Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
495
 

Gerçek duygular sarmalı!

Gerçek duygular sarmalı!
 

Hayatın garip mi garip olduğu konusunda hem fikirim. Belki de değişebilmek için sürekli cesaretli kararlar alıp hayatı alt-üst etmek, gereksiz de olabilir!

Olmayan bir kadını varlığından fazla önemsemek, ne kadar gereksiz değil mi?

Yemek yediğimiz zaman, doygunluk hissinin önüne çıkan sıkkınlık hissi, problemler yaşıyor olduğumuzun göstergesi değilse nedir?

Kesinlikle öyledir!

Birçok imtihanla beraber hayatın içine farklı-farklı dalmayı öğrendim. Bazen basit bir sünger avcısı kadar tedbirsiz ve cesaretli olabiliyorum. Bazen de tam tersine şnorkelli ve zıpkınlı bir balıkadama dönüşebiliyorum.

Geçmişe baktığımda üzülerek görüyorum ki ailem yüksek öğrenim okumak hariç herhangi bir yeteneğim konusunda bana destek vermemiş. Oysa amcam Türkiye’nin en büyük trompetçilerinden birisi olmasına karşın yeteneklerim göz ardı edilerek sadece okumak üzere programlanmışım. Ve yeteneklerimin hepsi çöpe atılmış!

Oysa Tan Yücel ve ben üniversitede okurken en yetenekli çizerlerdendik! Tan devam etti ama ben çizmeyi ve boyamayı bıraktım hem de 21 yaşında!

Niye mi bıraktım?

Babam bir taşınma esnasında o güne kadar üretmiş olduğum tüm arşivi çöpe attı da ondan! Emeklerim çöp oldular!

Yokluk ve parasızlık yüzünden ve en çok da enayilikten, üniversite kitaplarımı kendi hesabımdan satın alabilmek üzere 300 kitaplık  “Conan- The Barbarian” çizgi roman koleksiyonumu sattığıma inanamıyorum! Bugün paha biçilmez bir koleksiyon o! O gün bile çok para etmişti!

Evet, gariptir hayat! Bazen hatalar yapıp onları doğrular olarak kabul edip marifetmiş gibi yıllar yılı anlatırız. Benim yıllarca yaptığım gibi!

Senelerce çocuk olmama rağmen büyük hayatı yaşamak kadar acınası bir durum içinde var olurken ben aksine ona buna ballandıra-ballandıra anlatmışım bu durumu, “ben olgunum” diye!

Pes ki vallahi pes!

Ben hayatım boyunca hiç ama hiç şımartılmadım! Ne yaparsam yapayım, ne dersem edeyim, başarının ne gibi ayrıcalık yarattığı konusunda en ufak bir fikrim yok!

Evet, yuh artık! Boşuna demiyorlar kırkından sonra cozuttu diye!

Evet, daha yeni fark ediyorum ki ben bir yaşayan robotmuşum, daha doğrusu android! İnsan görünümlü bir başarıcı robot!

Karımın bana “duygusuzsun sen” söyleminin altında yatan sebep gerçekten bu olsa gerek!

İnsan duygularını yaşadığı hayatı yaşamalı yoksa yazdığı yazılarla yaşamadığı ama anlattığı duyguların arkasına gizlenmemeli! İşte tam da bu yüzden ben bir yazar olamam! Tıpkı yazdığı gibi yaşamalı insan, tıpkı olduğu gibi!

Evet, biliyorum, çok da kolay değil anlattıklarım ama insan bilinç düzeyinde her şeyi yapabilme hak ve hürriyetine sahiptir!

Özcesi sen her zaman sen olma özgülüğüne sahipsin; yoksa değil misin?

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Belki de 40 en güzel yaşlardandır. Yazarların büyük bölümünün yaşadıklarını yazdıklarını sanmıyorum. Yaşamak isteyip yaşayamadıklarını da yazıyorlar. Sanatçılar da öyle gördüğüm birkaç kişi beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Demekki dedikleri ile yaptıkları farklı demiştim. Aklıma getirttin :) Yazmaya devam bu da kendimizi şımartmanın bir yolu değil mi :) selamlarımla kendimizi şımartmaya devam :)

Tülay EKER 
 03.01.2015 10:34
Cevap :
Evet, yazdığımız her cümle bizi biraz daha normalleştiriyor ve şımartıyor. Hele sen böyle yorumları direkt yaptığın zaman her şey daha kolay oluyor. Gerçekten keyfim sonsuz yerinde. Senin yorumlarında daha çok susmayı ve seni bir öğrencinmiş gibi dinlemeyi tercih ediyorum. Yaşamadığım her şey sen de var gibi! Sanki hayatımı tamlar gibisin! Çok teşekkür ederim... Sevgiler  04.01.2015 7:31
 

Hayat mı garip yoksa garip olan biz miyiz? Bence bizler yalpalarken doğru tüketemiyoruz zamanı. Bir garip görünüyor akış! Hep doktor olmak istemiştim, mühendis buldum kendimi:( Yöneticiliğim daha iyidir mühendisliğimden! Fotoğrafçılığım da daha iyidir ve sıkı org çalarım! MB Orkestrası kurarsak, varım! Vardır babalarda hafiften bir kıskançlık oğula karşı ve tabii ki rekabet güdüsü! Benim “önemli”lerim onun “önemsiz”leriydi hep! Şımartılmak ne kelime, 9 aldığım için dayak yerdim:( Kendi oğlumu öyle yetiştirmedim. Ne parmağımın ucu dokunmuştur ne de sesim yükselmiştir ve o da hep başarılı olmuştur. Yapılamayanların bir gün yapılması normaldir. Ellili yaşlarında daha bir farklı olursun. Duygusallık artar, robotluk biter! Yeniden keşfedilmeye hazırsındır. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 03.01.2015 7:18
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Hayatı bana kolaylaştırıyorsunuz. Hep söylediğim gibi devrim çocukları olarak fazlaca duygusal yetiştirildiğimiz söylenemez. Ben bunun sadece benim sorunum olduğunu zannediyordum ama tüm devrim çocuklarında benzer arızalar var. Bolcana hırs, biraz şiddet ve başarma mecburiyeti! belki de haklılar başka türlü adam olma şansımız da yoktur. hayata hiçbir imtiyazı olmadan gelmek gerçekten kolay iş değildir. Şayet okumasaydım bu kadar çok kapı açılabilir miydi? Bu bilinçle ve mutlulukla yaşayabilir miydim? Yüksek öğrenim bana özgürlüğümü geri verdi ama, ama her konuda! Kalan eksiklerimi de kendim başarabilirim. Annemi ve babamı çok seviyorum. Bana her şeyden evvel yaşama şansı tanıdılar ve bu bile yeter! Yaşamak ise benim işim ve ben bunu iyi becerdiğimi düşünüyorum. Sağ olun, var olun...  04.01.2015 7:28
 

Hangimiz yeteneklerimiz konusunda yüreklendirildik ki ?! Ama inanın geçte olsa su yolunu buluyor. Sizin yazma hususunda derin bir yeteneğiniz var fakat bundan önemlisi doğal olmak hususunda bir yeteneğiniz var ki,bence bu hepsinden anlamlı. Size ve sizin bu şekilde yetişmenizde emeği yadsınamayacak kıymetli ailenize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum...

SAYHAN 
 02.01.2015 21:27
Cevap :
Evet, Türkiyemde sistem bir yerlere getiremiyor. Ben de aynı şeyi söylüyorum; kişi kendi veya şansla bir yerlere gelirse geliyor. Amcam ortaokulda Bando okuluna katılmasa bugünkü adam olmayacak. Çok şükür ki aç değil açık değiliz, resme yeniden başlayacak yaşlara yavaş yavaş geliyoruz. İş hayatındaki o hızlı son on senem sonra her bir yeteneğimle tek-tek ilgileneceğim. Bakın çocuklarıma devretmeden hayallerimi kendim sahipleniyorum. Sizin reel bir kişi olduğunuz konusunda hiç şüphem yok. Çok isterseniz bir gün yazar olabilirisiniz. Ben tam 22 yaşında mutsuzluktan öldüğüm bir anda kendime söz vermiştim ve bir gün gerçek bir aşk romanı yazacağım demiştim ve o aşk romanını yazmayı başardım. Halen bir roman daha yazacağım: AŞK ve (C)ESARET ama her gün 8 saat yazacak kadar zamanım olmalı çünkü tahmini sayfa sayısı 900. Benim romanım cücük gibi kaldı, özellikle yan karakterler yüzünden! Çünkü onları işleyecek zaman bulamadım! Neyse çenemi açtınız yine... Teşekkür ederim...  04.01.2015 7:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1644
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 287
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster