Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1157
 

Fikirleriniz size mi ait?

Fikirleriniz size ait değildir. Baştan söyliyelim. Neden?

Bir kere insanlar kendi başlarına, doğru ve gerçek bilgilere ulaşarak onları yorumlayarak fikirlerini üretmezler. Bunu hemen hemen çok az insan yapar. Sıradan milyonlarca insan, ordan burdan duyduklarından, gazete okuduklarından, tvde izlediklerinden vs. zaten belirlenmiş olan angajmanlarına uygun olarak belli görüşleri edinirler. Duyduklarını kendi anlatım biçimlerine sokarak tekrarlarlar.

Oysa bilgisine sahip olunmayan hiçbir fikir sizin fikriniz değildir. Başkasını fikridir.

Bunun dışında, dil dediğimiz araç, salt nesnel, masum, sadece düşünceleri aktarmaya yarayan bir araç değildir. Dil bir ideolojik araçtır. Dil söylemler içerir. Şimdi bunun nasıl olduğunu anlatmaya gerek yok. Ama dil bir perspektiftir. Belli bir dili sorgusuz sualsiz kullanıyorsanız kullandığınız dil içinde yerleşik olan fikirleri kullanıyorsunuz demektir. Size ait olmayan bir dilsel söylem, başkalarına ait söylemleri sizin aracılığınızla başka bireylere yaymaya yarar.

Bunun dışında, bir fikrin doğruluğu, yanlışlığı ya da güçlü olup olmadığı, saf olarak, kesinlikle, kendi içinde taşıdığı güçle alakalı değildir. Siz bazen, belli fikirlerin ne kadar güçlü ve savunulabilir olduğunu hissediyorsunuzdur, ve coşkuyla o fikri savunmaya kalkabilirsiniz. Oysa bilmelisiniz ki, fikirler, balıklar gibidir. Yani, balık, nasılki bir su dünyasının içinde var ise, ve varlığını ona borçlu olduğundan habersizse, fikirlerde, belli düşünce iklimlerinin balıklarıdır. Bu düşünce iklimi ya da ortamı, o fikirlere güç verir, kuvvet verir, psikolojik destek verir. Psikolojik destek ise, her şey için olduğu kadar, fikir için de çok önemlidir. Eğer yaşadığınız toplumda, bir fikrin arkasında bir psikolojik destek varsa, onun sağlamasının olup olmadığı, tutarlı olup olmadığı, gerçek bir bilgiye dayanıp dayanmadığının hiç önemi yoktur. Onu coşkuyla, başkalarıyla kol kola savunabilirsiniz ve sesiniz o kadar güç çıkabilir ki, sanırsınız ki, bu muhteşem fikirdir. Oysa, toplumda başka dip dalgaları vardır, nasıl ki denizde dip dalgaları balıkları taşırsa, fikir dünyasın da aynı dip dalgaları vardır ve sizi taşır.

Bu nedenle, eğer gerçekten fikirci bir insansanız, sahip olduğunuz fikirdeki psikolojik desteği görmelisiniz ve onu ondan kurtarmalısınız. Eğer gerçekten fikirci bir insansanız, sahip olduğunuz fikirdeki psikolojik eksiklikten yılmamalısınız ve onu sürekli gözden geçirerek elde tutmalısınız. Dışınızdaki başka fikirlere ait psikolojik desteğin, sizin fikrinizi, doğruluğundan ve yanlışlığından bağımsız olarak, yok etmek istediğini unutmayın.

Bir ideal olarak hayatın, mutlak ya da ilahi bir adaletin kaderine bağlı olduğunu ya da buna benzer bir tutum olarak, bir ideal olarak hayatın, evrensel bilgi, doğruluk, dürüstlük gibi ilkelerin yönetiminde olduğunu sanabiliriz. Ama bu salt bir sanıdır. Hayat, önemli ölçülerde, bir varolma savaşıdır. Her varolan, bu ister somut isterse soyut canlı olsun, kendini varetmek için yok ediyor. Hayat aklın, mantığın, ilahi adaletin alanı değil, üstün olmanı, galip gelmenin alanıdır.

Fikirlerin, psikolojik destekle birlikte doğru olduğunun sanıldığı, ya da doğru olduğuna inanıldığı bir dünyada bundan başka ne izah olabilir ki?

Son sözü böyle koymayalım. Evet doğru, dar zamanlarda, trendler, söylemler, psikolojik rüzgarlar vs. fikirlerin edinilmesinde ve savunulmasında etkili, ancak bu sadece dar zamanlarda doğruluğun kaynağı oluyor. Ama daha geniş zamanlarda, her hilenin foyası meydana çıkıyor. Gerçi, foyayı meydana çıkaran da, kendi psikolojik rüzgarı içinde hareket ediyor, o da foyası ortaya çıkarılacak bir iktidar mücadelesi içeriyor.

Yine de, hayatta akıl ve mantık bile mutlak olarak koyulamayacağı için, yine de hayatın bir güç mücadelesi olarak sürdüğünü söylemek gerekiyor. Akıl, mantık, fikirler sadece bu güç mücadelesinin birer araçları, yok değiller, ama araçlar; evet böyle koymak gerekir.

Sonuç olarak fikri kullanan siz değilsiniz, sizi kullanan fikirdir.

Her fikir baskıdır, haksızlıktır, esarettir ve tutsaklaştırmadır. Fikirdense bilgiye bağlı olmak gerekir. Ama bilgi de, ideolojik yani fikirsel bir söylem içinde varolan ya da yaşayan dil ile mümkün olduğu için, çünkü o dil ile, elinizdeki gerçekliği bilgi haline getirirken, onu, dilinizin imkanları içinde algılayabilir, düşünsel olarak görebilirsiniz, bu, eldeki gerçeklikle değişmek değil, eldeki gerçekliği kendine benzetmeyi, dilinizin kalıbına tıkmayı içerir, o nedenle o da tehlikelidir. Ama yapacak bir şey yok, hayat böyledir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı beğendim. Tabii ki sizin ki de bir başka fikir. Siz de öğrenmişsiniz o düşünceleri başkalarından demek oluyor. Napalım başka türlüsü de yok. Bizlere vahiy gelmeyeceğine göre birbirimizden etkilenmek suretiyle fikir ve kanaat sahibi olmak durumundayız.

M Sadullah SAĞLAM 
 21.08.2011 12:02
Cevap :
Evet ben de tekrar okudum, güzel noktalara temas etmişim. Okuduğunuz için tşk.  21.08.2011 12:25
 

Ben onu bunu bilmem,benim söylediğim her şey bana ait fikirlerimdir ve yaşanmış test edilmiş, acı çekerek,kanatılarak tecrübe ettiğim bizzat kendi eserlerimdir fikirlerim. Saygılarımla...

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 30.10.2010 18:25
Cevap :
Fikirleriniz konusundaki fikriniz fikir olmaktan çıkmış inanç haline gelmiş. İnancı da tartışacak değilim herhalde.  31.10.2010 16:27
 

Fikir kişiye ait değilse ve hele tam sindirememişse uygulamasını beceremez ve karıştırır. "Geçmişte biri hayal kime ait ise o uygulamalıdır" sözünü hatırladım. Ben ilk yorumumu 'kişinin kendi fikri' algısıyla yazmıştım, farklı bir durumu düşündürdünüz. Selamlar.

Kadri KANPAK 
 30.10.2010 13:10
Cevap :
Fikirler bulaşıcıır böyle işte. Selamlar.  30.10.2010 16:02
 

İçine girenlerden süzülenlerde fikirlerdir, diye düşünüyorum. Fikir bizi kullanıyor mu? fikir başka bir kişilik midir? Selamlar sevgiler...

Kadri KANPAK 
 28.10.2010 22:16
Cevap :
Kadri bey, elbette fikrin ne olduğu ile belli bir kişinin nasıl fikir edindiği akraba ama iki ayrı konu. Sizin tanımınız bu ikisinden hangisi için geçerli olursa olsun, zaten genelgeçer bir tanımlama denebilir. Blogum ve zaten felsefi bi düşünme ise varolanı irdeleyen, onu yoklayıp sorgulayan bir tutumdur. Yani sizin tanımla sorunu birleştirirsek, soru şudur, içeri giren nedir, ne kadarı süzülür, süzgecin delikleri ne kadar olabilir, kaç tür süzgeç vardır, süzgeçler arasında öncelik sonralık sırası var mıdır vs. gibi soruları sorarak da, sizin tanımlamanızı da kalbura çevirebiliriz. Sorunuza gelince, fikir bizi kullanır, biz yeteri kadar donanıma sahip değilsek, heme de evire çevire kullanır. Fikir başka kişiliktir de, çünkü fikri kendimiz üretmemişsek, üreten kişinin perspektifini, doğru saydığı bilgiyi yaşamımıza aktarmış oluruz ve onun kişiliğine bürünmüş oluruz. Kişilikten kastınız huy ve karakter ise, herkesin kişisel bir tarihi olduğu için farklıdır, ama bu nokta, konu dışıdır.  30.10.2010 12:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 465
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 941
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster