Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '16

 
Kategori
Mavi Yolculuk
Okunma Sayısı
46
 

Geziyorum

Geziyorum
 

Geçtiğimiz hafta içerisinde Fransa, İspanya ve İtalyaya'yı da içine alan 8 günlük bir gezi yaptık aile ve dostlarımızla, bu gezi Avrupa’ya çıktığım dördüncü gezi oldu. Tabii ki amacımız dinlenme, gezme ve görme amaçlı olsa da eğitimci kimliğimiz ile daha farklı eleştirisel ve kıyaslama, sorgulama içerisinde olmanız kaçınılmaz oluyor. Öncelikle onca yıl okuduğunuz yabancı dille derdinizi dahi anlatamamanız sonucunda gördüğünüz yabancı dil eğitimini sorgulayıp, ezikliğini, eksikliğini yaşıyorsunuz. Gördüğünüz eğitimin size kazandırdığı öz güveni sorguluyorsunuz. Onca yıl okuduğunuz tarih kitaplarından aklınızda bir şey olmadığını görünce, ezberci eğitim sistemini ve öğretilen gereksiz bilgileri sorguluyorsunuz.

Gezi başlamadan önce gezilecek yerler ile ilgili bilgili olmak, inceleme ve araştırmaları okumak önemli bir avantaj kazandırıyor. Öncelikle öğrenmeyi kolaylaştırıyor ve ekonomik olarak daha fazla ücret ödememeniz gereken noktaları yakalama imkânına kavuşuyorsunuz. Geziler merak ve ilgi yeteneğinizin gelişmesine katkı sunduğundan, öğrenme kolaylığı da sağlıyor aynı zamanda. İnsanın yaşama duygusunu da artırıyor ve hayata bağlanmanızı sağlıyor, yaşamı anlamlı kılıyor. Kaliteli yaşamı öğreniyor, çalışma duygunuz artıyor.

Gezimizin ikinci ayağı gemi seyahati ile yapıldığından öncelikle geminin yapımındaki mühendislik düşüncesi sizi birçok yorumu yapmaya götürüyor, bin dokuz yüz personelin, beş bin kişiye hizmet verdiği bir alanın yapılandırılması ve çekicilik, burada birçok şeyi sorgulamak lazım, ihtiyaçların kusursuz giderilmesi, oradaki yaşamı ve akışkanlığı kolaylaştırmak için yapılan çalışma ve çalışanların sadece işlerine konsantre olmaları hiçbir şeyle ilgilenmemeleri, işini bitiren personelin ortamda bulunmaması, iç denetim ve disiplin, verilen eğitimin, kurumsal bir yapılaşmanın nereye vardığını size gösteriyor ve sizi cezbediyor. Size sağladığı bu imkânları kara dönüştürme yeteneği de ayrı bir çalışma konusu olsa gerek. Beş bin kişinin tatilini yaptığı yerde iki üç yaşından ve her yaşta, az beş milletten insanın görmek mümkün, elli civarında Türk ün olduğu yolculukta, şunu sorgulamaktan kendimi alamadım, bu çocukların okulları yok mu, bu çocuklar niçin bağırmazlar, ağlamazlar, koşmazlar, gürültü yapmazlar. Bulundukları yerlere, eşyalara niçin zarar vermezler, eşyalarla oynamazlar dedim kendi kendime ve aldıkları eğitim geldi aklıma. Gemideki bin beş yüz kişilik tiyatro salonu ve sahnesi yaşadığım büyük şehirde bile olmaması beni düşündürdü. Burada gördüğüm olumsuzluk, bu salona ulaşmanın tek yolunun kumarhane içinden geçiliyor olması, çocukların eğitimi ve insanları buraya cezp etme yönünde bir tuzak olarak düşünülmesi hoşuma gitmedi. Ayrıca onca güzel gösteriler arasında çocukların olduğu bu alanda kumarhane reklamı yapılması, kumar masaları önüne çekici küçük yaş gurubundaki kızları çalıştırmaları beni olumsuz etkiledi. Lokantada ve asansörde herkesin birbirine selam vermesi aslında bizim eski kültürümüzde var olan şehirleşme ve apartman yaşantısına geçilmesiyle yok olan bir kültürümüz olduğu aklıma geldi. Gezdiğim şehirlerde öne çıkan düşüncelerim, insan hayatını kolaylaştırmak için her çabanın gösterildiği düşüncesiydi. Özgüven kültürünün kazanılması için çaba sarf edildiği, bunu da yolunun eğitimde geçtiği gerçeği aklıma geldi. Dört (T) dediğim, tarih, tabiat(doğa), temizlik, tertip, öncelikleri olduğunu her alanda görüyor, adeta yaşanmış tarihi hissediyorsunuz ve korudukları tarihlerini pazarlıyorlar, tabiatlarına sahip çıktıklarını görüyorsunuz, deniz kıyılarının herkesin alanı olduğunu size hissettiriyorlar.

Gördüklerimizin içinde olumsuzluklar var mıdır? Tabii ki vardır, burada ana temanın, genel anlayışın ne olduğunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bazen böyle yerlerden benim ülkemde onlarcası var dediğimde oldu ve sonra ister istemez öncesini ve sonrasını sorguluyorsunuz. İşin bir başka yanı ve sonuç olarak, Öyle zamanlar olur ki; nereye gittiğin önemini yitirir. Çünkü asıl önemli olan, yanında kiminle gittiğindir diyor Tolstoy.

Ayhan ŞİMŞEK/Eğitim yöneticisi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 358
Kayıt tarihi
: 09.05.16
 
 

Eğitim ensitüsünü bitirdim, Fen bilgisi öğretmenliği yaptım, Türkiyenin bir çok yerinde ve okulun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster