Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
330
 

Güzel bahçe

Güzel bahçe
 

Aslında öylesine fakirdim ki çocukken, öğrenciyken ve de gençken, çalışma yasağım olması sebebiyle, yağının suyunu çıkarıyordum hayatın!  İlkokuldayken kola alacak param olmadığı için --pek sevmesem de tadın-ı soda içiyordum çünkü boğazımda aynı etkiyi bırakıyordu. Ya da anneme doğum günü hediyesi alabilmek için haftalık simit paramı(harçlığımı) bir ay evvelinden depozite etmeye başlardım mağzada ve doğum günü geldiğinde hem borcumu bitirmiş, hem de hediyeyi almış olurdum! 

Hayatın suyunu çıkardım:

Çalışma yasağım olduğu için 5 yaşında çağrıldığım Şaban bakkalda çalışamıyordum. Aynı şekilde kumar diye misket(cille) oynamam yasaktı! Dolayısıyla oynayamadım.

Ben hep değişik bir yöntem geliştiriyordum. Mesela annemlerin eve aldığı büskivileri yeniden paketleyip onlardan habersiz dışarıda satıyordum. Ve babam her seferinde bu büskivilerin bu kadar kısa sürede nasıl tüketildiğini sorardı. Böyle işte!

Herkese bisiklet alınıyordu. Oysa bana yıllarca alınmadı ve ben her seferinde başkasından rica etmem gerekiyordu bisiklete binmek için... Ta ki babam 82 yılında Amerika'ya gidip HUFFY marka bisikleti getirene kadar!

Geç sünnet oldum; yaşım 11, boyum 155 cm idi. Tabii düğünsüz ve cemiyetsiz bir sünnetti... Operasyon sırasında hemşirelerin sayısını hatırlamıyorum. Ve o zaman ne seyrettiklerini anlamamıştım...

1980 yılında 8 yaşındayken yüzmede 12 yaş grubunda Ankara 3.sü olmuştum. Yaşıtlarım 25 m yüzerken, ben de 50 m yüzmüştüm. Peşimde kulüpler koşuyordu. Annemler izin vermediler!

Yine 1980 yılında Gülseren öğretmenim, annemlerden habersiz, Ankara’da, Çankaya’da, bir eve götürdü. İçeride bir sürü aileler ve çocukları vardı. Ve piyanonun başındaki şişman ve papyonlu amca her seferinde farklı bir notaya basarken ben de o notayı sesimle taklit ediyordum. Ve Gülseren hocama bu çocuğu istiyorum dedi ve annemler göndermediler!

1983 yılında Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği Basketbol kursuna dahil oldum. Benim gibi 300 çocukla beraber 1 ay eğitime tabi tutulduk. Ay sonunda sınavlar yapıldı ve daha sonra kararlar açıklandı. Ben Anıl Şakir Yiğit, 300 öğrenci arasında 2. seçildim. Basketçi de olamadım yine aynı sebeple!

Ama sınıf birincisi, ikincisi ve üçüncüsü olmayı sürdürdüm yıllarca! Yıllarca Rüştü’den daha iyi bir kaleci ki lakabım Schumacher’di, 178 cm’lik 80 cm sıçrayan pivot, iyi bir tenisçi, voleybolda iyi bir orta oyuncusu, en hızlı yüzücü, 100 m.yi en hızlı koşan atlet, 5.85 m kendi tekniğiyle uzun atlayan bir sporcu, 20 m.den çivileme, 10 m.den balıklama atlayabilen bir diver oldum...

Yunus’un tabiriyle müthiş bir vücuda sahiptim! Ama gençken eksik olan tek şek özgürlüğümdü. Çünkü annem ne yapar, eder, bana yasaklamayı başarırdı. Babam motorsiklet alacaktı ancak annem onu da engelledi ve yasakladı. Babam uzun saçlarımı yasakladı. Askeri yurt sakal bırakmamı yasakladı. Yıllarca olmayan ceketimle – yani babamın bana hafif küçük gelen ceketleriyle- orduevlerine, annemlerle, kravat mecburiyetiyle girdim....

Bugün niye özgürlüğüme bu kadar düşkün olduğumu anlamak çok da zor olmasa gerek!

Ben hayatımın suyunu çıkardım!

Yoktan, yokluktan, bugünleri var ettim. Derslerimde her zaman en başarılı oldum. Sınıfın her zaman en zekisi olmaya çalıştım. Ve bugünlere geldim! Buralara gelirken BİR KEZ BİLE YALAKALIK ETMEDİM!!!!!!!!!!

HER ŞEYİ AMA HER ŞEYİ ELLERİME BORÇLUYUM. YILLARCA TOPRAĞA BU ELLERLE TÜNEL AÇTIM VE SONUNDA KAÇMAYI BAŞARABİLDİM BANA ÖRÜLMÜŞ HAPİSHANEDEN!

VE NİHAYET BUGÜN İTİBARİYLE ÖZGÜRLÜĞÜME KAVUŞTUM!

ARTIK RUHUM DAHİL HER YERİM SON DERECE ÖZGÜR!

ARTIK GERÇEKTEN BEN BENİM!

GÜZEL BAHÇEMDE MUTLU-MESUT YAŞIYORUM VE ARTIK BANA KİMSE ENGEL OLAMAZ!!!!

VE EN SONUNDA NİHAYET!!!!!

 

 

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anıl sen bana bakma ve burada da özgürce yaz. Bunu özellikle rica ediyorum. Sen ısrarla Yunus diye yazdığın için olsa gerek blog yazarı Erol Işık bir bloğuna yazdığımı yoruma verdiği yanıtta "Katkılarınız için teşekkür ederim Yunus" diye yazmış. :-)))Şaka mıydı yoksa sonunda yakaladım seni tarzında bir muziplik miydi bilmiyorum ama bunun nedeni sensin. Ama sana hiç kızmıyorum. Annen ve baban onlara hala saygı ve sevgi göstermenin değerini biliyorlardır eminim. Sevgiler.

Güz Özlemi 
 28.10.2013 23:23
Cevap :
şakadır ve geçicidir. bir de sevildiğindendir; iftihar et...  29.10.2013 5:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1639
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 276
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster