Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
661
 

Gerçek aşk bu...(1)

Gerçek aşk bu...(1)
 

''Hiç birşey değilde, imkansızlığı bile hatta, bana inanmayışı acıtıyordu içimi'' diyerek sessizliğe kağıt kesiği bir çizik atmıştı. Hani şu görünüşte pek belli olmayan ama bütün canını parmağında toplayan o kesiklerden.

''Hava soğuk içeri girelim' 'dedim. ''Otur'' dedi ''Kalbim taşlaşsın (donsun)''. Anlamadım, baktım yüzüne. Bir hüzün kapladı gök yüzünü. Yüzünü göğe çevirmişti çünkü. Yağmur başladı o an. Göz yaşını sildi belli belirsiz. O hıçkırdı, gök gürledi derken vapur karşıya geçti. Sustum konuşamaz oldum, anlamaya çalıştım ama anlayamadım bu çaresiz duruşun sebebini. Anlatmıyorduda üstelik.

Dedim ''Aşk acısı herhalde'' içimden.

''İnanmıyor ki'' dedi.

''Neye?''dedim.

''Hiç birşey değilde, imkansızlığı bile hatta, bana inanmayışı acıtıyor içimi'' dedi.

''Başa döndük'' dedim içimden. ''İnandırmaya çalışma o zaman'' dedim gayrî ihtiyari.

Durdu..

İki adım attım bende durdum. Başımı çevirdim. ''Ne oldu? Hadi gelsene'' dedim, kızgın bakışlarından gözümü kaçırarak.

''Sakın''dedi''. Sakın bir daha..! ''ve sustu. Yürüdük epeyce sessiz ellerimiz cebimizde. Güneş çekilmeye başlamıştı yavaş yavaş.''Günahın perdesi aralanıyor'' yine dedim içimden. Her gece derdim bunu hafif sesli mırıldanarak ama bu akşam içimden söyledim. Deniz kenarında gözden uzak bir kenara oturdu avare avare dolaşırken ikimiz. Sanırım bana kızgın diye düşündüm içimden. Kızgındı evet ama gözlerime bakmamazlık etmiyordu. Bende anlam verememekten kaynaklandığını düşündüğüm şapşallıkla karışık bir ifadeyle gözlerinde aldım soluğu. Düşünsemde bulamıyor, düşünsemde konuşulamıyordu zaten. Keskin dili dudakları arasından belirince, kağıt kesiği ellerimin üzerine diktim gözlerimi, başım yerde...

''Sen bilmezssin'' diye başladı.

Sen bilmezssin

Bir solukta aldığım yanında olma kararına müteakip hızlı toparlanışları

derin nefes verişleriyle ertelediğimi kaç gece.

Dağ gibidir ayağa kalkışın o an

Yere göğe sığdıramazssın içindeki coşkuyu

.

Yerine oturduğun an çaresizce

Ayağa kalktığın an ki poponla koltuk arasındaki mesafede

hayata dair incecik bir çizgiyi deler geçersin.

Hevesli genç popon koltuğa yanaşırken

ruhun yaşlanmıştır bile.

Yine az gelir aldığın nefes ama ölmezssin...dedi.

Şehir sustu, zaman durdu o an..

İkimizde sustuk denize nazır hüznün sakinliğinde. Ev sahipliğinden yorgun bedenime Almanya'da yaşayan kız kardeşin kesin dönüşü misali girmişti bu hüzün. Sana ait ama sen gibi olmayan.Bir nüfus birlikteliği, kalabalıktan başka kalbinde yer kaplamayan.

''Ona kızıyor musun''dedim başımı yerden kaldırmadan.

Güldü;ama bu gülüş sırıtık bir ifade değildi klavyede tanımlanmamış hala ve eksikliğinden muzdarip. Acı bir tebessümle güldü geçti. Yine cevapsız kalmıştım ama gece uzundu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 12936
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

26 yaşındayım. İzmir'de nefes al(r)ıyorum. Yaşarken yazamadığım için, yazarken yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster