Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '10

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
736
 

Gheorghe Hagi ile Gelen Değişikliği Nasıl Yorumlamak Gerekir?

Gheorghe Hagi ile Gelen Değişikliği Nasıl Yorumlamak Gerekir?
 



İşlerin iyi gitmediği zamanlarda, sorumluluk alanların, yerlerini başkalarına bırakmalarında bir yarar olduğu düşünülür. Bu bakımdan, bir canlılık yaratmak için, “kan değişimi”ne gitme düşüncesi ağır basar.

“Kan değişimi”, bir bakıma, işe “dört elle sarılma”yı sağlar; o işi ilk kez yapıyormuş havası yaratır. Bu hava ile, dışa yansıyan “olumsuzluk”, “bıkkınlık”, “adam sendecilik” yerini, işe “dört elle sarılma”ya bırakır.

Bakarsınız, değişen bir iki kişidir, ama ötekilerin üzerinden “ölü toprağı” kalmış gibidir. Değişiklik, kendini hemen hissettirir. Bu hissettirme de, derinliğine düşünmeyi sevenlerde, ister istemez, kuşku uyandırır.

Sorular, birbirini izler:

Ne oldu da, böyle oldu?

Bunların akılları daha önce neredeydi?

Görevlerini aksatmalarının gizli bir nedeni olmasa böyle davranırlar mıydı?

Bunları bu yola iten nedenler, bunlara arka çıkanlar kimlerdir?

Sorulardan sonra, bunları yorumlamaya gelir sıra:

Demek ki, başka şeylerle örttükleri gizli bir niyetleri var.

Demek ki, gizli bir işbirliği içindeler!

Bir insanın, sorumluluğu sorumsuzluğa dönüştürmesinin mutlaka bir nedeni olmalı!

Böyle yapan/lar, kendi sorumsuzluklarını, çaresizliklerini başkalarının sırtına yüklediklerine göre, bu, bir “alışkanlık”tır!

Bu “alışkanlık”ın kökeninde “kişisel çıkar” vardır; aslında bu, “çevreye zarar vermek"le eşdeğerdir. Onun için bunu gözden kaçırmamak gerekir.

“Çevreye zarar verme”
ler sorgulanmadığında, kuşkusuz, bu gibi durumlar daha çok yaşanır.

Değişiklikle gelen düzelmeye, bu, her şeyin üzerine sünger çekmeyi gerektiriyor görünse de, aldanmamak gerekir.

*****

Bu kadar “kelam”ı, Hagi’nin Galatasaray’ın başına gelmesi, dün Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde Galatasaraylı futbolcuların “iştahlı” oyunu üzerine düşündüm.

Kadıköy’de alınan bir 0-0‘lık beraberliğin, elde edilen başarının, bir kendine gelme olarak, önümüzdeki haftalara yayılması durumunda, Galatasaray’ın düze çıkacağını söyleyebiliriz.

Yoksa, futbolcuların “bir atımlık barut”u vardı, o da Kadıköy’de kullanıldığı, denir.

Ülkemizde, teknik direktör değişikliğin getirdiği havanın, olumlu bir hava olarak “ilk maça” yansıdığı çok görülmüştür.

Dün Galatasaray’da da bunu gördük.

Futbolseverlerin, hakem/leri bir yana atalım, güzel bir maç izlediklerini söyleyebiliriz.

Ancak, beni, futbolun güzelliğinden, alınan sonuçtan çok, bir hastalık durumuna gelen “Bu teknik direktör gitsin!” havasının futbol takımlarına egemen olması, futbolcuların başrol oyunculuğuna soyunması ya da onlara öyle bir görev yüklenmesidir.

Bu, sadece, Rijkaard’ın gitmesi Hagi’nin gelmesiyle ilgili değildir.

Bu, bütün takımlara, özellikle de “büyükler”e musallat olmuş bir hastalıktır!

Biz, bu filmi daha çok göreceğiz!

Filmi izleyenler, deyiş yerindeyse “figüran” konumundaki futbol izleyicisi, değişikliklerin getirdiği olumlu havası ile, sürekli avutulacak, hep bir beklenti içinde bakacaklar futbol takımlarına.

Bu, dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak!

Bakmayın, Aziz Nesin'in bir kitabına “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” başlığını koymasını, halkımızın “Böyle gelmiş böyle gider” deyişi, futbol dünyasında da, eskimez!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dünkü küçük sevinçlerden sonra . Turgut Beyin futbol yazısı okunur dedim. Haklısınız. Çevreye zarar vermek ve birilerinin sırtından yükselmek diye de bi katkı yapsam uyar mı? . Özellikle kimseyi işaret etmiyorum ama genelde yaygın olan bu coğrafyada. Futbolu, eğitimi, okulu ne varsa içinde...Bir de başarısızlıklara hemen ilgili ilgisiz bahaneler bulmak ve son yıllarda bu konuda son derce ürkütücü örnekleri de sus pus yaşamaktayız. Yani sahte gerekçelerle yaratılan linçler mi desem.... Az daha küçük sevinçler büyük yergilere dönüşüyordu. GS liler olarak biraz da sevinelim bu yıl. Bari noktayı koyayım. selam ve saygılar.

Ezgi Umut 
 25.10.2010 20:40
Cevap :
Ezgi Hanım... Olumsuzlukların yaşandığı, umutsuzluğu arttığı bir dönemde, Galatasaray'ın Fenerbahçe'yle berabere kalması, kötü bir sonuç değil. Futbolcuların sevinmelerini çok olağan karşılıyorum. Yazımda karşı çıktığım "yön"e, geniş bir açıdan bakarak değerlendirme yaptığınız için de size teşekkür ederim. "Küçük sevinçler", "büyük sevinçler"in habercisi olsun, sadece futbolda değil, toplumun her kesiminde. Saygılar, selamlar.  26.10.2010 9:40
 

Şimdi baktığınız zaman aykut kocaman yanlış kadro çıkarmış. Brezilyalılar daha önce derbilerde iyi oynamış. Bunlarsız maça çıkılmaz. Maç başladığında Gs atakları vardı. Sonun da gs 3lü çekti beraberliğe. Gs'de bir kan değişikliği yoktu. Değişiklik aykuttaydı.saygılar..

Selim Bayraktar 
 25.10.2010 15:37
Cevap :
Ergin Bey... "Kan değişikliği"ni, sadece "baştaki"lerin değişmesi olarak gördüm/ düşündüm. Zor zorumdaki takımı yenememek, "Nasıl olsa yeneriz, atarız" anlayışının bir sonucu olsa gerek. Lig devam ediyor. Derbileri kazanamak şampiyon olmayı gerektirmiyor. Öyle olsaydı, Fenerbahçe, sırf derbileri kazandı, Galatasaray'ı yendi diye şampiyon olurdu. İnişler, çıkışlar olacaktır. Sonucu her iki takım açısından da olağan karşıladım. Köprülerin altından dah çok su akar. Saygılar.  25.10.2010 17:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2376
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster