Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '09

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
1007
 

Görmeyen gözlerle, Atatürk' ü resimlemek

Görmeyen gözlerle, Atatürk' ü resimlemek
 

Görmeyen gözler, bir gün Atatürkü resimleyecek...


"İnsan, hayal ettiği müddetle yaşar." Ne güzel bir söz değil mi? Ama madalyonun bir başka yüzü de var: ‘ Görmeyen gözler bile, Atatürk’ü hayal ederek resmini çizer’ Bu, kuru bir ‘Deyiş’ değil, İşte görmeyen gözlerle, Mustafa Kemal Atatürk’ü de gün gelecek, resmedecekler. Çünkü içlerde o kadar kuvvetli bir arzu var ki, buna dağlar, taşlar dayanmaz.

Görme engellilere resim eğitimi verilen tek kurum olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, onlara hiç görmedikleri, bilmedikleri dünyayı resimle tanıtıyor. Hayata resimle tutunan öğrencilerin en büyük arzusu, hep düşlerinde yaşattıkları Mustafa Kemal Atatürk’ü resmedebilmek.

Ki onlar ; Hiçbir zaman dünyayı aydınlatan güneşi, masmavi gökyüzünü, baharda çiçek açan doğayı, renklerini göremedi. Ama görmeyen gözleri, onların sıcacık yüreklerinden taşanları, umutlarını ve hayallerini, çok sevdikleri Atatürk’ ü resmetmelerine engel olamadı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelliler Eğitim ve Kültür Merkezi’nde uygulanan örnek bir projeyle resim yapmaya başlayan öğrenciler, dünyaya adeta yeniden geldi.

İlköğretim Resim Müfredatını görme engellilere uyarlayan resim öğretmeni Tolga Sakarya ile birlikte 1 ay önce çalışmalara başlayan görme oranı “0” olan öğrenciler, hayallerinde yaşattıklarını şekillendirerek kısa sürede önemli aşamalar kaydetti.

Diğer geri kalan öğrencilerin de en büyük hayali, Atatürk’ü resimlemek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelliler Eğitim ve Kültür Merkezi’nde resim eğitimi almaya başlayan ve doğuştan görme engelli olan 19 yaşındaki lise mezunu Kezban Tüney’in en büyük hayali, hep duyduğu ve kitaplardan okuduğu, büyük önder Mustafa Atatürk’ün resmini yapabilmek. Resimle birlikte hayal dünyasının genişlediğini, daha soyut düşünmeye başladığını belirten Tüney, “İlk başlarda yapamayacağımı düşündüm. Ama şimdi yavaş yavaş bunu başarabileceğime inanıyorum” diye konuştu.

Tüney’in 24 yaşındaki ablası Türkçe öğretmeni Yasemin Tüney ise ilk başlarda zorlanmasına rağmen şimdi çok rahat algılamaya başladığını ve kendi resmini yapmak istediğini söyledi. Felsefe grubu öğretmeni olan ancak rahatsızlandıktan sonra öğretmenliğe devam edemeyen Şebnem Tükel (35) de resimle hayata yeniden tutundu. Günlük yaşamına aldığı eğitimin kolaylık getireceğini söyleyen Tükel, daha önce yaptığı yağlı boya tablo çalışmalarına geri dönebilmek ve başta Atatürk portresi olmak üzere aynı tabloları yeniden yapabilmeyi arzuluyor.

Görmeyenlerin dünyaları, bizimkilerden zengin. Dokundukları her şeyin fotoğrafını onlar, en iyi şekilde çekebiliyorlar. Dünyaları, parmaklarının uçlarında şekillenebiliyor. Oradan algıladıklarını beyine götüren sinir telleri, görenlerden ayrı olarak, sanki bambaşka mekanizmadan geçerek arzuladıklarına erişebiliyor. İnsan vücudunda eksilen bir uzvun eksikliği, sanki bir başka uz’va artı şeklinde kuvvetlenerek dönüşüm yapıyor gibi. Mantıken en doğrusu da bu olmalı zaten.

Bu dünyayı onlar, parmaklarının ucu ile yaşayıp, parmaklarının uçlarıyle görebiliyorlar.

RESİMLERDE öğrencilerin, muhtelif resim çalışmaları görülüyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok dikkatlisiniz de ondan, ama haklısınız... Esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 27.01.2009 13:03
Cevap :
Teşekkürler.  27.01.2009 14:03
 

Çok zor bir durum, ama gören yüreklerin, kör bakan gözlerden daha duyarlı olduğunu ve harikalar yarattığını okumuştum. Böyle bir konu da, bizim Müfettişin gözünden kaçmaz tabii... Kaleminiz daim, görüşünüz hep keskin olsun.

Ayten Dirier 
 26.01.2009 15:30
Cevap :
Gözler görmese, yürek görür. Görmenin, hissetmenin en güzel şekli de budur. Bana hep müfettiş dersiniz. Size bakaraktan da hocam, paşam, üstat, ağam, Vs. diyenler de çoğaldı. Bu takma adlar sizlerden geliyor. Benim bu takma adlarla başım hoş değil. Epeydir diyecektim. Aha şimdi dedim. Kullanmasanız olmaz mı? Ben mütevazi bir adamım. Teşekkür ve saygılarla  26.01.2009 18:00
 

Taşınsa bu olay... Müthiş bir şey, bir an gözlerimi kapattım, ne kadar kıymetli bir organımız gözümüz. Dünyayı görüp sonradan görmemek başka doğuştan körlük bambaşka bir olay. Rengi bilmezler, bulut nasıldır, ağaç, bitki nasıldır bilmezler, ancak dokunara şeklini anlayabilirler ama rengi yine bilemezler... Görmedikleri için de diğer duyu organları daha fazla gelişiyor normalden... Güzel bir konuya temas etmişsiniz hocam, teşekkürlerim ve sevgimle...:))

Sema Sener 
 26.01.2009 11:43
Cevap :
Ne kadar duyarlısın. Böyle bir arkadaşa sahip olduğum için kıvançlıyım. Renkler evet renkler. Simaları tanır onlar. Birbirlerinin yüzlerine elleri ile dokunarak. Ya renkler? Tarifle anlatılır mı? Mesela kırmızı bir dudak diyeceksiniz. Dudağı bilirler. Elle dokunmuşlukları vardır da, ya rengi? Nasıl tarif edersiniz. Tarife sığar mı? Deseniz ki dudaklar kırmızıdır insanoğlunda? Dudak kırmızı da onun biraz daha koyusudur deseniz anlayabilir mi? Anlayamaz hayatta. O zaman tabiatın resmini nasıl çiziyorlar. Hadi diyelim denizi yaptılar. Onu su olarak nasıl gösterebildiler? İçtikleri suyu tanıyorlar. Ya deniz? Koca umman. Ya rengi? Ağaçlar... Gökyüzü... Bir muamma. Bir muamma. Selam ve sevgilerle.  26.01.2009 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 873
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster