Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '16

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
145
 

Geziyorum... Kazdağları, Altınoluk, Avcılar

Geziyorum... Kazdağları, Altınoluk, Avcılar
 

objektifimden...


Hazanı yaşamak var ya hüzün yüklenip de çıkmak dağların zirvelerine. Kızıllar, yeşiller, sarılar arasında.

Bir bulut olmak Gökyüzünde gri ve beyaz ya da sararmış bir yaprak, ağaç dibinde.

Yürüyorum. Yürüyorum. Yürüyorum…

Alabildiğine dik yokuşlarda, yol taşlı çakıllı ve zorlu. Yolun sağında, solunda, yanında ardında her bir yakasında zeytin ağaçları. Yemyeşil yapraklarının arasında yeşil, alaca ya da kararan meyveleri zeytinleri seyrede seyrede.

Fakir toprakların zengin ağacı diye nitelendirilen zeytin… Taşlı, çakıllı, kayalık, dik ve kıraç toprakların hazinesi zeytin. Belki en genci 80 belki 120 yaşında. Biraz dikkatli bakarsanız 300-400 yıllık ağaçlar da var aralarında. Anıt ağaç olma yolunda her biri.  Yüzyıllara meydan okuyan gövdeleri ve o gövdelerden yeşeren gencecik dalları. Dallarının üstünde binlerce zeytin… Hasata hazır…

Oksijen deposu, Homeros’un ilyada Destanında  ‘’Bin Pınar İda’’ diye adlandırdığı İDA dağının, şimdiki adı ile Kaz Dağlarının eteklerindeyim.

Ve… Bu yolculuk hiç bitmesin dileğindeyim…

Yol boyunca, zirveye doğru ilerledikçe, tüm ağırlıkları attım üzerimden. Nelerle karşılaşacağım diye merak içerisindeyim.

Ruhum gezgin. Ruhum Özgür.

Metrelerce derinlikteki Şahin Deresi Kanyonu’nu seyrede seyrede tavşankanı, sıcacık bir çay eşliğinde mola; Avcılar Köyündeyim.

Kanyonda 7 tane gölet varmış da yukarıdan görmek olanaksız. Erişmek desen belki de imkânsız.

‘’Neden Altınoluk?’’ dedim, köy sakinlerine.

‘’Dön bir bak, alabildiğine mavidir Ege denizi. Işıltısı yansır Kaz dağlarının tepelerine. Güneş’in altın ışıkları oluk oluk süzülür, devasa çamların yaprakları arasından yüreğine yüreğine.’’

Aklım karıştı, anlatılan hikâyelerle, efsanelerle.

‘’Sarı kız’’ geldi mesela gözümün önüne.

Sonra aşkı uğruna gölette boğulan Hasan!

Güzellik yarışmasında, güzelliği tescillenen Afrodit… Daha neler neler.

Sabredin biraz, her birini anlatacağım sizlere.

Duyanlar, bilenler anlatsınlar diye bilmeyenlere.

Çok uzun yıllar boyu Türkmenler ve Yörüklerle beraber yaşamış Rumlar da Avcılar köyünde. Cumhuriyet döneminde Rumlar ile muhacirler yer değiştirmişler mübadele neticesinde.

Avcılar köyü sakinleri ‘’Yine gel, mahalli yemeklerimiz kıstırma, Üçkardeş ve gözlemenin nefasetini sunalım sana’’ dediler.

Antandros’un tarihi kalıntıları, Şahin Deresi Kanyonu’nun üstünde Şahin Tepe’de kurulan antik şehrin ve kale temellerini seyrede seyrede, Dedepınar’ından akan pınar suyunu içip, yolculuğa devam Dünya’nın 2. Oksijen deposu özelliğini taşıyan ormanın içinde. Bol oksijeni içime çeke çeke.

Yol aldım, Edremit Körfezi’nin bütünüyle tüm güzelliğini seyretmeye, daha daha da yükseklere.

Biter mi bu yolculuk yürüye yürüye?

İçimde bir his ‘’ Ne olur bitmesin’’ diye diye.

Sarıldım hazana, sararan yapraklara, yeşilin bin bir tonuna, kızıla ve tüm duygulara.

Ay buluta girende,

Dönüş vakti gelende…

Bir daha ki sefere sizler de gelin benimle birlikte.

Tarihe, geçmişe, mitolojiye, ülkemin birlikte yaşayan, nefes alan insan mozaiğine, günümüze, cennet köşelere selam ede ede…

Ne dersiniz?

Sevgilerimle…

Ay Şen

Mustafa Atilla, Çiğdem Timur bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okuyunca anladım. Bedeni özgür gezenin ruhu da bilgeleşiyor. Farklı çevreler ve farklı insanlarla tanıştıkça hayatı daha bağışlar biçimde yaşamaya başlayacağım hissine kapıldım. Belki de sadece bir özlem duyusudur.

Muharrem Soyek 
 20.11.2016 13:25
Cevap :
Değerli arkadaşım, bir gün düşündüm ki! Hep dileklerimizi, hayallerimizi ya da kurduğumuz düşlerin gerçekleşmesini hep yarına bırakıyoruz.''Şu işi de halledeyim, aman bu da geçsin'' derken, ömür geçti gitti gidiyor. Kendi kendime sordum. ''Ne istiyorsun?'' Hep deniz kıyısında ya da denize bakan bir yamaçta yaşamayı düşlüyordum ki ''O''düşü gerçekleştirmemin zamanının geldiğine karar verdim ve Kaz Dağlarının eteklerinde bir yere yerleştim.Daha önceleri de gezip gördüğüm yerleri fotoğraflayıp yazıyordum, bu kez şimdi yaşadığım bölgeyi gezip fotoğraflayıp, yazıyorum. Ülkemizin öyle güzel cennet köşeleri var ki bilmeyenlere, görmek isteyip de görme fırsatı olamayanlara bir nebze katkıda bulunabiliyor isem, ya da gönüllerinde yaşatabiliyorsam eğer ne mutlu bana.Değerli yorumunuza teşekkür ve selamlarımı sunuyorum size. Sağlıkla kalınız her daim.  21.11.2016 20:32
 

Son cümlenizdeki selam, hepimizin birbirimize ve bu cennet vatanımıza selamımız olsun. Alınmış, kabul edilmiş olsun. Dört mevsimiyle, bolluk bereket dolu topraklarıyla, zengin tarihi, her dinden, her kökenden insanlarının oluşturduğu çok yönlü kültürüyle gerçekten de bize bu dünyanın cenneti nasip edilmiş. Dünya medeniyeti ve barış, kardeşlik için çok özel bir yeri ve anlamı var bu ülkenin ve bu milletin. En kısa zamanda her ferdinin kavraması dileğiyle...Sevgi ve selamlarımla Ayşen hanım...

Çiğdem Timur 
 31.10.2016 13:25
Cevap :
Değerli arkadaşım, Çiğdem kardeşim sayfama hoş geldiniz. Ülkemiz bir cennet, her köşesi ile. Doyumsuz güzelliklerle bezeli. İnsanlarımız desen keza iyi ve iyilik sever. Ayırt etmeden yaşamışlar yıllar boyu. Birbirlerini ötekileştirmeden, sevgi ve saygı içerisinde. Birlik olmanın tam zamanındayız şimdi. Ülkemizin üstünde oynanmaya çalışılan bin bir senaryoya karşın. Sevgilerimi sunuyor, yorumunuza teşekkür ediyorum.  31.10.2016 20:16
 

Kaz dağı denince aklıma hep zavallı tanrıların tanrısı Zeus gelir. Rivayete göre cadılar cadısı Hera Kazdağında bir ağacın altında koskoca tanrı Zeus'u çileden çıkarırmış da bir Allah'ın kulu yetişip "dur kadın ne yaparsın koca tanrıya" demeye cesaret edemezmiş. Elinize sağlık, artık hiç gezmiyorum diye hayıflanmayacağım, yazılarınızı takip etsem yetecek de artacak bile. Selamlar

Mustafa Atilla 
 31.10.2016 13:24
Cevap :
Tanrıların tanrısı Zeus'u kandırmış Hera, Afroditten aldığı kurdela şeklindeki iç çamaşırı ile de cezbedip uyutmuş. O esnada Troia savaşlarının seyrini değiştirmiş. Zeus uyandığında ''Düzen kurdun uslanmaz Hera,Hektor'u, orduları bozguna uğrattın bunun cezasını ödeyeceksin''demiş.Kadının fendi daha o zamanlarda bile tanrı dahi olsa erkeği dize getirmiş :) Neyse ki Mit hikayeleri bunlar arkadaşım. Ben bu ''Geziyorum... yazı dizisini epey zamandır yazıyorum. Nasip olursa kitaplaştırmayı düşünüyorum.Yorumunuza teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.  31.10.2016 20:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 525
Toplam yorum
: 2813
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1159
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster