Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
193
 

Gözlerimdeki sesler konuşuyor

Gözlerimdeki sesler konuşuyor
 

Acı yine aynı acı.. Tarifi mümkün değil.. Ve tabiki ateş düştüğü yeri yakacak yine yakıyor da.  Bugün heberler de  bir şey izledim ve bir çoğunuzda izlemiştir mutlaka. Ermenek'te ki maden faciası ile ilgili olarak. Maden de mahsur kalan işçilerden birinin annesinin "Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yapacak" ve ardından  babanın devam eden sözleri "Gitti mi benim oğlan şimdi, Saklamayın" . Ben o gördüğüm yüzü ve o gözleri hiç unutmayacağım. Şu iki cümle aslında ne kadar çok şey ifade ediyor değil mi? Bu iki cümle dolandı durdu sabaha kadar beynimde.

Soma faciası ders olmadı kimseye, Ermenek'te olmayacak ve sonrası da. İktidar, muhalefet hiç biri önemli değil şu an. İktidar olarak, muhalefet olarak, paralel olarak, medya olarak, sendikalar olarak, iş veren olarak, kısacası millet olarak sınıfta kaldık kesinlikle... Hepimiz hem de...

İşverenlerin cebi dolsun da gerisi önemli değil. Yemeklerini bile yer altında diyorlar, çok afedersiniz insani ihtiyaçlarını bile pet şişelerle gideriyorlar. Kredi borcunu ödemek, ekmek parasını kazanmak için öleceğini bile bile yerin altına gitmek ne demek..

Umut... Madende mahsur olan işçinin doğum yapan eşinin, çocuğuna iki gündür isim vermeyip kocasının gelmesini beklemesinde umut... Umut o ağlayan küçücük bebeğin sesinde... İnşallah güzel haberler alırız.. Ama saatler ilerledikçe içimden bir ses artık zor diyor..

Kader...  Bu 'kader' ne hikmetse hep lastikli ayakkabı giyenlere denk geliyor. Bu konuda düşündürücü ya..

Kısacası işçiler eylem yapacak denilse kesinlikle yetkili merciler önlem alırdı da, bu uygulamalar böyle giderse çok işçi ölecek diye bas bas bağırılırken nerede önlem, nerede yasalar, nerede yasaklar..

Ve başka üzücü bir şey  şehit haberleri. Gencecik askerlerimiz kalleşçe hem de sırtlarından vuruluyor. Yaşı daha henüz 24 hem de aşeren eşine ayva almak için pazara gittiğinde şehit ediliyor en son şehidimiz. Hamile eşinin gözleri önünde. Bizim ceddimiz silahsız bir insanla savaşmaz. Silahsız savaşılacaksa da bu savaş gözgöze olurdu.. Rakibinin gözünün içine bakarak hamlelerini yaparlardı. Arkadan vuranlar size soruyorum sizin ceddiniz kim?

Evet Türkiye olarak ışıltımızı kaybediyoruz söylenen gibi.. Dilerim bu kötü günler son bulur... Allah millet olarak yardımcımız olsun...

Ve benim gibi birçok kişinin de yaşananları gördükçe eminim gözlerindeki sesler konuşuyor..

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşte bunlar yüzünden yazamaz olmuştum sevgili Papatya Tarlası. Ne güzel anlatmışsınız siz. O askerimizi sırtından kalleşçe vuranla, işçisine can güvenliği sağlamadan çalıştıran çok da farklı değildir nazarımda. Bile bile ölüme göndermek...İnsan hayatı üstünden kumar oynayıp para kazanmak bu! Çok uzun yıllar düzelmez bu sistem. Daha çok canlar yanacak, eminim bundan. Sevgilerimle...

Retor 
 04.11.2014 11:48
Cevap :
Sevgili Aykar Hanım herşey unutulur da o annenin gözlerini unutabilecekler mi? Ya da şehit olan subayın acısına dayanamayıp belkide teselli olacak bebeğini de kaybeden genç kadının gözlerindeki acıyı.. Bunlar nasıl silinecek hafızadan ve yürekten.. Evet daha çok canlar yanacak belki de. Birlik olmak lazım, uyanmak lazım. Sevgiler..  05.11.2014 14:25
 

Adamlar kat,makam ve para peşinde....Bu rezalet de devam eder...Adalet zaten rafa kaldırıldı... Fakirler tek kelimeyle perişan...Allah yardımcıları olsun...

Abdülkadir Güler 
 03.11.2014 22:36
Cevap :
Doğru diyorsunuz Abdülkadir Bey. İnsanların adaletine hiç güvenmiyorum artık. Fakirleri korusun Allah inşallah. saygılarımla..  13.11.2014 18:05
 

Çaresizlik öğretisiyle başa geleni kadere yükleriz. İşçi kendine sahip çıkmadıkça ihmal hatalarından çektiğini kaderi sanacaktır.

Muharrem Soyek 
 02.11.2014 15:38
Cevap :
Değerli Muharrem Bey, bir bütün olarak sahip çıkmalıyız birbirimize. Yoksa bu ihmaller zinciri daha çok önümüze çıkacak, acıyla birlikte. Saygılar.  03.11.2014 13:57
 

19. yüzyıl Teksas'ı gibi olduk! İnsan hayatının değeri yok. Ölmek insan olmanın fıtratında vardır ve demek ki kaderi öyle yazılmıştır! Şu yaşadığımız olayların benzeri Japonya'da, Kore'de olsa sorumlular -bırakın istifa etmeyi- utançlarından harakiri yaparlar! Komşumuz bir ülkede ise vinç ucunda sallandırılırlar! Vatanını, milletini seven herkes "cezasız kalan acılar" karşısında derin endişe ve üzüntü duymaktadır. Ailelere tanrı sabır versin. Göçenlerin mekânı cennet olsun. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 31.10.2014 18:38
Cevap :
Değerli Ata Kemal Bey, siz bırakın harakiri yapmayı, istifa etmeyi veya cezalandırılmayı. Bir kere de doğru olunsa, kamera arkasında başka, kamera karşısında başka konuşulmasa. Ama biz millet olarak ne zaman uyanacağız bilmiyorum. O kadar sindirilmişiz ki. Canı yanarken acı yaşarken bile insanlar bizi yanlış anlamayın, özür dileriz bağırdığımız için diyorlar ağıt yakarken bile.. saygılar..  31.10.2014 20:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 1191
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 748
Kayıt tarihi
: 02.05.14
 
 

İnsanları ve yaratılmış tüm canlıları severim. Yazmak amatörce de olsa hayatımda bir süredir var...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster