Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '10

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
2028
 

Girişimcinin eğitimi ve önemi

Girişimcinin eğitimi ve önemi
 

TUGGİP Çanakkale zirve afişi


16 Aralık 2010 perşembe günü TÜGGİP Türkiye Genç Girişimciler Platformu Çanakkale Zirvesinde GİRİŞİMCİNİN ÖNEMİ VE EĞİTİMİ başlığında yaptığım sunumu blogdaşların da ilgisine sunuyorum...

Sayın katılımcılar hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Ben, sunumlarımda monologdan çok katılımcıların da sorularıyla konuyu açmalarının daha dinamik, katılımcı ve etkin olacağını düşünerek GİRİŞİMCİNİN ÖNEMİ VE EĞİTİMİ başlığında düşündüklerimi çok özetle ilginize sunacağım devamında sorularınızı bekliyorum. 

Birey, sürekliliği olan iş, daha iyi iş şartları, daha iyi kazanç için risk alarak başladığı girişimcilikten sonuç alana kadar, öncelikle sosyal bir sorumluluğa başlamaktadır. Çünkü girişimcilik en küçüğünden en büyüğüne hangi ölçekte olursa olsun mutlaka yatırım gerektirir, bu durum girişimciliğin yatırım mallarına taleple başladığının en somut halidir ve böylece girişimcilik ülke ekonomisine katkıyla başlamak demektir. 

Yapılan yatırım hiç istihdam doğurmasa bile şahsen girişimcinin istihdam talebini azaltarak ekonominin yükünü eksiltmiş olur. İş üretimse hammadde tedariki yeni bir taleple ülke ekonomisine katkıdır, hizmetse istihdam yaratarak ülke ekonomisinin yükünü azaltmaktadır. Teknoloji ise zaten çağa uygun en mükemmelidir. 

Fiziki veya hizmet hangi ürün olursa olsun sonuç katma değerdir, GSMH’ dır, vergidir, sosyal güvenlik fonudur. Özetle girişimci hangi ölçekte olursa olsun risk alarak; yatırım yapar, istihdam doğurur, girdi talebi oluşturur, refah doğurur, vergi doğurur ve eğer işin tamamını olumlu sonuçlandırabilmişse kazanç elde ederek kişisel amacına ulaşır, değilse zararı üstlenmek zorundadır. 

İşte sonucunun kazanç veya zarar olduğu belirsiz olan girişimcilik yüklendiği sorumluluklarla, doğurduğu sonuçlarla bence ülkenin en önemli sorumluluğuyken alt yapısına ilişkin bir kaygı duyulmamaktadır. Birinin sanatkâr olması ustalık belgesine, şoför olması sürücü belgesine, güvenlik elemanı olması aldığı eğitim sertifikasına bağlanmışken ister salt ticari olsun isterse dahası fazlası üretici olarak vergi mükellefi olurken her hangi bir alt yapı aranmamaktadır. 

Vergi mükellefiyeti veya şirket ortaklığı olarak başlayan girişimciliğin mali, hukuki finansal sorumluluklarına ilişkin bir bilinç olmadan hatta imza hukukuna ilişkin hiçbir şey bilmeden imzayla imzalarla iş hayatının girişimcilik pozisyonuna başlamak mümkündür. Aslında bu durum bizzat girişimciden öteye bir kamu sorunudur, bir devlet sorumluluğudur. Çünkü kendi sorumluluklarının ve çıkarlarının detaylarını bilmeyen bir girişimci bir mükellef aynı zamanda Milli Servete, Milli Hâsılaya da zarar verecektir. İşte belirtilen nedenlerle ister gerçek şahıs ister şirket ortağı olarak girişimciliğe başlarken devlet zorunlu kılmasa bile girişimci kendine yetecek kadar bilgi edinmek donanmak zorundadır, aksi halde olumsuz sonuçlardan kaçınamaz. 

Bir girişimci öncellikle kendini doğru tanımlamak, elemanını doğru istihdam etmek ve doğru insanlarla iş ilişkileri kurabilmek, özetle; muhataplarını tanımlayabilecek kadar sosyal-psikoloji öğrenmelidir. Okuyarak, dinleyerek veya yaşamı algılayarak; girişimcilerin birçoğu yaşamın pratiğinden dersler çıkararak (hayat okulu ile) kendini yetiştirmektedir. Bu konuda hayat okulu kısmen işe yarasa da, mali sorumlukları, hukuki sorumlulukları, hesap tekniğini deneyerek öğrenmesi büyük zararlara neden olabilir olur. 

Belirtilen nedenlerle girişimci hiçbir eğitim almasa bile bir bankacıdan ihtiyaç duyduğu hesap yöntemleri, Mali Müşavirinden mükellefiyet sorumluluklarını, Hukukçudan özellikle imza, ticaret ve borçlar hukukuna ilişkin günlük hayatta muhatap olacağı başlıkları öğrenmek zorundadır. Aksi halde yine olumsuz sonuçlar kaçınılmazdır. 

Belirttiğim hesap ve mevzuat sorumluluklarının dışında bir girişimcinin gelecekte nerelere ulaşmak istediğini netleştiren vizyonunu, bunun gerektirdiği misyonunu (sorumluğunu), yakın gelecekte yakalamak istediği hedefleri için gerekenleri yaparken izleyeceği stratejiyi de netleştirmesi gerekir ki; bilinçli hareket edebilsin aksi halde tökezlememesi mümkün değildir. 

En özet haliyle; girişimcilik bilgi, bilinç ve sorumluluk gerektiren doğurduğu sonuçlarla bence bir toplumun en önemli sorumluluğudur. İşsizlik oranı yüksek olan genç nüfustan çokça bilinçli girişimcinin çıkması için gerekli tüm şartları oluşturulacak bir Türkiye dileğiyle herkesi tekrar saygıyla selamlıyorum. 

Kadri KANPAK – Ekonomist-İşletmeci - Girişimcilik ve KOBİ Yönetim Danışmanı. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Genç girişimciler ve işletmeciler için oldukça yararlı bir makale. Türkiye karakucak işletmecilik devrini kapatmalı. Keşke yolsuzlukların ve hortumlamaların da önü alınabilse.Ayrıca Bilinçli tüketici sorunu haksız rekabeti getiriyor.Gençlerden ümitliyiz değil mi? Yeni nesil sorunları aşacak gibi görünüyor.

Hüseyin Seyfi 
 19.12.2010 16:48
Cevap :
Muhatap olduğum kitle çok umut verciydi. Saygılar...  19.12.2010 21:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 503
Toplam yorum
: 1232
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 949
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

ICF (Uluslararası koçluk federasyonu) onaylı Profesyonel Koç’um, İTÜ-KOSGEB Sertifikalı Yönetim D..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster