Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '11

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
5094
 

Francis C. Crick

Francis C. Crick
 

Francis C. Crick, DNA modeliyle birlikte


Francis Harry Compton Crick, İngiliz bilim adamı. 1916’da doğdu. 1953te James Watson ile birlikte ‘ikili sarmal’ın (double helix) yani DNA’nın yapısını ortaya koyan kişi olarak tarihe geçti. Bununla birlikte Francis Crick daha birçok alanda bilime yararlı işler yaptı. Genetik kodu keşfeden kişidir. Göz üzerinde incelemeler yapmış, hayatının sonlarında insan bilinci ve beyin üzerinde çalışmıştır. 

12 yaşına kadar bir din okuluna devam etmiş, daha sonra ailesine din okuluna devam etmek istemediğini, bilimle ilgilenmek istediğini söylemiş ve ondan sonra bilim çalışmalarına başlamıştır. Önceleri fizik üzerine, suyun akış özelliklerini inceleyen çalışmalar yapmış, 1943 yılında, dünya savaşında laboratuarına düşen bir bomba sonucu bütün bilgi birikimini ve aletlerini kaybetmiştir. 

Bu olaydan sonra her şeye sıfırdan başlayarak fizikten biyoloji dalına kaymış, biyolojinin iki çözülmemiş konusu üzerine yoğunlaşmıştır. Birincisi cansız maddelerden canlılığa geçiş nasıl olduğu, ikincisi, beynin nasıl bilinçli bir zeka ürettiğidir. Bilgi birikiminin birincisine daha yatkın olduğunun farkında olarak genç Amerikalı bilim adamı James Watson’un ABD’den İngiltere’ye gelmesiyle birlikte DNA üzerinde çalışmalara başlamıştır. Bu çalışmalarda kendilerine Rosalind Franklin isimli bir radyograf büyük yardımlarda bulunmuştur. Rosalind Franklin radyografi yoluyla, henüz moleküler yapısı çözülmemişken DNA’nın fotoğrafını çekmiştir. Francis Crick 1962’de DNA üzerindeki çalışmaları nedeniyle Maurice Wilkins ve James Watson’la birlikte fizyoloji ve tıp dalında Nobel ödülüne layık görülmüştür. Bu başarılarında Darwin’in – doğal seçilim yoluyla – evrim teorisi, Mendel’in genetik çalışmaları ve moleküler temelli gen çalışmaları yol gösterici olmuştur. 

DNA’nın moleküler ve biçimsel yapısının çözümü tam bir maceradır. Fikir şudur: Kalıtımın maddi bir temeli olmalıdır. Öyle bir makro-molekül olmalı ki, geçmişten gelen bilgileri yeni doğan canlıya aktarabilsin. Bu molekül proteinlere benziyor olmalıdır. Yapının çözülmesiyle bütün canlıların aynı yapı taşlarıyla şekillendiği ortaya çıkmıştır. Bunun öyküsü ‘İkili Sarmal’ adı altında Tübitak Yayınları’ndan Türkiye’de de yayınlanmıştır. 

Crick’in düşüncesine göre teori deneyden kaynaklanmalıdır. Bu söz hem doğrudur, hem değildir, çünkü öyle şeyler vardır ki deneyini yapmak mümkün değildir. Ama bir gerçek olarak bulunur ve bunlar önce formüllerde görünür, daha sonra pratiğe dönüşür. Örnek olarak nükleer enerjinin varlığı önce formüllerde görülmüş, daha sonra Hiroşima ve Nagazaki üzerinde pratik olarak denenmiştir. 

DNA’nın molekül yapısının ortaya çıkmasından sonra hücre mekanizmalarının çözümü doğru bir yola girerek hız kazanmıştır. Bu buluşlar din konuları üzerinde de etkili olmuştur. Crick bir gün şaka olsun diye “Hıristiyanlık yetişkin insanlarda konuşulabilir ama gençlere ve çocuklara anlatılmamalı” demiştir. Bir bilgisayarın ruhu olacak şekilde programlanabileceği olasılığını merak etmiştir. Bir bebek ne zaman ruh sahibi olur? Crick bunu madde olmayan ruhun vücut oluştuktan daha sonra vücuda girişi ve vücudun yok olduktan sonra devam edişi düşüncesi sonrası ortaya atmıştır. Crick’e göre zeka ve bilinç fiziksel beynin bir ürünüdür. Beyin milyonlarca yıl doğal yollarla evrim geçirmiştir. Okullarda doğal seçilim yoluyla evrimin anlatılması önemlidir ve dini eğitim verilmesi doğru değildir. 

1960’larda genetik kod ve kodonlar üzerine çalışmıştır. Ribozomun keşfi, tRNA, mRNA proteinin nasıl sentezlendiğinin bulunması hep bu çalışmalardan sonra olmuştur. Abiyogenez teorisi, yani proteinin bir canlı organizma ve ribozom olmaksızın kendi kendisini üretebilme olasılığı üzerine çalışmalar yapmıştır. Genetik Mühendisliğinin yolunu açmıştır. Crick bir ateist idi. Öyle olmasaydı bu konularda kolay kolay ilerleme kaydedemezdi. 

Crick 1980’lerde bu konulardan uzaklaşarak beyin üzerine araştırmalar yapmıştır. Bu konuda yaptığı tespitler şunlardır: 

Beyinle ilgili birçok izole olmuş alt disiplin vardır ve bunlar arasında ilişki yoktur. 

Birçok insan beyni kara bir kutu olarak görür. 

Bilinç, birçok bilim adamı tarafından tabu olarak görülür. 

Bu konularda yazdığı ‘Şaşırtan Varsayım’ adlı kitabı Tubitak tarafından yayınlanmıştır. Darwin Günü’nün İngiltere’de tatil günü olarak kabul edilmesi için girişimlerde bulunmuştur. Hızlı konuşan, sesli kahkaha atan, esprisi bol bir kişilik idi. 

28 Temmuz 2004’te 88 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. 

Kaynak: Wikipedi 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6015
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster