Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
85
 

Gözümüze Sokulanlar ve Körlük

İnsanların diğer insanları kendilerinden daha fazla düşünmeleri takdir edilecek bir davranış şeklidir, insanları kendisinden fazla düşündüğünü iddia eden insanın nasihatten, nasihat etmekten çok daha fazla şey yapması gerekir ama herhalde kendi listesinde en ucuz şey nasihat olduğundan onlara genellikle nasihat eder.

Şunu al, şunu gör, şunu oku, şunu yap, şöyle yap, böyle davran, bunu ye, şunu yeme şeklinde özetlenecek nasihatler ve öğütlere delil göstererek tavsiyede bulunanlar ve gerçek dostlarımız haricindeki insanların tavsiyelerine nasıl harfiyen uyabiliriz? Tavsiyelerin doğruluğundan nasıl emin olabiliriz ki? Bu durum aşırı şüpheci bir yaklaşım gibi görünse de kendisi için maddi kazanç söz konusu olunca topluiğne büyüklüğünde çıkarını dahi paylaşmayan insanların kendilerinden olmayacak, kendi çıkarlarını tehlikeye sokmayacak şeyleri tavsiye etmelerinde sakınca yoktur.

Esasında tavsiye işini amatörce yapanlardan değil de bu işi profesyonelce yapanların kast edildiği açıkça belirtmek gerekir. Bu durumu iş haline getirmiş ve bunun için ciddi yatırımlar yapmış, masrafları olmuş bir tavsiyecinin tavsiyesine dikkat edilmek zorundadır. Bu tavsiyeci kimdir? Bu basitçe biz insanlara tavsiyede bulunmak üzere organize olmuş işletme veya işletme türlerinin alt, yan, üst kuruluşlarıdır. Bu durumu tespit edebilmek genellikle pek kolay olmasa da derneklerden vakıflara, işletmelerin her türlüsüne ve her türlüsünün gözümüze soktuğu afişlere çok daha dikkatli bakmak zorundayız. Tavsiyeler; Kazan-kazan önerebilirler, sadece kazan önerebilirler, sadece kaybet önerebilirler. Ancak genellikle sizinle birlikte kazananların siz tarafından sorgulanmasına izin vermeyen son derece tek yönlü hazırlanan sloganlaştırılan fikirler pek fazla soruya da cevap vermeyecek basit ifadeler, insanın gözünü, gönlünü, duygularını fethetmeyi amaçlayabilirler.

Bakmak ve görmekle duymak ve anlamak farklı şeylerdir. En nihayetinde diğer duyguların fethedilmesi esnasında da aynı şeyler geçerlidir.

Çoğu zaman görmemiz istenen nesneler veya şeyler gözümüze sokulurken bizim o gözümüze sokulan şeyleri gerçekten görmemiz mi istenir yoksa gözümüze sokulan şeyler gözümüzü kör etmek için midir? Ya gözümüze sokulmak istenen şeyler bu şeyler için oldukça uğraşılmış ise, bunun için ciddi bir emek ve masraf varsa bunu faydalı veya zararlı olarak nasıl tasnif edip de zararlılarla sınırlı olan beyin kapasitemizi boş yere doldurmamak ve kendimizi hacklenmiş duruma sokmamak için gerçekten karar esnasında birçok parametreyi kullanmamız gerekir ama genellikle bize gösterilen şeyler genellikle afiş gibi sabit şeyler değildir. Ya hareketli olup biz anlayana kadar çoktan uzaklaşmış olurlar, ya da biz hareket halindeyizdir durup bakamayız, ona vaktimiz yoktur ama beyin onu kaydeder, daha da kötüsü kendine gösterilen şeylere ikna olur veya reddeder. Ya da kör olur…

İnsan olarak hemen her an bu saldırılara maruz kalırken kendimiz dahi neden niçin karar verdiğimizi anlamaksızın hızlıca kararlar verir ve uygularız. Toplamda bize gösterilenler, gösterilmeyenler, duyurulanlar, duyurulmayanlar ve birçok algımıza yapılan gönderiler ve bunlara tepki veya kabullerimiz ise bizi biz yapar.

O halde biz kimiz?

Belki de yaptıklarımıza sadece gerekçeler uyduran, kendimizi yaptığımız şeyler için nedenler üreten dünyadaki son derece akıllı  türleriz!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1020
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 213
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster