Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '09

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1276
 

Gençlerin günlüğü

Gençlerin günlüğü
 

Her sabah deja-vu yaşayarak işe geliyorum. Okula giden liseli gençlerin yanından geçerken hep aynı konuyu konuştuklarını duymak bana çok garip geliyor. Hala alışamadım. Aslına bakarsanız dönemsel olarak bu konuları konuşmalarının normal olduğunun da farkındayım. Ama yine de alışamadım…

En azından bir iki kez başka bir konuya denk gelsem burada bunları yazma ihtiyacı da duymayacağım. Belki ben abartıyorumdur. Buradaki yorumlarla bende bunu görmüş olacağım. Her sabah gençlerin yanından geçerken; “Ahmet, Ayşe’yi gerçekten sevmiyormuş biliyor musunuz?” veya “Hasan senden intikam almak için Fulya ile çıkıyor” gibi konuşmalar duyuyorum. Bazen de; “Akşam bana şöyle şöyle bir mesaj çekti, ben de ona şöyle şöyle yazdım” gibi konuşmalar.

Bu kadar sığlaşma açıkçası korkutucu bir durum diye düşünüyorum. Liseli gençler dönem olarak ergenlik dönemindedirler. Ergenlik dönemi bir buhran dönemidir. Çocukluktan yetişkinliğe geçilen, üreme özelliği kazanılan, hırçınlığın görüldüğü, gencin sürekli bir arayışın görüldüğü bir dönemdir. Genç kendisini özdeşleştireceği bir unsur arayışı içerisindedir. Bu arayış, onun evdeki yaşantısıyla oldukça yakından ilişkilidir.

Ergenliğin başlamasıyla beraber cinsellik ve karşı cinse karşı da bir tepki gelişmesi mümkündür. Cinselliği iğrenç ve utanılacak bir unsur gibi görmeyle beraber, ilgi duyma ve deneme fikri de oluşabilir. Bütün bunlar; yaşantı, kalıtsallık ve aile ekseninde oluşur. Demek ki giderek karşı cinse karşı özendirici bir ortam oluşmaya başlıyor. Televizyon dizilerine bakıyoruz diz üstü (hem de mini sayılacak diz üstü) etek giyen liseli genç kızlar sürekli aileleri ve erkeklerle uğraşıyorlar. Erkeklerde aynı şekilde, kravatları hep bir kavgadan çıkmış gibi duruyor ve aileleri ve kızlarla uğraşıyorlar. Problemli bir gençlik.

İlginçtir bakın Hababam Sınıfı’nda çok daha sağlıklı bir gençlik profili işleniyordu. Orada da vardı karşı cins, haylazlık vs. ama mizah kültürü olan ve yeri geldiğinde toplumsal konularda duyarlı olmayı başarabilen bir gençlik modeli vardı.

Günümüz dizilerinde ise sadece iki konuya odaklanıyor. Karşı cins ve ailesi. Aileye baktığınızda da problemli bir aile görülüyor. Bütün bunlar gençlerin duygusal yapısını etkileyen unsurlar. Aile tutumları yine çok önem kazanıyor. Ergenlik dönemi hakkında iyi bir donanıma sahip olmaları gerekiyor. Ergene karşı anlayışlı ama duyarsız kalmamaları gerekiyor. Onunla ilgili konuşurken olumlu yönlerine atıfta bulunarak konuşulmalı. Cinsel konularda hemcins ebeveyn bilgi vermeli eğer veremiyorsa sağlıklı kitaplardan öğrenmesini sağlaması lazım.

Ergene suçluluk hissi uyandıracak sözlerden kaçınmalı. Senin daha yaşın kaç, bu işlerle uğraşıyorsun gibi. Eğer onunla yeri geldiğinde arkadaş olmayı başarabiliyorsanız o size duygusal ilişkilerini anlatacaklardır.

Çocuklarınıza bazı hassasiyetleri kazandırabilmek gerekiyor. Hayatı iki üç konu etrafında algılamaları amaçsızlık oluşmasına sebep olacaktır. Örneğin, ulusal ve insani değerler gibi. Ancak bütün bunları yaparken onlara olumlu örnek olmayı ihmal etmeyin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 2052
Kayıt tarihi
: 07.11.07
 
 

Psikolojik Danışmanım, iki tane dünya tatlısı çocuğum var. Fanatik Beşiktaşlıyım... Psikolojiye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster