Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '07

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
585
 

Günah keçileri (!)

Günah keçileri (!)
 

Çukurova Üniversitesinden 5 öğretim üyesi bir ilaç firmasının ilaçlarını yazmak karşılığında maddi destek istemişler. E-mail yoluyla kayda geçen bu istekler, Türk Ceza Kanununa göre görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirildiğinden Asliye Ceza mahkemesinde yargılanacaklar.

Milliyet’in bugünkü haberleri arasında yer alıyordu bu haber. Hem üzüldüm hem de acıdım bu günah keçisi öğretim üyelerine(!) Üstelik istekleri de pek masum geldi. Bilimsel kongreye katılma, dergi, laboratuara kit vb.

Ben bu öğretim üyesi arkadaşları suçlayamıyorum. Sistem bu şekilde kurgulanmıştır. Yıllardır sağlık sistemini liberal politikaların uygulanma alanlarından biri olarak gören anlayışın geldiği noktalardan birisidir. Tercih edilen ekonomik ya da sosyal sistemler ahlaki ve hukuksal denetim mekanizmalarını da oluşturabilmelidir. Yoksa ya bu çarkın dişlileri arasında ezilirsin ya da bu çarkın yağlayanı olursun.

Üstelik bu öğretim üyesi arkadaşlar yaptıklarının ayıp, suç, etik olmadığını da düşünmemektedirler büyük bir olasılıkla, yoksa yaparlar mı? Zaten yıllardır herkes yapıyor, herkes bir şeyler koparmaya çalışıyor, alıyor, onlar neden almasın ki (!) İlaç firmaları çok zengin, birinden birinin ilacını da yazacak sonuçta, neden bundan faydalanmasın. Düşünce ve anlayış budur.

Türkiye de ilaç sektörü; milyar dolarlık bir pazara sahiptir ve bu pastadan pay kapmak için her yolu mubah gören bir anlayışın yolları temizlenmiş, taşları ayıklanmıştır.

Bundan 7–8 yıl önce belki hatırlayan olur, gazeteler geniş yer vermişti çünkü bir ilimizin Tabip Odası genel sekreteri bir basın açıklamasında, bazı ilaç firmaları çalışanlarının işi çok abartarak Nataşa adı verilen hizmetleri bile doktorlara sunduklarını açıklamış ve bunun artık önlenmesi gerektiğini dile getirmişti. Çok uç bir iddiaydı ve inanılır gibi değildi. Rüşvetin belgesi olmadığı gibi bunun da kanıtlanması mümkün değildi ama yaşayanlar ve şahit olanlar bunun gerçek olduğunu bilirler. Ben gerçek olduğuna inanıyorum, o sırada bu doktor arkadaşla birlikte çalışıyordum. Sonuçta ne oldu? Sağlık Bakanlığı doktor arkadaşımıza soruşturma açtı. Yoğun tepkilerle karşılaştı ve Tabip Odası genel sekreterliğinden istifa etti. Sonra konu kapandı.

Tabiî ki bu ilaç firmalarının böyle bir pazarlama politikası yoktur, çalışanların işgüzarlığıdır ama dağıtılacak para ve hediyeler için bir bütçe ayrılmış mıdır?

Çalışanlar belirli bir kotayı tutturmaları için yoğun baskı altında mıdırlar?

Eğer tutturamazlarsa, iş güvenliği ile ilgili kaygıları var mıdır?

5–6 yıl deli gibi çalışıp, her türlü özveriyi gösterdikten sonra, satışlardaki düşüklük nedeniyle veya başka bir sebeple kendilerini kapının önünde bulabilirler mi?

Ve böyle bir psikoloji ve baskı altında çalışan bu insanların arasından, hiç de ahlaki olmayan teklif ve hediyelerle pazarlama stratejisi izleyen kişiler çıkabilir mi?

Bu hediyeleri cazip bulan “amaaan ne olacak be” diyen meslek erbabı, kötü doktor mudur?

Cevapları ben vermiyorum.

Aile hekimliğine geçen illerde her aile hekimi, kendi muayenehanesini açtı. Bazıları da sağlık ocaklarının odalarını kiraladı. Her doktorun, masa, sandalye, muayene masası, stetoskop, etüv, bilgisayar gibi, yani bir muayenehane için gerekli olan bir sürü şeye ihtiyacı var. Boyalar badanalar yapıldı, kapılar pencereler değişti. Peki, paraları nereden çıktı bir araştırılsın bakalım. Bunların büyük bir çoğunluğunu ilaç firmaları karşıladı.

Çok iyi biliyorum bundan 2–3 yıl önce prensibim değil diyerek ilaç firma çalışanlarından bir simit yemeyenler bugün aile hekimliğine geçince kişilik değişimine uğradılar. Neredeyse tuvalet kâğıtlarını bile ilaç firmalarına aldırıyorlar.

Tamam, aldırsınlar iyi güzel de, karşılığı ne olacak.

Sonuçta Çukurova Üniversitesinden 5 günah keçisi yakalandı.

Ne ayıp, hiç kongreye gidiş masrafları ve dergi istenir mi ilaç firmalarından?

( Yazdıklarım bütün ilaç firması çalışanlarını ve doktorları kapsamamaktadır. Zaten yapanlar kendilerini biliyor saklı gizli de değil. İlaç firmalarında çalışan arkadaşlarımın nasıl zor koşullarda çalıştığını biliyorum, doktor arkadaşlarımız da sistem içinde kendilerine bir yer bulma mücadelesinde. Yazılanlar onların şahsından ziyade sisteme yönelik eleştirilerdir.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

en önemli sıkıntılarından biri olan doktor-ilaç firması ve hasta ilişkisi.Ben de sağlık hizmeti veren sosyal güvenlik kurumunda çalışmam ve hukukçu olmam nedeni ile yıllardır konunun içindeyim.Tek çözüm insanın etik değer anlayışı gibi gözüküyor.Sevgiler.

hayat güzeldir 
 11.08.2007 21:19
Cevap :
Sevgili Şükrüye bence ülkemizdeki etik değerler geriye dönüşü çok zor yaralar aldı.Onarımı için de, hem devlet katında hem de toplum olarak ilk önce farkında, daha sonra da istekli olunması gerekli.Ben bu farkındalığı ve isteği göremiyorum.Umarım gelecek günler daha iyi olur.Sevgiler.  11.08.2007 23:47
 

Mesela bu satış elemanları başka Avrupa ülkelerinde çalışıyor mu? Zamanında bir arkadaşım çalıştı bu şirketlerin birinde. Bir pazar günü telefonu çaldı, karşıdaki doktordu, falanca yerde 8-9 doktor yemek yiyeceğiz hesabı öder misiniz? Yazınızda dediğiniz gibi doktorlar bu olayı normal karşılamaya başlamışsa asıl sorun orda. Zaten ülkemizde devleti soyanlar için "Yedi ama hizmette yaptı." görüşü yaygın. Yolsuzluğun büyüğü-küçüğü-masumu-vicdansızı olmaz. Yolsuzluk yolsuzluktur.

Eşit Ağırlık 
 11.08.2007 1:26
Cevap :
Bu durum sektörde çalışan herkes tarafından biliniyor ve bu tür alışverişler yapılıyor. Dediğiniz gibi yıllardır artık normal karşılanmaya başlandı.Ben de bu nedenle haberi okuyunca güldüm."buldular günah keçilerini " dedim.Güleriz ağlanacak halimize hesabı:))  11.08.2007 23:37
 

Tijen Hanım, yazınızdan olumsuz bir yargı çıkıyor sanırım.. Tıp mesleğini uygularken bağlı kalınması gereken ahlaki değerleri etik kuralları belirleyen bir bilim dalı var biliyorsunuz.. Yazınızda anlattığınız ilişkileri mübah görmek/göstermek bilime karşı olma gibi bir durum ortaya çıkarır bence.. Herkesin yaptığı bir yanlıştan bir kaç kişinin sorumlu tutulması ya da yanlışın küçüklüğü ona masumiyet kazandırmaz.. Sizin masumca bulmadığınız bir şeyi bir başkası masum bulabilir.. O yüzden bilimin söylediği kesin ve kafa karışıklıklarını önleyicidir.. Bahsettiğiniz ve haklı olduğunuzu düşündüğüm "etik değişim" süreci mesleğin erozyonunun bir başka alanda tezahürü işte.. Sonuçta kimin ne aldığı verdiği değil bu alış verişin bilime aykırı olduğunun savunulması gerekliliğidir diye düşünüyorum.. Sevgiler..

Serdar Özdemir 
 09.08.2007 10:37
Cevap :
Serdar bey,aslında bu 5 öğretim üyesi konusundaki düşüncelerimi yazarken ironik bir dil kullandığımı düşünmüştüm. Hatta diğer yorumlara olan cevaplarımda da.Fakat vurgular konusunda yeterince başarılı olamamışım:)Sonuçta olumsuz bir yargı çıkmış olabilir.Haklısınız.Anlatmaya çalıştığım ilişkileri mubah görmüyorum.Sonuçta vurgulamak istediğim; izlenen yanlış sağlık, ekonomik ve kültürel politikaların meslek etiği, deontolojiden habersiz meslek çalışanları ürettiği idi. Katkınız ve uyarınız için teşekkür ederim.  09.08.2007 11:52
 

İlaç firmaları ve hekimler arasındaki ilişki ne yazık ki kişilerin vicdanı ve kendilerine olan saygılarıyla paralel gitmektedir. Ben de çevremde etik dışı bir çok ilişkiyi üzülerek ve onlar adına utanarak gözlemliyorum. Sağlık hizmeti verdiğimiz birimlerin ihtiyacını gidermek amacıyla ( Tansiyon aleti, steteskop, glukoz ölçüm cihazı vb gibi) ben de ilaç firmalarından istekte bulunmuşumdur. Ancak hiçbir ilacı yazacağım konusunda pazarlık yapmadım, yapmam da. Tatil, evine klima aldırtma, hatta kutu bazında yazdığı ilaçtan para alma gibi davranışlar ise maalesef halen sürmekte. Bu kirli ilişkilerin meslek onurumuz ve kişisel gururumuz açısından çok zararlı olduğunu düşünüyorum. Sevgilerimle...

Yeşim Özdemir 
 08.08.2007 11:10
Cevap :
Yeşim hanımcığım, burada ben bu tür ilişkilere yol açan sistemin eleştirisini yaptım.Biz ekonomik ve kültürel kalkınmasını tam olarak gerçekleştirmemiş bir ülkeyiz.Böyle bir ülkede ekonomideki ve sosyal sektörlerdeki liberal politikaların böyle sonuçlar doğurmasından daha doğal ne olabilir ki? Sistem henüz gerek ahlaki gerekse hukuksal denetim mekanizmalarını oluşturamamış. Aynı şeyler okullarda veya başka kurumlarda da yaşanmakta.Yozlaşma yaşanıyor fakat bunun ahlaki bir yozlaşma olduğunun sistemin içindekiler farkında değil.Bu ilaç şirketleri milyarlarca lira kazanıyor tabi ki sağlık hizmetleriyle ilgili katılımları, sosyal yardımlar projeleri olsun ama olayı çirkinleştirmeden değil mi?Ben sizin duyarlılığınızı biliyorum ve katkınız için teşekkür ediyorum.Sevgiler:)  08.08.2007 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 955
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2641
Kayıt tarihi
: 03.04.07
 
 

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR. 9 Eylül Ünv. İşletme mezunu, 9 Eylül Ünv.Sosyal Bil. Ens.Sağlık Kurumla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster