Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

21 Nisan '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
52
 

Gençler ( bizim gençliğin çocukları mı?)

Geçmişe bakıp ahkâm kesmek çok kolay ama geleceğe bakmak, bakabilmek baktıktan sonra da yön verebilmek doğruda ısrar etmek hiç de kolay değil…

Bir kere benim gibi “ununuzu eleyip eleğinizi astıysanız” hayat sahnesinin çok yerinde alışılagelmiş bir dünya klasiğinden vazgeçemiyorsunuz “bana ne…”

Bizler demokrasiye vurulan birkaç darbeyi görmüş insanlarız, özellikle 12 Eylül darbesinin ve ardından iktidara taşınan Özal dönemlerinin halka aşıladığı “tüketim” çılgınlığının vatandaşın bir kısmını özellikle de “gençleri” nasıl pasif durumlara düşürdüğünü gördük.

Bütün bunları gördükten sonra susmak doğru olmayacaktı susmadık, elimizden geldiği kadar yazdık söyledik ses çıkardık. Ancak şu gün geldiğimiz nokta çok daha beterini yaşıyor sokakta gördüğümüz her yüz kişiden neredeyse sekseni susmuş/susturulmuş vaziyette.

Yaşam biçimlerine teknolojiyi kullanma hızlarına bakınca bizim gençlerin ne Amerikan ne Alman ne de Çin Japon gençlerinden geri kalan yanları yok, görebiliyorsunuz.

Bizim zamanımızda diye başlamak bana oldum olası acı verir, her dönemi kendi şartlarında değerlendirmek gerekir, bu yazdığım da bir eleştiri değildir kısacık bir tespittir o kadar.

Bugünün çocukları hani “büyümüş de küçülmüş” diye bir tabir vardır ya aynan öyleler sanki. Zaten beden yapısı olarak da sanırım bizlerden daha uzun daha şişmanlar.

Şişmanlık denilince burada durmak lazım çünkü gençlerin arasında son derece bir “obezite” çılgınlığı var. Sokakta rastladığımız gençlerin neden bu kadar şişman olduklarına akıl sır ermiyor doğrusu. Hele ki benim Adanalı kız çocuklarının bu denli şişman oluşlarını ne ile bağdaştıracağıma ilişkin en ufak bir bilgim de yok.

Adananın muhteşem Kebabından diyeceğim ama bence değil, olsa olsa uyuma bozukluğu ve stres olabilir.

Çocuklarımız bir sınavdan diğer sınava koşan yarışı atı gibi oldular , kazansa bir türlü kazanmasalar bir türlü, anlayacağınız  “her iki ucu b.klu değnek” aslında…

Belirli yaşa geldikten sonra gençlerde garip bir durum oluşuyor.

Gençler;

-Hayata dair soru sormaktan korkar gibiler, hemen hemen hiçbir alanda soru sormuyorlar,

-Ülkede dünya da neler oluyor nereye gidiyoruz merak edeni yok.

-Gerçekleri geleceklerini ilgilendiren ne varsa onları, bilmek hatta öğrenmeye niyetli değiller

Sanki öğrenmek anlamak istemiyorlarmış gibiler.

-Ne görmüşler ne öğrenmişlerse bize yeter diyorlar bu kadar da yeter bize anlayışındalar. 

Doğduklarına bin pişman diyeceğim ama doğru bir yaklaşım olmayacak sanırım. Tuhaf değil mi? Günümüzün “gençleri”  hayret etmiyorlar, birkaç basit konu dışında hiçbir şeyi sorgulamıyorlar. Hayatı ciddiye almıyorlar, ekmek elden su gölden misali…

Sadece bizim ülkemiz gençliği değil, çığ gibi çoğalan televizyon kanallarından izlediğim kadarıyla dünya da gençler sanki klonlanmış gibiler birbirilerinin aynı olan…

Bir amacımız vardı bir isyanımız vardı gençliğimizde, eğitimsizliğin cehaletin verdiği sıkıntıların bir an evvel bertaraf edilip modern dünyaya uyum sağlamak için çırpınıp duruyorduk biz…

Şimdi “gençler” bir an evvel üniversite bitirip sıkıntıya girmeden, yaşamda zorluk çekmeden para kazanacakları bir iş sahibi olmanın peşindeler ama günümüzün iletişim çağı olduğunu unutuyorlar.

Teknolojinin sanayinin hatta tarımın bilgisayarlı sisteme girmesiyle aktif işgücüne ihtiyaç kalmaması bugün olduğu gibi yakın gelecekte de “işsizliğin” başlarına bela olacağının farkında bile değiller.

İşte asıl bu durumda seslerini çıkarmaları gereken “gençlerin” neden sessiz duyarsız ve tepkisiz kaldığını anlamakta zorlanıyorum…

Gelecek sanki benim derdimmiş onların değilmiş gibi bu satırlarda bu sitelerde ne zaman işsizliği geleceğin karanlığını dile getirmeye kalksam diyeceklerimi yazacaklarımı ağzıma tıkayıp duruyorlar “sana ne” diyerek…

Bakın sokaklara hemen her meslek sahibi, her köşe başını tutan esnaflar, hakları olmadığı halde koltuk makam sahipleri, dershaneciler, vekiller bakanlar, köy ağaları terörle beslenenler kaçakçılıkla geçinenler son derece mutlular, hal böyle de olunca “sana ne” demekte haklılar tabi…

Gençler de mutlu olmalı,  diyorum çünkü ellerindeki son model cep telefonlarıyla bütünleşmelerinden, samimiyeti içtenliği bana göre de sevgileri yok eden bilgisayarla haşır neşir oluşlarından sizleri bilmiyorum ama bunu anlıyorum ben…

Herkes ne kullanıyorsa onu kullanmak hevesindeler, ne tüketiyorlarsa onu tüketmek istiyorlar etliye sütlüye karışmıyorlar, hayret ki ne hayret sanki hayalleri bile aynı neredeyse…

Bizden daha mı kötüler? Hayır, asla değil ama bizden gerçekten çok farkılar çok…

Asıl tuhaf olan nedir biliyor musunuz? Bizim dönemimizin ana babalarından doğan çocuklar neden bu kadar duyarsız tepkisiz çocuklar oldular, onu anlayan varsa beri gelsin…

Bir başka tuhaf durum ise bugünün siyasetçilerinin “gençlerin” bu durumunu tepe tepe kullanmaları, meydanı boş bularak diledikleri gibi hareket etmeleri, keyiflerine göre memleket yönetmeleri…

Bence bugünün siyaset arenasında hasbelkader yer bulanların hemen hepsi bunun kıymetini bilsinler çünkü böyle bir durum sadece ülkemizde değil dünya da bin yılda bir yaşanır.

Yine de, ben ülkemizin ve geleceğimizin güzelliğinin mutluluğunun ve huzurunun hem “gençlerin” hem de “kadınlarımızın” elinde olduğuna inanıyor ve onlara güveniyorum…

Erdoğan ÖZGENÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 419
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster