Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
642
 

Filler tepişiyor olan çimenlere oluyor…

Filler tepişiyor olan çimenlere oluyor…
 

Son dönemde çevremizde gözlediklerimiz, basın ve yayın organlarından takip ettiğimiz, fısıltı gazetelerinin yaydıkları ama tekzip görmeyen konular, gittiğimiz yolun az ilerisindeki dönemeçten sonra nereye açılacağı hakkında düşünen herkeste bir endişe doğmasına neden oluyor. 

Bu konuya daha net bir açıdan bakabilmek için öncelikle halkımızın hangi eğilimde olduğuna bakmak gerekir. Şimdi birçok okur çok çeşitli halklardan, mozaikten filan bahsedecektir. Oysa büyük pencerelerden baktığınızda hiçte öyle değil. Küresel çetenin emperyal insan mühendisleri 1950 lerden beri yaptıkları titiz çalışmalar neticesinde ülkemde aynı yöne bakan iki tip insan bıraktılar. Aynı yöne diyorum. Çünkü ülkemin güneyinden kuzeyine, doğusundan batısına yaşayan herkesin baktığı ufuk aynı. Bu ufuk, kişisel yaşantımı nasıl sürdürürüm, enflasyon ve getirdiği yoksullukla nasıl baş ederim, medyada gördüğüm dünya nimetlerine nasıl sahip olurum ufku. İnsanımızın tamamına yakını bu uğurda her türlü yalanı, dolanı, entrikayı, yolsuzluğu, mubah sayıyor. Bu konuda da şehirli- köylü, okumuş-cahil gibi ayrımlar hiç yok. Tek amaç elde etmek. Bu uğurda her şey serbest. 

Bu ortak yöne bakan insanların farkları, kiminin muhafazakâr, kiminin laik olmaları. Başkaca bir farkları yok. Kendileri ve yakın çevreleri dışında hiçbir şey düşünmeyen bir topluluk olduk, çıktık. Dürüstlük, Allah korkusu, vatan sevgisi gibi hasletleri maalesef çoğumuz unuttuk. Unutmayanlarımız da kendi şahsi veya yakın çevresinin çıkarı için gerekliyse ağzına alıyor. 

Toplum mühendisleri, zevk listelerimizi oluştururken pek de çeşit koymamışlar. Erkeklerin futbol, kadınların dedikoduları dışında yaptığı tek şey her akşam önümüze zorla koyulan yalan dolan dizileri, kimin eli kimin apış arasında programları, birde her kanalda aynı hastalığa farklı öneriler sunan doktor programları. 

Öğrenmeye, araştırmaya, eleştirmeye dayalı değil, ezbere dayalı eğitim sisteminin getirip hayat enkazının içine fırlattığı bizlerin rüşvete, bahşişe, biata dayalı hayatı bu. 

Böyle yaşayıp gitmeliyiz ki, ülke üzerinde oynanan oyunlardan haberimiz olmasın. Bir kısım bu oyunları görüp de “ne oluyoruz” dediğinde kulağından tutukları gibi istikamet Silivri. Arkadan birazda belge- delil hazırlıyorlar, ayıkla pirincin taşını. Nasıl bir hukuk sistemi ise, kimse senin suçlu olduğunu ispatlama derdinde değil. Sen suçsuz olduğunu ispatla diyorlar. Eğer ispatlayabilirsen hemen yeni belge ve deliller hazır. İyi de neden böyle? Bu gün fazla değil iki kuşak geriye doğru ailenizi inceleyin. Kesinlikle damatlardan veya gelinlerden içinde sizin ait olduğunuz etnik kökene ait olmayanları göreceksiniz. Lazı, çerkezi, kürdü, abazası hep beraber barış içinde yaşayan bu insanlara ne oldu da birbirine düşman edilmek isteniyor. Kim bundan ne çıkar sağlamayı düşünüyor? Yukarıda insanların ancak şahsi ve yakın çevre çıkarları varsa bir şeyler yaptıklarını söylemiştik. O zaman insanların birbirlerine düşmanca davranmasında birilerinin çıkarları var. 

Mustafa Kemal, yaptığı devrimler ile laik demokratik bir ülke yaratmış, başka ülkelerin yüzyıllar boyu savaşarak elde ettikleri ümmet olmaktan kurtulup birey olma hakkını altın tepsi içinde Türk halkına sunmuştur. Bu gün bizim gibi Müslüman ülkelerden bu haktan yoksun olan büyük çoğunluğunun yaşam standartları ortadadır. Ancak bu sunum, ümmetçileri, ümmeti sömürerek yaşamaya alışmış olanları, yani şeyhleri, şıhları, cemaat önderlerini hiç memnun etmemiştir. Tabiidir, kendine biat eden, köle olan insanlar gitmiş, yerine sorgulamaya başlayanlar gelmiştir. Eski dönem özlemcileri genç Türkiye Cumhuriyetini yıkıp eski düzeni geri getirmek için az çaba sarf etmemişlerdir. ( Şeyh Said isyanları, Menemen olayları gibi) 

Ancak su yolunu bulup akmaya başlamış, Cumhuriyet yavaş ve zorda olsa kendi kuşaklarını yetiştirmeye başlamıştır. Bu durum, ümmetçileri yeni planlar yapmaya itmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün erken ölümü, daha sonra çıkan ikinci büyük savaş, ardından ülkemizin batının kuyruğuna tutunması bu kesim için bulunmaz bir nimet olmuştur. Sevr antlaşmasını hala geçerli sayan batı, küresel çetenin arzusu üzere yeni işgal modelleri ile mazlum ülkelerin üzerine gelirken bizim için uygulanan planda bu gün daha net biçimde görülmektedir. Azıcık hafızalarını zorlayanlar bileceklerdir ki, bu gün kuyruğundan sımsıkı tuttuğumuz ABD Lozan anlaşmasını kabul etmemiştir. Yani bizim toprak bütünlüğümüz falan onlar için geçersizdir. 

Allahın ipini bırakıp ABD’nin ipine sarılan din bezirgânları, dış patronlarının emir ve programları doğrultusunda, bazen işlerini doğru yapıp aferin alarak, bazen hata edip ordu eli ile tokadı yiyerek, yavaş yavaş, içten içten bu koca çınarı kemirmeye başladılar. Günümüzde durum o hale geldi ki, artık yıkılması gereken koca çınara baltalarla saldırıyorlar. 

Din bezirgânı ümmetçiler, 1950 – 2000 arası küresel çete programları ile ülkenin bütün kurumlarına sızdılar. Hiyerarşik yapısı ve dışa kapalılığı nedeni ile bir sızamadıkları ordu kalmıştı. AKP iktidarı son görevi yaparak orduyu ve yüksek yargıyı ele geçirmek için programlandı. Görev tamamlandı. Referandumda çıkan %58 ile küresel çetenin planı yerine geldi diye düşünülüyor. Bu o kadar öyle ki, iktidardakiler bile görevlerinin bittiğinin farkındalar. Çünkü olaylar onların kontrolünden de çıktı. Yoksa bir bakanın bu gün iddia ettiğini yarın kendi tekzip etmesi ne demektir. 

Ağlama sorumlusunun “gitti civan gibi delikanlı” sözlerine kendisinin deneyimleri göz önünde bulundurularak yorum yapılmalı diye düşünüyorum. 

Evet, din bezirgânı ümmetçiler son güçlerini kullanarak laik bürokrasiyi, orduyu, bütün yargıyı ele geçirmeye çalışıyorlar. Diğer kesim se var gücü ile tutunmaya çalışıyor. Yani filler tepişiyor, olan çimenlere oluyor. Bu tepişme sonucu yorgun ve yara bere içindeki filleri organizatörlerin kafeslerine sokması hiçte zor olmayacak gibi görülüyor. 

14/10/2010 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1630
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster