Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
380
 

Ben şanslılardanım.

Ben şanslılardanım.
 

Şimdi çıktım yine gün ışığına, harika bir duygu bu. Sürekli kapalı kalmak inanılmaz sıkıcı bir durum. Gün ışığı sağlığı da yararlı zaten. Keşke hiç kapalı kalmasam. Her ne kadar yalnız olmasam da ve hatta etrafımda arkadaşlarım da olsa yine de bu karanlıkta kalma durumu bozuyor beni.

Dışarı çıktığım zamanlarda ise kimileri benimle dalga geçiyor, türlü şaklabanlıklar da yapıyorlar. Ama olsun herşeye değiyor.

Eskiden böyle miydi halbuki?

En çok iş gören bendim. Bir saygım vardı...milyon dolar değerindeydim...değerindeydik. Ama herşeyin bir sonu var işte...eşim nerede bilmiyorum.
Ben buradayım ya bir onu bilirim.

Uzun zaman oldu buraya geleli. Bazılarımız genç gelmiş, ben ise...galiba orta yaş diyeceğim bir zamanda geldim. Uzun lafın kısası epey oldu burada kalmaya başlayalı.

Bazen elden ele dolaşmak tuhaf geliyor. Yakından bakılmakta...Ama insanlığa hizmet ettiğimi düşündükçe....iyi hissediyorum...sadece arada eşim nerededir şimdi diye düşündükçe hüzün basıyor içimi ister istemez.

Bakın yine seslendi hoca öğrencilerine “Arkadaşlar bütün kemikleri kutulara geri koyalım. Evet evet masanın üzerinde duran ‘femur’ u da alın lütfen...ders bitti.”

Duydunuz di mi?

Bana seslendi femur dedi...evet benim adım femur...vücuttaki en uzun kemiğinizim.

Bir zamanlar hayat vardı...hareket te vardı. Bir futbolcunun hayatındaydım. O yüzden milyon dolardık. Ama galiba herkes milyon dolar. Çünkü kaybedince farkediyoruz değerini herşeyin.

Hiç bitmeyecek gibi yaşıyoruz.

Ama geçip gidiyor işte herşey.

Belkide ben şanslılardanım...hala gün ışığını arada bir de olsa görebiliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok ilginç bir bakış açısı ve insancıl. Üçte birden sonra anladım kemik olduğunu. Ben de sizin gizli bir labda yer altında filan çalışmaya başladığınızı sanmıştım ilk satırlarla. Bu konuşan şanslı femurlardan. Biz de iskeletimizi pardon cesedimizi bir üniversiteye mi bağışlasak diye düşünmedim değil.selam ve sevgiler

Ezgi Umut 
 11.11.2007 10:52
Cevap :
Tesekkurler yorumunuz icin. Simdiden soyleseler bir gun boyle bir gorevimiz olacagini herhalde cok tuhaf hissederiz. Sevgilerimle.  12.11.2007 14:18
 

Selam femur beni hatrladın mı? ben clavicula :) Abicim ünlü olmuşsun! Tebrikler yani, MB'ye çıkmak kolay mı yaa? Bak sana burdan tibia ile fibulanın da çok selamı var. Aynı kutudayız da:)) sizde komşuydunuz tabi bi zamanlar:)) Kıymet bilen ellerde olman ümidiyle, sevgiler......:) (hıı bu arada feyzbuk'ta yoksun galiba:P)

sevgiii 
 10.11.2007 1:19
Cevap :
Hatirlamaz olur muyum...her ne kadar sen pek uzakta olsan da sevgili clavicle(ingilizce oldu..yok valla hava atmak icin degil), tabii ki hatirlarim...bilirim seni. MBde bu kisa blogta bas rolu bana verdiler...feyzbuk olayi icin daha zaman var:) Sevgilerimle:)  10.11.2007 17:39
 

Sevgili Biraz, bundan tam 18 yıl önceye götürdün beni.. Anatomi laboratuvarında gözlerim kadavraların formaldehit kokusundan yanarken kemikleri, kasları damarları, sinirleri biribirinden ayırdığımız günlere... Ya bundan 5-6 blog yazısı çıkar bakalım yazarım belki... Ellerine sağlık... Sevgiler her daim...

Serdar Özdemir 
 09.11.2007 23:55
Cevap :
Sevgili Serdar, inanmayacaksin ama sabah metro da giderken kurdum bunu kafamda...cunku kemikleri ogrencilerime gosterirken bir yandan da saygili olmalarini istiyordum...cunku bir zamanlar hayat vardi onlarda...Bunu hikayelestirip kemigi konusturmayi denemek istedim. Bakalim nasil olacakti merak ettim. Sevgilerimle.  10.11.2007 0:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1283
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Biyolojinin son yıllarda, özellikle son 10 yılda içeriğinin yoğun bir şekilde moleküler düzeye inmes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster