Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '10

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
478
 

Güneşe bakabilenler

Güneşe bakabilenler
 

O El, Alın'ın topladığı Bütün Işık'ı tutarak Yol'unu aydınlatmakla kalmayacak...


Elini alnına götürünce
Güneşin ona sunduğu
O sıcak ve ışık dolu
Zerrecikler
Bugün de
Elinin ayasına
Sürülüverdi.

Her gün,
Güneş’in
Müşfik ve aydınlık
Umudunu
Hep yeniden
Ve hep yenilenerek
Onun eline sunuyordu.

O, alnının çizgisince
Yürüdüğü kadar
Elinin gücünce de
Gece ve Gündüz
Yol alıyordu.

En fazla da
Elinin alnıyla buluştuğu
An’ları severdi:
Günden Geceye
Geceden Güne
Tılsımlı bir geçişti
Eliyle alnının buluşması.

Alnı ona
Yolun sonsuzluğunu
Haber verirken
Eli
Yolunun derin ve asil
Anlamını
Müjdeliyordu.

İşte yine
Elini alnına götürdü:
Yürekli olanlara
Yürekli
Bir işaretti
Bu…
Güneşe bakabilenler
İçin
Büyük bir işaret…

Alnına değdiği an’da
Güneşin ona verdiklerini
Kendi Alnında
Derleyişin
Sıcaklığıyla
Eline aldı.
Eline geçen ışık demetleri
Günden Geceye
Uzanan
Yıldız Kümeleri idi
Artık.

Ya da
Ya da sanırdınız ki
Binlerce rengin dans edişiyle
Gün Işığı’ndan
Ay Işığı’na
Süzülüşle
Finalde
Deniz’e yansıyan
Sayısız Yakamoz’u
Toplamıştı elleri.

O,
Alnına ve ellerine
Güvenirdi.
O,
Alnındaki ve elindeki
Yol’a
İnanırdı.
O,
Alnının ve elinin
Çizgilerindeki
Derinliğin ve Gizemin
Gücünden
Güç alırdı.

O,
Alnına ve eline
Gece ve Gündüz
İlham veren
Hakikat’in Kudret’ine
Gönülden
Bağlıydı.

O,
Eli kadar O’na uzanan bir El’in
Alnı kadar O’na dönük bir Alın’ın
Yüreği kadar O’nla atan bir Yürek’in
Varlığını
Varlığında duyardı.

O,
Tek ve Bir
Hissedilen
Deniz’i ve Yakamoz’u
Tanırdı…

Elinde tuttuğu
Benzersiz
Renk Demeti
Bir Deniz dolusu
“Yakamoz Düşler”i
Yol’un
Yürek’in
Alın’ın ve El’in
Sağlamlığının
Deliliydi çünkü.

Hepsinde de
Aynı Işık
Vardı:
Eline ve Alnına
Dolan ışık.
Ele ve Alına
Dolan ışık.
Işık!
Işık, nereden geliyordu?
Işık, neye benzerdi?
Işık’a bu
Bitmez tükenmez
Enerjiyi veren
Eli ile Alnı arasındaki
-Eller ile Alınlar Arasındaki-
O doyumsuz yolculuğu
Her an
Her saniye
Yaşama
Arzusu ve Cüretine
Sahip
Yüreğiydi şüphesiz.
Böylesine Yürekli
Yürekliyi
Görürdü Perdesiz.

Öyle bir yürek
Atıyordu ki
Canına Can katan bedeninde
Alnının ve Elinin
Sırrını
Anlayabilmekten öte,

Alnına bakan Alnın
Elini tutan Elin
Gizemine de
Erebilecek
Azimde ve cesarette
Yol alıyordu
O Yürek…

Elini alnına götürdü;
İşte, şu an!
Günün
Tam ortasındaydı.
Alnındaki ışık
Güneşin ışıklarından aldığı
Feyzle
Daha da çok
Daha da tok
Parladı.

Eli alnına gelirken
Cesur Yürek’ine
Uğradığı için
Hem daha sıcak
Hem daha
Kararlıydı.

O El,
Alnın topladığı
Bütün Işık’ı tutarak
Yolunu aydınlatmakla
Kalmayacak;

Kendi çizgileriyle
Güçlendirerek
Günden Geceye
Dönüşte
Bile
Ruhun Denizindeki
Her bir yakamoza
Aydınlık, Güç ve Bereket
Taşıyacaktı…

Eli alnında
Gezinirken
Ruhun Tüm Renkleriyle
Yoluna çıkan
Yolcunun
Alnını ve Kalbini
Gördü
O an.
İki denizin birleşmesi gibi
İki alnın da
Aynı yolda
Aydınlandığını anladı
Yüreği…

Denizlerin buluştuğu
Şu parıldayan an’da;
Günün yerini
Geceye
Seve seve
Terk ettiği
Bu demde;
Güneş de
Ay’la
Nöbet değiştirdi…
Bu nöbet
Art arda
Geliş değil
Yan yana
El ele
Bir duruştu…

Gün Işığı
Nasıl ki
Alınların, ellerin, yüreklerin
Ve de
Buluşan Deniz(ler)in
Can(lar)ın
Yol(lar)ın
Gerçek Çizgilerini
Mertçe
Açığa çıkarıyorsa;

Ay Işığı da
Bir olan Deniz’in
Üzerindeki Yakamoz(lar)la
Alınların, yüreklerin, ellerin
Ve de
Birliği Duyan
Can’ın Canan’ın
-Onların Tek Yol’unun-
Gece ile sarmalanmış,
Yalnız ikisine ait
Muhteşem Rüya’nın
-Sonsuzluğa kanat çırpan-
Mükemmel Geleceğini
Aydınlıkla
Örüyordu…

Düşle Gerçeğin
Ayırt edilemediği
O Mucizevî
An’da,
O Muazzam
Tek Çizgide;
Canın eli Cananın eliyle
Canın alnı Cananın alnıyla
Canın yüreği Cananın yüreğiyle
Birleşince
Canın yolu Cananın yoluyla
Canın düşü Cananın düşüyle
Canın gerçeği Cananın gerçeğiyle
Canın denizi Cananın deniziyle
Büyüdü...

Güneş Ay’la
Gündüz Gece’yle
Gerçek Düş’le
Alın Alınla
Işık Yakamozla
Tanışınca
O an;
Bir El’den Bir El’e
Uzanan
İki Can da
Gülüverdi.
O an,
İki Can
Alınların ve Ellerin
Çizgilerindeki
Derinliğin ve Gizemin
Gücüne
İnandı…

Hakikatin Kudreti ile
Gönülden bağlanan
İki yürek
Tek Yürek olup
Atarak,
Alınlardaki parlaklığın
Güveniyle
Finalde
Denize yansıyan
Sayısız yakamozu
Elleriyle
Topladılar…

Yürekli olanlara
Yürekli
Bir işaretti
Bu…

Güneşe Bakabilenler
Elleri Alınlara
Götürünce…

Yegah Elif Mirzade

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elif Hn. yazdıklaınızın şiir ya da deneme olması benim için önemli değil...Önemli olan içeriği, anlatmak istedikleriniz.Bunun üzeride niçin durma ihtiyacı duydunuz ki...

pinar öner 
 02.11.2010 19:28
Cevap :
Teşekkür ederim Pınar Hanım...Yazdıklarımın içeriğini önemsediğiniz için...Yazar ya da Şair için "biçim" de önemlidir.Birkaç kez düzeltmeme rağmen kategorim düzelemeyince, siz okuyucularımdan aldığım destekle biçimimi duyurmak istedim yalnızca.Sizinle doğrudan bir ilgisi yok.Selam ve saygı ile.  03.11.2010 8:45
 

Evrenin, insanın, duygunun ve Hakk'ın epik destanını okumuş gibi oldum. Su gibi aktı gitti. Emeğinize, bilincinize sağlık. Selamla, derin saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 31.10.2010 23:58
Cevap :
Evet...Hakk bilincimizi bâkî, yaşantımızın her an'ını destan etsin. Teşekkür ederim.Selam ve saygı ile.  01.11.2010 7:20
 

Tertemiz olursa eğer,ışıklı eller ve alınların yolu birlik denizinde biter...Güzel şiiriniz için teşekkürler Elif Hn.Sevgi ve selam ile.

pinar öner 
 31.10.2010 9:24
Cevap :
Bütün emelimiz alınların parlaklığıyla yürekli bir yolda yürüyebilmektir.Pınar Hn.,yazım bir DENEME'dir.Nedense,Şiir kategorisinde yayınlanmıştır."Güzel" bulduğunuza sevindim.Teşekkür ederim.Selam ve sevgi ile.  31.10.2010 14:03
 

Hakikatin kudretini idrak eden yüreklere yol göstermiş denemeniz Rana Hn. Ama unutmayın ki, tek yüreğin iki yürek gibi attığı da vakidir. Düşünmek gerek! Güneşe bakan hangi yürektir? Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 30.10.2010 21:09
Cevap :
Hakikat'in Kudret'ini idrak edip de,El'ini Aln'ına götürerek "Güneşe Bakabilenler" YAZI'mın bir DENEME olduğunu görüyorlar.Öncelikle, yazımın türünü gören ve anlatabilmemde bana destek olan Yüreğinize teşekkür ederim Ata Bey.(Yazım bir DENEME'dir.)Yüreğiniz (ellerin ve alınların aynı "an"larla ve aynı ufukla aynı yolda parladığı Tek Vak'a ile)tanıştığı yüreği içine alır,tek yürekte iki yürek atar o an.Ve emindir ki, içine sessiz bir vakarla aldığı O Yürek de; "aynı demde,aynı yolda aynı vakarla" yüreğinizi içine almıştır.Öylesine BÜYÜK VE ANLAMLI birer yürek olmuşlardır ki MANZARAYI GECE GÜNDÜZ KAPLAYAN O TABLODA "Yekpare Yüreğin Kalp Atışlarına" ilham ve güç veren "ben isimli" yüreği çoktan unutmuşlardır.Güneşin Ay'da,Ay'ın Güneş'te var olduğunu görerek"Yürekleri yürekler içinde erittikçe" büyüyen TEK YÜREĞE sahip olan bu yüce gönüllüler için "Güneşe Bakmak" işten bile değildir:Sessiz ve derinden, alınları açık elele duruyorlarsa YÜREK an'ı yakalamıştır;Bakış-lar kararlıdır.Sevgiler..  31.10.2010 10:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 901
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 729
Kayıt tarihi
: 21.07.09
 
 

“Yazı yazmak” bir Yürek Yolculuğudur. Okumak ve yazmak bana Edebiyat alanının kapılarını açtı… Ed..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster