Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Yeşim Varol İlişki ve Evlilik Danışmanı

http://blog.milliyet.com.tr/duruyasam

14 Eylül '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Güllerin savaşı

 

“Güllerin Savaşı”,  izleyenlerin aklında anlattığı durumla özdeşleşme yaratan bir filimdir.  Senaryoya konu olan “Rose” ailesinin savaşa dönen boşanma hikayesini,  ironik bir dille anlatır. Güzel hayallerle evlilik hayatına başlayan bir aşkın, boşanmaya karar verilen  noktada, menfaatler çakıştığında, nasıl savaşa dönebildiğine  dair akıllara kazınan bir örnektir.

Bu durum gerçek hayatta da çok yaşanıyor maalesef ama gerçek insanlar ve gerçek yaşamlar söz konusu olduğunda, filmdeki kadar komik olmuyor elbette. Hele bir de işin içinde çocuklar varsa savaşın tek kaybedeni karı-koca değil, üstüne çocuklar da oluyor.

Özellikle tek taraflı kararla yaşanan  boşanmalarda çocuklar ağır yara alıyor. Boşanmaya mecbur bırakılan eş, çocuklarını kullanarak, ayrılmak isteyen eşi cezalandırmaya çalışıyor. Çocuklarını göstermeyerek, çocukların kulaklarını eşi ile ilgili olumsuz sıfatlarla doldurarak eşini üzmeye, acı çektirmeye çalışıyor. Oysa bu formüllerle esas ağır yarayı alan eş değil çocuklar oluyor. Örneğin,  çocuklarını göstermeyerek kocasını  cezalandırmaya çalışan anne, çocukların da babayı görmeye ihtiyacı olduğunu unutuyor.  Aklına gelen türlü sıfatla eşini şikayet ederken,  çocukların gözünde “kötü koca” ile “kötü baba” kavramlarının karıştığını fark etmiyor.

Bir dönem sonra anne ve babanın sinirleri soğuyor, herkes kendi hayatına adapte oluyor, kabulleniyor. Ancak günün  sonunda örselenen, zarar gören çocuklar oluyor.

Boşanmaların büyük bir yüzdesinin çocukların küçük olduğu dönemlerde gerçekleştiğini de işin içine kattığımızda, tablo daha da  tedirgin edici. Özellikle 0-6 yaş döneminin, çocukların kişiliklerinin oluştuğu dönem olduğunu, bu dönemde yaşanan travmaların, ömür boyu zarar verebilecek hasarlar açtığını unutmamak gerek.

Boşanmak da evlenmek kadar doğal ve hayatın içinden. Ancak karı-koca durumundan ayrılmak demek, anne ve babalıktan da ayrılmak anlamına gelmiyor.  İlişki dediğimiz şey ,iki kişi arasında yaşanır ve biterken de iki kişinin arasında olmalıdır.

Evlilik mutlu da sürse  mutsuzlukla da bitse, en büyük kazanç çocuklarımız. Bunu hiç unutmamalı  ve  çocukları  ayrılık savaşlarından  korumalıyız.

 

Sevgiler

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir de kadınlara sorsalar 'niye göstermiyorsun çocuğunu?' diye.Acaba babanın çocuğuna 100-150 lira gibi komik bir nafaka vermesi mi,kadını evine dahi sokmadan babasının evine yollayıp eşyalarının bir kısmını karga tulumba yollamasımı,çocuğunu kesinlikle arayıp sormamasımı,eşiyle olan en özel problemleri dahi tüm sülalesine anlatmasımı,karısının veçocuğunun birkaç tane altınını saklayıp boşanırsan veririm demesinimi...Bu daha çook uzuyor böyle.Burası ataerkil bir toplum ve malesef boşandırılan kadın da çocuğuyla birlikte daha çok mağdur oluyor.Çünkü boşanmak çok kolay erkeğe hiçbir şey olmuyor.Tek kelimeyle kadını babasının evine veya sokağa atıyor veya gidiyor.Sonrada kadının binbir üzüntü ve acıyla büyüttüğü çocuğunun o baba kelimesine layık olmayan insana göstermemesi pek hoş görülmüyor.Lütfen olaya kadın penceresinden bakalım biraz da.O baba zaten çocuğunu çok sevse onu görmesi hiç zor olmaz..

nur keskin 
 10.10.2011 1:58
Cevap :
Çok haklısınız. Zaten bütün sorun taraflardan birinin yanlış davranışlarıyla başlamıyor mu? Ne yazık ki tüm bu savaştan en çok etkilenen yine çocuklar oluyor.  13.10.2011 11:26
 

Bireysen her şeyin tadı var. İlişki de öyle. Özel alanın, hayır hakkın, yalnızlık hakkın var. Ama sadece kendine değil, ötekinin bu haklarını da tanıyacaksın. Ama bir evlilikten bunları beklemek, elmayla armutu karıştırmak gibidir. Evlilik ilişki değil, cinselliği baskı altına alan ve toplumu buna göre düzenleyen sosyal bir kurumdur. İlişki olmayan bir şeyden sahip olamayacağı şeyleri beklememek gerekir. Adam tapulu malım diye bakar, çünkü evlilik öyle tarif edilir, tapulu malı olursa, kadının özel hayatı mı olurmuş! Kadın da aynı şekilde, adamın başka kadınlarla şu ya da bu şekilde bir bağı olmasına tahammül edemez, çünkü ona öyle belletilmiştir.

Erdal Aydın 
 20.09.2011 20:31
 

Genel olarak fikirlerinize katılıyorum. Şerh koyacağım nokta ise özellikle sosyal ağlarla ilgili tecrübelerin evlilikleri sarsması olgusu. Evlilikler sarsılıyorsa demek ki sosyal ağlarda olup bitenler çok da masumane şeyler değil. Buradan temel bir ayrıma ulaşıyoruz; kişiler evli olsalar bile sebebi gerek kendini tatmin olsun gerek başka birşey olsun erişimin kolay olmasından dolayı özellikle sosyal ağlar üzeriden karşı cinsten başka insanlarla yakınlık kurabilir mi kuramaz mı. Bu özel alana girer mi girmez mi. Buyrun.

Buz Adam 
 20.09.2011 13:31
Cevap :
Merhaba Çok doğru bir noktaya dikkat çekmişsiniz. Bana göre sosyal ağlardaki flörtlerin sokaktaki flörtten hiç bir farkı yok. Çok iyi biliyoruz ki niyetinde olan için sosyal ağla başlayıp buluşmalarla reele taşınıyor zaten. Dolayısıyla bilgisayar karşısındaki flörtleri masum görmek mümkün değil. Sevgiler  21.09.2011 9:53
 

Merhaba Yeşim Hanım, evliliklerde maalesef yapılan hata kişiye özel bir durumun kalmaması.Çiftler öylesine bir yok olma mücadelesi yapıyorlar ki Şaşmamak mümkün değil. Halbuki biraz özenle hayat daha bir güzel hale gelebilir. Aksi durumlarda ise sonuçları görmek zor değil...Mutlu kalın...:)

Ayşegül HAYVAR 
 15.09.2011 23:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 170
Toplam yorum
: 164
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2259
Kayıt tarihi
: 13.05.09
 
 

Davranış Bilimleri Uzmanı, İlişki ve Evlilik Danışmanı, Kurumsal Eğitmen ve Danışman Kitapları; U..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster