!
 

Fenerbahçe’nin son yıllarda İstanbul’da oynadığı en zor deplasman sayılan İstanbul Büyükşehir Belediye’den üç puan alması sanırım Aykut Kocaman’ın hesabına yazılacak pozitif notlardan bir tanesi olacaktır.

Bu karşılaşmanın üzerine konuşulması gereken önemli ayrıntıları olduğunu düşünüyorum.

Bu sezon maçlar 45 dakika oynanıyor olsaydı, Fenerbahçe uzak ara ligi lider götürüyor olacaktı. Önceki hafta Gaziantepspor karşısında ilk yarıyı iyi oyun ve mücadele sonucu 1-0 önde bitirmişti. Ancak maçın özellikle 60. dakikasından itibaren oyundan düşmüş ve üç puanı rakibine teslim etmişti. Geçen hafta alınan 5-2’lik galibiyetin geri planında da böylesi bir düşüş vardı ve Bucaspor ikinci yarının hemen başında üst üste gol pozisyonları üretmiş Fenerbahçe de 55. dakikadan sonra resmen fişi çekilmiş gibi durmuştu.

Birçok Fenerbahçeli bu maçta ikinci gol gelmediği takdirde kazanamayacaklarına inanıyordu. Oyunun genel havası da ikinci yarı buna uygun bir atmosferde ilerledi. Ancak Fenerbahçeli oyuncular bu sefer 65. dakikaya kadar iyi direndiler ve mücadele ettiler. O dakikadan sonraysa yine bir anda düşüş başladı.

Aykut Kocaman bu sefer hemen müdahale etti.

Şampiyonluk mücadelesi veren bir takımın 60 dakikalık enerjiye sahip olması çok anlaşılır bir şey olmasa gerekir. Burada teknik yönden bir hata yapılıyor olabilir. Bu karşılaşmada Fenerbahçeli oyuncular çok iyi mücadele ettiler; koştular, topa bastılar hatta presi ta rakip kale önünde başlattılar. Zaten yegane gol de böylesi pres sonrasında geldi.

Kaderin işine bakın ki geçen hafta sahada yuhalanan Cristian rakip ceza yayı önünde kaptığı topla Fenerbahçe’ye gol pozisyonunu hazırlayan futbolcu oldu. Baroni bu maçta ekstra efor harcadı.

Fenerbahçe taraftarının futbolcu terbiyesi hakkında yeri geldiği için parantez açmak istiyorum. Asla bunu onaylıyor değilim; ancak zaman zaman böylesi sert tepkilerin futbolcular üzerinde ekstra motivasyon yarattığını izliyoruz. Geçen sene Güiza salya sümük saha dışına çıktıktan sonraki haftalarda nasıl da canla başka mücadele etmişti. Baroni bu mücadelesini tek maçlık bir gösteri şeklinde bırakmamalıdır.

Futbolcuların ekstra harcadığı efor sanırım onların ikinci yarıyı tamamlayamamalarına neden oluyor. Burada yapılması gereken iki şey var; ya gücü bütün maça yayacak ekonomi sağlanacak ya da iyi bir kondisyoner ile süre arttırılacaktır.

Bu maçta Fenerbahçe’nin hücuma dönük sol kanadı çok çalıştı. İlk yarı Stoch ikinci yarı oyuna girdikten sonra Dia çok etkili oldular. Defansın solu yok gibiydi. Bekir de sık sık yerini kaybetti ve yanlış pozisyonlar aldı. Yobo ekstra performansla oynadı.

Stoch hep ekstra şeyler yapmak istiyor. Temel arzularından bir tanesi de gol atmak. Oysa onun işi gol pozisyonunu hazırlamak; birinin kendisine bunu açıklaması gerekiyor. Stoch bir taraftan çok önemli atakların oluşmasını diğer taraftan da golle sonuçlanmasını engelleyen adam oldu. Çıkarken mutsuzdu. Hala oynayacak enerjisi var gözüküyordu ancak hızla takımdan kopuyordu.

Mehmet Topuz’u da aynı kefeye yerleştirmek gerekiyor. O da çok zorluyor. Basit oynamak yerine kendisini ön plana çıkaracak uğraşın içine giriyor. Bu nedenle çok fazla topu ezdi. Bir iki tane kontra atağı bitirdi.

Fenerbahçe’nin bu iki yetenekli oyuncusuna özel terapi şart gözüküyor.

Niang bu maçta kaçırdıklarıyla ön plana çıkan oyuncu oldu. Alex’in güzel serbest atışına vurduğu kötü kafa, karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu çok kötü kullanma ve penaltı atışını kaçırışı ile resmen zirve yaptı.

Laf penaltıya gelmişken; 70. dakikada Alex’in oyundan alınışını konuşalım.

Aykut Kocaman burada egosunu ortaya koyuyor. Bu maçı kaç kişi izledi bilmiyorum; ancak eğer bizim bilmediğimiz bir sakatlığı yoksa Alex’in çıkması gereksizdi. Geçen hafta Bucaspor karşısında oynayan Alex’in de kenara alınması şart değildi. Ancak burada devreye teknik adam kaprisi girmişe benziyor. “Benim bir bildiğim var” mesajını vermeye çalışıyor; fakat inandırıcı gözükmüyor.

Niang’ın penaltıyı kaçırmasından sonra İBB’nin iki önemli pozisyon vardı; biri gol olsaydı bu akşam, yarın ve bütün hafta Aykut Kocaman için çok zor geçerdi. Bütün futbol kamuoyu aynı soruyu sorardı ve hiçbiri de haksız sayılmazdı.

İyi oynayan ve gol atan bir futbolcunun sahada kalması gerekir. Aykut Kocaman kusura bakmasın biz farklı bir karşılaşma ve futbolcu izlemiyoruz. Sezon başından beri söylediğimizi yineleyelim; sorun Alex değildir. Aykut Kocaman Alex’i unutsun yapması ve çözmesi gereken diğer konulara odaklansın.

FIFA kokartlı hakemimiz Halis Özkahya’nın iyi bir maç yönettiğini söylemek çok zor. Maçı kesmeden, kıran kırana oynatayım derken neredeyse bütün faulleri kaçırdı. İlk yarı bir ara bütün futbolcular birbirlerine tekme tokat savurdular. İkinci yarı Fenerbahçe’nin iki net penaltısını vermezken; Dia’nın diğerlerine göre nispeten omuz omuza sayılabilecek mücadelesine faul ve penaltı düdüğü çalması samimiyetten ve inandırıcılıktan çok uzaktı. Maç sonunda her iki takım oyuncularının hakemin üslubundan şikayetçi olmaları çok manalıydı.

http://twitter.com/uzaygokerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2022
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster