Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
544
 

Feysbuk dedikleri şey

Feysbuk dedikleri şey
 

Feysbuk bu ara ne kadar da popüler oldu değil mi?
Kimileri sinir oluyor, kimileri ise eski arkadaşlarına ulaşabildiklerine çok seviniyor. Ve yine kimileri ise yolda görse merhaba demeyecekleri arkadaşlarını (!) hemencecik listelerine alıyorlar. Böylelikle popülerim ben bakın...ne kadar da çok arkadaşım var havasına girebiliyorlar.

Bunlar işin sosyal yönü ve hatta insani zayıflık yönü diyelim.

Ama işin ardında pek çok alana uygulanmakta olan bir teori yatmakta. Şebeke (ağ) teorisi ya da orijinal ismiyle “Network Theory”. Bu konuyu matematikçiler elbette çok daha iyi bileceklerdir. Ben kendi kısmıma düşeni kadarıyla yorumumu yapayım.

Ağ teorisinde anlatılmak ya da uygulanmak istenen şey şöyle; Mesela A noktası olsun bu B’ye bağlansın aynı zamanda C’ye de bağlansın...hatta D’de çıksın o da A’ ya bağlansın...derken kocaman bir bağlantılar zinciri oluşsun. Hatta H noktası belki bir şekilde T noktasına bağlanacak. Tıpkı benim Fehmi abi’yi tanımam gibi...Fehmi abinin de Sebahat’i tanıması gibi bir şey.

Alın size feysbuk aktivitesi.

Bu tür ilişkiler genler arasında da var. Kanserde mesela...bir takım genler o kadar popüler ki pek çok gen ile bağlantılı...Bunlar bir anda merkez olmuşlar. Sanki ortam onlardan soruluyor. Ve sisteme giren her yeni gen bu popüler olan ile bağlantıya geçmek istiyor (para parayı çeker de yine aynı sistemle açıklanıyor) böylelikle her yere ulaşabilecek sistemde.
Sistemden kastım, hastalığın mekanizması. Bu şekilde ana arter ya da merkez diyebileceğimiz genlerin olması sistemin kendisi için bir bakıma çok iyi...çünkü işler çabuk yürüyor, hızlanıyor. Diğer taraftan ise bu sistemi yıkmak istiyorsanız...teker teker sistemdeki genleri etkisiz hale getirmenize çok ta gerek yok. Favori olanı, merkez olanı bulun ve onu yok edin, sistem tümden çöksün.

Şimdi kanser ile ilgili araştırmalarda gidişat bu tür ilişkiler haritasını ortaya çıkarma yönünde. Sistemin en çok bağlantı kurmuş olan geni aynı zamanda o sistemin en zayıf bölgesi oluyor.

Feysbuk’u...Neyse orijinal şekliyle söyleyelim.

Facebook’u yapan abilerin elinde de çok güzel bir harita gelişmekte. Düşünsenize kim kiminle dost, nerede yaşar...özellikleri nedir?...ve daha bir sürü sorunun cevabı var.

Kısacası muazzam bir bilgi birikimi oluşuyor. Biz eski arkadaşlarımızı masumca ararken ve hatta popüleritemizi arttırmak için yolda görsek zar zor tanıyacağımız insanları da arkadaş listemize almaya çalışırken...işler başka yönde de çalışıyor.

Bir süre sonra reklamlarımız da bireyselleşecek...Yoksa başladı mı bile? Hatta sizi bulmak isterlerse İspanya’da Nermin teyzeye ulaşmaları yeterli bile olacak.

Son söz; Çağımızda en önemli şey bilgi...gerisi boş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Facebook çılgınlığına bende kapıldım tek faydası ablamın 20 yılın önce kaybettiği arkadaşını buldum.Birilerinin bütün hayatımızı göremsini istemiyorsak facebook incelikler vermiş bu anlamda bize.arkadaş listemiz dışındaki kişilerin bilgilerimizi görmesini engelleyebiliyoruz.Bu özelliği kullanmanızı öneririm : ) ama kafamı çok bozarlarsa çıkar giderim bu diyarlardan.... Sevgiler M.

Kalbin Ritmi 
 09.11.2007 14:54
Cevap :
Elbette baskalarini oneleyebiliriz ama facebooku yapan abiler herkesin her turlu baglantisini biliyorlar...ve sizin sildiginiz bilgi de veri bankasinda aynen yine duruyor. Bunun ne zarari olacak ki denebilir. Yok bir zarari da benim bilmedigim insanlar neden benim herseyimi bilsinler mesela... Durum George Orwell'in 1984 romani durumu sanki...Sevgilerimle.  09.11.2007 16:13
 

Sevgili biraz; ilişkilerimiz teknoloji bağımlı olurken, sanal olurken, gitgide kendimizden mi kaybediyoruz acaba farketmeden? Artık gözlerimizin içine de bakamaz mı oluyoruz ki? Onun için midir ki ilişkilerimiz, bir önceki güzel bloğunda belirttiğin gibi fast-food tarzına dönüşüyor? Ne gıcık bir durum yaa...Sevgilerimle

sevgiii 
 06.11.2007 9:57
Cevap :
Gittikce hizlandigi icin galiba sabrimiz da kalmiyor...Unlu yonetmen Kieslovski "insanlarin sabri 4 saniyedir, neyi anlatmak gostermek istiyorsaniz daha fazla uzatmadan bu sure icinde gosterin " der...biz bu internet sayesinde, eger baglanti hizli ise 2 saniye kadarina indirdik galiba...Sevgilerimle Sevgili Sevgiii.  06.11.2007 13:53
 

Feysbukla ilgili bu dediğini düşünmüştüm.. Hatta kaydolmama rağmen biraz da o yüzden soğudum bu işten... Baksana kayıtta mail şifremizi istiyor... Gizlilik diye bir şey sıfır.. Hay allah niye kaydoldum ki ben:) Şimdi kaygı durumum yükseldi iyice.. Listemdeki zaten az sayıda kayıtlı arkadaşıma söyleyip kendimi silmem en iyisi olacak sanırım... Acayip bir şekilde kendimizi yeni gelişenlere kaptırıyoruz, bilgisayar başında harcadığımız zaman ne kadar arttı değil mi.. Neyse öğle arası spora gideyim bari, bedenime karşı iyice suçlu hissettim şimdi:) Sevgilerimle...

Serdar Özdemir 
 06.11.2007 9:28
Cevap :
Aslinda email sifremizi kayitta sormuyorlar...hani emaildekileri de baglantilarimiza katmak istiyorsak opsiyonel olarak o anlik icin veriyoruz. Gorunur de bir tehlikesi yok ta...ama neden sifremi de bilsinler ki. Bir anlik icin olsa da neden bilsinler yani...Benim de spor yapmam:) lazim, bir de omega-3 kullansam iyi olacak...Bugun hizli bir yuruyus yapiim bari ...Sevgilerimle  06.11.2007 14:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1277
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Biyolojinin son yıllarda, özellikle son 10 yılda içeriğinin yoğun bir şekilde moleküler düzeye inmes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster